Kadının bireysel mücadelesi, kız çocuğu olarak doğduğu gün başlıyor esasında…
Özellikle bu coğrafyada kadın olmak; ötekileştirilmek, sindirilmek, susturulmak kavramlarıyla eş değer sanki.
Bu topraklarda hala “Kaç çocuğun var?” sorusuna sadece erkek çocuklarının sayısını söyleyen bir kesim olduğu ortada.
Düşünsenize, doğan kızının adını “Döne” koyan bir anlayış bu. Bu isimle hayata başlayan bir kadının ruhsal yolculuğunu tahmin edebiliyor musunuz?…
Türk kadınları olarak, bireysel haklarımızı, bir çok dünya kadınından önce elde etmiş olmamıza rağmen, bugün hala o çağ dışı anlayışın izlerini görmekteyiz.
Savaşların, ekonomik krizlerin ve siyasal şiddet eğilimlerinin kadınları nasıl etkilediği hepimiz için aşikar. Sürekli bir mücadele ve ayakta kalma hali sözkonusu.
Tek tanrılı dinlere geçişten sonra anaerkil düzenden, ataerkil topluma dönüştüğümüzü hepimiz çok iyi biliyoruz.
Bu süreçte kadının toplumsal otoritesi büyük ölçüde elinden alınmıştır. Artık keskin bir erkek diliyle idare edilen kadınlar, sosyal yaşamdan ve iktidardan uzaklaştırılmaya çalışılmıştır .
Sadece bizde değil, diğer tüm dinlerde de aynı durum söz konusuydu.
Ortaçağ’daki Engizisyon mahkemelerinde bile, şeytana tapıyor diye yakılan insanların çoğu kadındı…
Kadının giyim kuşamına yasak konulmasının, sosyal hayattan uzaklaştırılmasının altındaki sebep, onun gücünden korkulması, dolayısıyla rekabet ortamından el çektirilme isteğiydi. Bu tavrın her dönemde siyasi hegamonya tarafından ortaya konduğu görülmektedir.
Kadınlar yüzlerce yıldır bu yaklaşımla mücadele etmektedir. Batı, bu sorunu büyük ölçüde halletmişken, bizim gibi İslam ülkelerinde yaralar hala sarılmadığı gibi, kadın katliamlarına giden yollara taş döşenmeye devam edilmektedir.
Kadının giyim kuşamının hala “tahrik unsuru” olarak görüldüğü bir ülkede, kadın haklarından ne kadar bahsedebilirsiniz ki?…
İşte bu yüzden, kadının mağdur edilmediği, varoluşsal haklarının korunduğu, adaletli ve insani bir dil lazım bize.
Kadının mutsuz olduğu bir toplumda, hiç bir şeyin düzelmeyeceği apaçık ortadadır. Bize temiz bir dil ve vicdan lazım. Tarafsızca sarıp sarmalayan, iyileştiren, kollayıp gözeten bir anlayış lazım.
Bu ülkeyi kadın duyarlılığı, kadın dayanışması ve kızkardeş birliği kurtaracaktır.
Tüm dayatmalara rağmen, kadınların öldürülmediği, şiddete maruz kalmadığı, kazanılmış haklarının verildiği, ötekileştirilmediği, kadın bedeni üzerinden siyaset yapılmadığı daha aydınlık yarınlara ulaşmak en büyük dileğimiz.
Çünkü Türk kadınları bunu ziyadesiyle hak ediyor.
Tüm ülkemin kadınlar günü kutlu olsun.
