Güven Baykan
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Siyaset
  4. Kazlar ve Krizler Üzerine

Kazlar ve Krizler Üzerine

Kanada’da kazlara karşı alınan önlemler, bize burada hayatın karşısındaki çıplaklığımızı hatırlattı: Biz kazlarla değil, krizlerle savaşıyoruz. Ve her gün biraz daha yalnızız.

featured
Player Alanı

Cumhuriyet Gazetesi Dış Haberler Servisi’nin haberine göre,
Kanada Savunma Bakanlığı, Ottawa’daki karargâhı istila eden yerli Kanada kazlarına karşı personeline resmi bir uyarı yayımladı.
Talimat kısa ve net:
Bir kaz size doğru gelirse panik yapmayın, kollarınızı yukarı kaldırın, göz teması kurarak yavaşça geri çekilin.
Bir devletin ciddiyetle bir kuşla baş etme protokolü hazırlaması ilk bakışta tuhaf geliyor insana.
Oysa mesele kaz değil, devletin insanına duyduğu sorumluluk duygusu.
Söz konusu bir kuş bile olsa, vatandaşını korumakla yükümlü olduğunu hatırlıyor ve bunu bizzat devletin diliyle ilan ediyor.
Bize dönelim.
Burada, tam da burada, gerçek bir kaz fırtınası kopuyor.
Ama biz kollarımızı açıp büyüyemiyoruz.
Ne göz teması kurabiliyoruz hayatla, ne geri geri yürüyebilecek bir güven alanımız var.
Çünkü bizim üstümüze gelen bir kaz değil;
Gıda enflasyonu, kira zamları, genç işsizliği, adaletsizlik, hukuksuzluk, liyakatsizlik ve göç dalgası var.
Üstelik bunlar tek bir noktadan saldırmıyor; dört bir yandan kuşatıyor.
Kanada’da bir devlet, birkaç kaz nedeniyle alarm veriyor.
Bizdeyse, açlıktan bayılan çocukların haberleri sıradan birer üçüncü sayfa olayı gibi geçiyor.
Kanada’da, bir asker kazla karşılaştığında nasıl davranması gerektiğini biliyor.
Bizim insanımızsa, hukuksuzlukla, yoksullukla, umutsuzlukla her karşılaşmasında nasıl ayakta kalabileceğini bilmiyor.
Çünkü ona bir protokol verilmiyor.
Çünkü burada göz göze geleceğimiz bir adalet yok, bir vicdan yok, bir güven duygusu yok.
Orada kazlar koruma altında.
Burada çocuklar korunmuyor.
İşçiler korunmuyor.
Doğamız korunmuyor.
Kadınlar korunmuyor.
Kanada’da, bir saldırgan kaz bile yerinden edilemiyor çünkü koruma altında.
Bizde insanlar kentsel dönüşüm bahanesiyle yuvalarından ediliyor; depremde toprağın altına gömülen evler unutuluyor; sokakta hayatta kalmaya çalışanlar bir istatistiğe dönüşüyor.
Ve bütün bunlar olurken, biz hâlâ “devletin şefkati”nin bir kanadına sığınmaya çalışıyoruz.
Ama bulabildiğimiz tek şey, yorgun ve nasırlaşmış bir suskunluk.
Bir ülkede devlet, vatandaşına “Bir kaz yaklaşıyorsa nasıl davranacağını” anlatıyor.
Bizde ise bir hayat çöküyorsa ne yapılacağı anlatılmıyor; sadece unutulması isteniyor.
Belki de en acısı şu:
Ottawa’da insanlar kazlardan korkuyor.
Biz burada geleceğimizden korkuyoruz.
Ve biz hâlâ göz temasını kaybetmemek için direniyoruz.
Hayatla, hakikatin kırık yüzüyle, birbirimize tutunarak.

Biz burada kollarımızı açıp büyümeye çalışırken, hayat üstümüze doğru hızla geldi.
Bir ülkede devlet bir kuşu korur, bir diğerinde insanın çırpınışına bile susulur.
Ve biz, her gün göz temasını kaybetmemek için direniyoruz; oysa göz göze geldiğimiz artık yalnızca sessizlik…

Kazlar ve Krizler Üzerine
Yorum Yap