1. Haberler
  2. Kültür Sanat
  3. Bir ihanetten doğan imparatorluk: Ken Kutaragi’nin Nintendo’yu yıkan Playstation dehası

Bir ihanetten doğan imparatorluk: Ken Kutaragi’nin Nintendo’yu yıkan Playstation dehası

Patronlarından gizli işlemci satan, kızı için dünyayı karşısına alan ve Nintendo’nun Philips ihanetini bir silaha dönüştüren dahi mühendis. Siyah ekrandaki dinozorun kükremesiyle başlayan poligon devriminin ve PlayStation’ın zirveye uzanan o hiç anlatılmayan perde arkası.

featured
Player Alanı

Her devrim, sessiz bir hayal kırıklığıyla başlar; PlayStation devrimi ise bir babanın öfkesi ve bir mühendisin kibriyle filizlendi. 1980’lerin sonunda Sony’nin dijital laboratuvarlarında çalışan dahi ama dikbaşlı mühendisi Ken Kutaragi, bir akşam evinde küçük kızını Nintendo’nun o dönemki popüler konsolu Famicom (NES) ile oynarken izliyordu. Kutaragi’nin dikkatini çeken şey oyunun eğlencesi değil, cihazın sunduğu ilkel, cızırtılı ve ruhsuz ses kalitesiydi.

Sony gibi ses teknolojisinde dünya devi olan bir şirketin mühendisi için bu durum kabul edilemez bir teknolojik hakaretti. Kutaragi, video oyunlarının sadece çocukları oyalayan geçici bir heves değil, geleceğin en büyük multimedya platformu olacağını o gün hissetti. Ancak o yıllarda Sony’nin “takım elbiseli” üst düzey yönetimi, oyun dünyasını markalarının prestijine yakışmayacak kadar “ucuz ve çocukça” buluyordu. Kutaragi’nin 3 boyutlu oyunlar oynatacak bir canavar hayali, şirket koridorlarında alaycı gülümsemelerle karşılanıyordu. Fakat bu dahi adamın durmaya niyeti yoktu; patronlarının bile “sakın yapma” dediği şeyi yaparak kariyerini masaya sürdü ve Sony’de çalışırken gizlice Nintendo ile iletişime geçti.

Onlara, kendi şirketinden habersiz devrim niteliğinde bir ses işlemcisi (SPC-700) tasarlayıp sattı. Bu gizli operasyon ortaya çıktığında Sony yönetimi Kutaragi’yi kovmak üzereydi, ancak dönemin vizyoner CEO’su Norio Ohga, bu genç mühendisteki sarsılmaz ışığı ve hırsı fark ederek onu koruması altına aldı. Ohga’nın desteğiyle Kutaragi, Nintendo’ya o dönem için hayal bile edilemeyen bir teklif götürdü: Kartuşların sınırlı dünyasını yıkıp, bin kat daha fazla veri depolayabilen CD-ROM teknolojisine geçmek. Fikir Nintendo tarafından büyük bir heyecanla kabul edildi ve “Nintendo PlayStation” projesi için kollar sıvandı. Prototip hazırdı, her şey tamamdı; hatta konsolun üzerinde her iki devin de logosu yan yana duruyordu.

SAHNE ÖNÜNDE ALKIŞ SAHNE ARKASINDA HANÇER: 1991 CES SKANDALI VE İHANETİN PERDE ARKASI

Ancak perde arkasında, Nintendo Başkanı Hiroshi Yamauchi’nin zihninde fırtınalar kopuyordu. Yamauchi, Sony’nin konsollar üzerindeki tam kontrol hakkına sahip olmasından ve gelecekteki tüm lisans gelirlerine ortak olmasından dehşete düşmüştü. Sony gibi bir devin kendi “çöplüğüne” girmesi, Nintendo’nun mutlak otoritesini sarsabilirdi. Bu korku, 1991 yılının Haziran ayında Chicago’daki CES fuarında teknoloji tarihinin en büyük “sırtından bıçaklama” olayına dönüştü.

Sony, fuarın ilk günü dünya basınının karşısına geçip “Bütün dünya duysun, Nintendo ile devrim yapıyoruz!” diye gururla bağırırken, sadece 24 saat sonra Nintendo sahneye çıktı ve Sony’yi yerin dibine sokan o açıklamayı yaptı: “Sony ile olan sözleşmemizi feshettik. Bie diğer CD üreticisi olan Philips ile çalışacağız!” Nintendo, Sony’yi sadece terk etmemiş, onu tüm dünyanın önünde aşağılayarak köprüleri yakmıştı. Philips ile anlaşmalarının tek sebebi, Philips’in Sony kadar dişli bir rakip olmaması ve Nintendo’nun ipleri elinde tutabileceğine inanmasıydı. Sony heyeti, ellerinde içi boş prototiplerle Tokyo’ya döndüğünde, yönetim kurulu binasında “Biz size demiştik, oyuncak işi bize göre değil” sesleri yükseliyordu. Sony için bu, sadece başarısız bir iş ortaklığı değil, uluslararası bir utançtı.

