1922’nin 26 Ağustos sabahı Kocatepe’de atılan ilk top, yalnızca Yunan işgaline değil, Anadolu’yu parçalamak isteyen bütün emperyalist planlara bir meydan okumaydı. Mustafa Kemal Paşa ve silah arkadaşları o sabah, bağımsızlığı hiçbir masada dilenmeyecek, hiçbir yabancı elin önünde eğilmeyecek şekilde ilan ettiler. Onların yürüttüğü hesap, teslimiyetin değil direnişin hesabıydı.
Bugün hâlâ aynı soruyla karşı karşıyayız: O top sesinin bağımsızlık haykırışı mı olacağız, yoksa pazarlık masalarında imzalanan sessiz esaret kâğıtları mı?
27–28 Ağustos: Afyon’un Alınışı, İradenin Dönüşü
Afyon’un alınması, yalnızca bir kentin kurtuluşu değil, milletin iradesinin geri dönüşüydü. Halk açtı, yoksuldu, ama özgürlüğün yokluğuna asla boyun eğmedi. O günlerde Anadolu’nun köylüsü cepheye ekmek, kadını ise sırtında cephane taşıdı, çocuklar yalınayak koştu. Bugün aynı halkın torunlarına yoksulluğu kader diye dayatanlara karşı, 30 Ağustos’un anlamı şudur: Kaderin efendisi halkın ta kendisidir.
29 Ağustos: Kaçanların Ardından, Kaçanların Bugününe Karşı
Yunan ordusu köyleri yakarak kaçıyordu. Peki bugün kim yakıyor bu halkın umutlarını?
O gün işgalciler Anadolu’yu teslim almak istiyordu, bugün küresel sermaye, yerli işbirlikçileriyle aynı şeyi yapmaya çalışıyor. Bir zamanlar Yunan ordusunun arkasına gizlenenler vardı; bugün IMF raporlarının, NATO direktiflerinin, büyükelçilik brifinglerinin arkasına gizlenenler var.
Mustafa Kemal’in “Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz’dir, ileri!” emri bir askeri talimat değildi; bugün hâlâ kulaklarımızda çınlayan bir siyasal uyarıdır: Yolunuz bağımsızlık değilse, ihanetin yolundasınız.
30 Ağustos: Dumlupınar’ın Hesabı
30 Ağustos 1922, emperyalizme ve işbirlikçilerine kesilen faturadır. Bir millet, “Bizi yönetemezsiniz!” dedi. Ama aynı milletin torunları bugün, yabancı üslerle, yabancı şirketlerle, yabancı anlaşmalarla esir edilmek isteniyor.
30 Ağustos bize şunu hatırlatır:
• Eğer ekonomi yabancıların elindeyse bağımsız değilsin.
• Eğer siyaset dışarıya bağımlıysa bağımsız değilsin.
• Eğer adalet güce boyun eğmiş ve de dış telkinlerde aranıyorsa bağımsız değilsin.
Bugüne Düşen Pay
30 Ağustos’u kutlayan ama Cumhuriyet’in değerlerini pazarlık masalarında harcayanlara tek bir cümle bırakırız:
Siz 26 Ağustos sabahı Kocatepe’de değildiniz. Siz hâlâ işgal ordularının artığı zihniyetin yanındasınız.
Ve sonsöz:
30 Ağustos, yalnızca geçmişte kazanılmış bir zafer değildir; bugün emperyalizme, işbirlikçiliğe, halkın iradesini hiçe sayan her iktidara karşı politik bir tokattır.
