“Başkalarının gözleri bizim zindanlarımız, başkalarının düşünceleri bizim kafesimizdir.” Virginia VOOLF
Modern dünyanın bize dayattığı şöyle bir şey var.
Mutluluk doğal bir hal değil, bir performans halidir der. Bu yüzden içimizdeki küçük sevinçleri duymak yerine dışarıdan büyük bir mutluluk ithal etmeye çalışıyoruz.
Her tarafımızdan bu komplo teorisi ile sarmalanmış vaziyetteyiz. Sürekli bir tüketme anaforu içine çekilmeye çalışılıyoruz.
Günün sonunda elimizde kalan kocaman bir hiçlik…
Belki de esas kaybettiğimiz mutluluk değil, onu fark eden gözümüz.
Sadelikten uzaklaştıkça bizi mutlu eden şeyler küçülmüyor, biz beklentilerimizi büyütüyoruz.
Oysa bir fincan çayın buğusuna sığınıp, eski bir şarkıyı dinlemek, sessizce gülümseyerek bir dostla sohbet etmek, uyandığında gün ışığının perde ardından sana göz kırpmasını seyretmek, sıcacık bir mercimek çorbasının eve yayılan kokusunu duymak ne şahane haller değil mi?…
Öyle bir çağ yaşıyoruz ki hep daha fazlası üzerinden mutluluk algısı oluşturulmaya çalışılıyor. Bu hal satışın bir parçası esasında.
Oysa mutluluk asla para ile satın alınabilecek bir olgu değil. Daha büyük bir ev, daha lüks bir araba, daha ve dahası insana anlık mutluluk vermekten öteye gidemiyor.
Küçük mutlulukları yeniden bulmanın yolu büyük bedellerden değil, küçük vazgeçişlerden geçiyor. Daha az hırs, daha az karşılaştırma, daha telaşsız dingin ve kanaatkar bir ruh…
Bu bilgeliğe ulaşabilmek için illa ki Ferrari’nizi satmaya da gerek yok esasında.
Mutluluk kavramı öyle abartıldığı gibi büyük bir hazırlık, büyük bir çaba gerektirmeyen, küçük anların içine saklanan bir şey .Bir gülüş, bir sarılma, bir dokunuş hatta bir selam belki de…
Mutluluk her an yanımızda esasında fakat bunu Hint gurularının tarif ettiği ikonik bir yerden söylemiyorum tabii.
Sonsuz ve sürekli bir hal olmadığını ve küçük sihirler halinde yaşamımıza sirayet ettiğini hatırlatmak istiyorum. Evet mutluluk küçük illüzyonlarla yanıbaşımızda.
Sadece görünür olmaya çalışmaktan yorulmuş olabilir.
O yüzden açın kalp gözünüzü, seyreyleyin alemi, bakalım neler göreceksiniz?…
Sözü Cemal SÜREYA’nın yoklamasıyla bitirmek isterim ki hayatımızda mutluluğa biraz daha yer açalım.
“Yoklama alıyorum,s essiz olun
Kaygı? Burda!
Hüzün? Burda!
Yalnızlık? Burda!
Mutluluk?… Mutluluk?…”