BİZE YAPILANI UNUTMAYACAĞIZ: YÖNETİM KURULUNDAKİ ÖFKE PATLAMASI VE SÜRGÜNÜN ZAFERİ

Kutaragi için bu artık sadece bir mühendislik projesi değil, kan davasına dönüşmüş bir onur meselesiydi. Yönetim kurulunun “bu işi derhal gömelim ve televizyonlarımıza odaklanalım” baskılarına rağmen, Kutaragi bir kez daha Norio Ohga’nın karşısına çıktı. Gözlerindeki saf öfkeyle Ohga’ya şu soruyu sordu: “Bize yapılan bu hakareti sineye mi çekeceğiz yoksa kendi imparatorluğumuzu mu kuracağız?” Ohga, Kutaragi’nin projesine inanmaktan ziyade, Nintendo’nun kibrine bir cevap vermek istiyordu. Masaya sert bir yumruk indirerek Kutaragi’ye “Git ve onları yok et!” dedi.

Ancak Sony’nin muhafazakar kanadı hala ikna olmamıştı; bu yüzden PlayStation projesi, Sony’nin tertemiz kurumsal imajına “leke sürmemesi” için ana binadan uzaklaştırılarak Sony Music’in altına, adeta bir sürgün kampı gibi görünen gözden uzak bir laboratuvara taşındı. Kutaragi bu sürgünü bir avantaja çevirdi. CD teknolojisindeki tecrübesini, rakiplerinin “asla yapamazlar” dediği poligon tabanlı 3D grafiklerle birleştirdi. O günlerde Atari ve Nintendo hala kartuşların pahalı, üretimi zor ve kısıtlı dünyasında debelenirken, Kutaragi yazılımcılara bambaşka bir vizyon sunuyordu.

SİYAH EKRANDA KÜKREYEN CANAVAR: POLİGONLARIN YARATTIĞI TEKNOLOJİK ŞOK VE DİNOZOR DEMOSU

Konsolun yapım aşamasında en büyük sorun, oyun stüdyolarını “elektronikçi” Sony’nin bu işi başarabileceğine ikna etmekti. Oyun dünyası Sony’ye güvenmiyor, onların bu sektörü anlamadığını düşünüyordu. İşte o meşhur “Siyah Ekranda Dinozor” görüntüsü tam bu noktada devreye girdi. 1994 yılındaki teknoloji demolarında Sony, siyah bir ekranın ortasında derisindeki gözeneklere kadar işlenmiş, gerçek zamanlı olarak kükreyen devasa bir T-Rex kafası gösterdi. Bu dinozor o kadar gerçekçiydi ki, Nintendo ve Sega yöneticileri bunun bir “video kaydı” olduğunu, hiçbir ev konsolunun bu kadar poligonu aynı anda işleyemeyeceğini iddia ettiler; ta ki Kutaragi kontrolcüyü ellerine verip dinozorun çenesini bizzat kendilerine hareket ettirene kadar.

Bu görüntü, oyun dünyasında bir atom bombası etkisi yarattı. Namco (Tekken) ve Square (Final Fantasy) gibi devler, Nintendo’nun katı sansürlerinden ve kartuşların yüksek maliyetlerinden bıktıkları için bir gecede Sony’ye sığındı. Sony, CD sayesinde oyun yapım maliyetlerini %90 oranında düşürmüştü.,

ATARİ VE NINTENDO’NUN TASFİYESİ: 299 DOLARLIK ÖLÜMCÜL DARBE

PlayStation piyasaya çıktığında karşısında iki dev vardı: Nintendo ve Sega. Atari ise Jaguar konsoluyla zaten can çekişiyordu. Ancak Kutaragi’nin stratejisi sadece donanım üzerine değil, “havalı” olmak üzerine kuruluydu. Nintendo oyunları çocuklar için pazarlarken, Sony gece kulüplerinde PlayStation standları kuruyor, oyun oynamayı genç yetişkinler için bir yaşam tarzı haline getiriyordu. Final darbesi ise 1995 E3 fuarında geldi. Sega, yeni konsolu Saturn’un 399 dolar olduğunu saatlerce süren bir sunumla anlattıktan hemen sonra Sony yöneticisi Steve Race sahneye çıktı. Elinde hiçbir kağıt yoktu. Mikrofona sadece “299” dedi ve sahneden indi. Bu üç saniyelik hamle, Sega ve Nintendo’yu pazarın dışına iten en büyük hamle oldu.

Tüketiciler, daha güçlü ve daha ucuz olan PlayStation’a akın etti. Ken Kutaragi, kendisine inanmayanlara ve onu sırtından bıçaklayanlara en büyük cevabını, tarihin en başarılı eğlence imparatorluğunu kurarak vermiş oldu. Bugün PlayStation bir dünya markasıysa, bu sadece bir mühendisin hayali değil, bir adamın dâhice işlenmiş intikam hırsının eseridir.

Bir ihanetten doğan imparatorluk: Ken Kutaragi’nin Nintendo’yu yıkan Playstation dehası
+ -
Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.

Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.