Taşan Sadece Bir Duygu Değil
Geçtiğimiz günlerde ülkemizde yaşanan acı olay, hepimizi derinden sarstı.
Bir çocuğun içinde biriken duyguların, kontrol edilemeyen bir öfkeye dönüşmesi…
Bu tür olaylar bize şunu hatırlatıyor:
İnsan, sadece yaşadıklarıyla değil, taşıyamadıklarıyla da şekillenir.
Ve çoğu zaman sorun öfke değil…
Öfkenin nereye gideceğini bilememesidir.
Öfke Bastırıldığında Değil, Yön Bulduğunda Değişir
Öfke, düşündüğümüz gibi bir “problem” değil.
Aslında güçlü bir enerjidir.
Ama yön bulamazsa yıkar.
Yön bulursa dönüştürür.
Bugün bilimsel çalışmalar da şunu söylüyor:
Hareket, ritim ve doğayla temas…
İnsanın zihinsel ve duygusal dengesini yeniden kurmasında çok etkili.
Tam da bu yüzden bazı alanlar vardır ki insanı sadece fiziksel olarak değil,
içsel olarak da düzenler.
Deniz: Kaçış Değil, Karşılaşma Alanı
Deniz bunlardan biri.
Yelken açtığınızda rüzgârı değiştiremezsiniz.
Ama onunla nasıl ilerleyeceğinizi öğrenirsiniz.
Kürek çektiğinizde suya karşı savaşmazsınız.
Onun ritmine uyarsınız.
Ve fark edersiniz:
Asıl mücadele dışarıda değil, içeridedir.
Deniz insanı sakinleştirmez sadece…
İnsanı kendisiyle karşılaştırır.
Kendini Tanımak Bir İhtiyaç
Bugün belki de en çok eksik olan şey bu:
İnsanın kendini tanıyabileceği alanların azlığı.
Duygularını anlamadan büyüyen,
yüklerini ifade edemeyen,
sadece “devam etmesi” beklenen bireyler…
Bir noktada kendi iç sesini duyamaz hale geliyor.
Oysa deniz sana şunu öğretir:
Denge, dışarıda kurulmaz.
İçeride başlar.
Son Bir Hatırlatma
Belki de artık kendimize şu soruyu sormalıyız:
Biz gerçekten ne hissediyoruz?
Ve bu hislerle ne yapıyoruz?
Çünkü insan…
Kendi içindeki dalgaları tanımadan,
hiçbir yerde gerçekten sakinleşemez.
İçimizdeki dalgalar: Öfke, denge ve kendine dönüş
