Hakan Reyhan
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Tatil yolda başlar

Tatil yolda başlar

Çok yoğun ve stresli geçen bir çalışma dönemi sonunda, psikolojik ve fizyolojik bir bütün olan vücudun dinlenme, daha doğrusu durum değiştirme ihtiyacına cevap vermek üzere -çoğunlukla eş-dost misafirliği içerisinde geçen-uzun sayılabilecek bir tatile çıktık.

featured
Player Alanı

Çok yoğun ve stresli geçen bir çalışma dönemi sonunda, psikolojik ve fizyolojik bir bütün olan vücudun dinlenme, daha doğrusu durum değiştirme ihtiyacına cevap vermek üzere -çoğunlukla eş-dost misafirliği içerisinde geçen-uzun sayılabilecek bir tatile çıktık.

Bu yüzden ilkbaskı.com sitesinde düzenli olarak yazdığım yazılarıma da bir süre ara vermek zorunda kaldım.

Dönüşte tatilin anlamı ve günümüz toplumunun büyük kısmını etki altına alan hıza dayalı tüketimci tatil anlayışı üzerine bir eleştirel yazı yazmak istedim.

Şöyle haberlere sıkça rastlanır: “İstanbul’dan İzmir’e karayolu ile ulaşım süresini 9 saatten 3,5 saate; Ankara’dan İzmir’e gidiş süresini 8 saatten 4,5 saate indirecek otoyol projesi hayata geçiyor, artık yollar kısalacak.”
Yol hızına yönelik bütün bu yatırımlar evet zamanla yarışan iş insanları için, meta taşımacılığı için, acil hasta transferi için ve buna bezer durumlarda bir anlam ifade edebilir.

Ancak tatile gitmek, seyahat etmek, yeni yerler keşfetmek, özlediği memleketine kavuşmak niyetinde olanlar için bir yere hızla gitmek kaybolmuş zamandan başka bir şey değildir.

Tatil yolda başlar.

Örneğin Ankara’dan İzmir’e tatil için daha önce 8 saatte veya daha da yavaş bir şekilde 10 saate giden bir aile yolu yaşayarak, seyahat ederek kateder.

Yol, üretilmiş bir tarihtir o aile için.

Yol anıları ömür boyu unutulmaz.

Görülen, hissedilen, yaşanan yol mekânları; yemek yenilen, konaklanılan ve her seferinde aranılan özel bölgeler; yaşanan dostluklar, keşfedilen yeni tatlar, coğrafyalar, aniden sapılan patika yollar gidilecek yer kadar yolu da özletir insana.

Eminin herkes gözünde canlandırmıştır yol maceralarını ve mutluluklarını.

Bu yüzden muazzam yapılı, üç-dört şeritli yarış pisti gibi yollarda 8 saatlik yolu 4,5 saate, dokuz saaalik yolu 3,5 saate gitmek demek esasında yolcuların kendilerini meta yerine koyup bir yerden bir yere hızlı bir şekilde taşımalarından başka bir anlam ifade etmez.

Aslında burada kazanılan 4,5 saat veya 3,5 saat yoktur.

Kaybedilen, yaşanmayan 8 saat ve 9 saat insani zaman vardır.

Çağımızın çok büyük nimeti gibi sunulan tüketimci hız kültürü, bence tatilin esası olan yolu, yolculuğu öldürmektedir.

Bir yerden bir yere giderken bir manzara gördüğünüzde ne olduğunu anlayabilme veya durma imkanınız yoksa; hareket halindeyken nerede oluğunuzu sadece otoyol levhalarınıdan öğreniyorsanız; aracınızın hızı yol güzergahında baktığınız, gördüğünüz yer ile ilgili bir iki kelam edebilecek bir görüntü firsatı bile vermiyorsa veya örneğin “yaa şuralarda Dayının Yeri vardı, çok güzel ızgara yapardı, oraya gidelim mi, şu patikadan mı gidiliyordu acaba?” şeklinde bir müzakare söz konusu bile olamıyorsa, gittiğiniz yol, yol değil; yaptığınız şey seyahat değil; aynı hızcı-tüketmci kafayı devam ettireceğiniz kesin olduğu için varacağınız yer de tatil yeri değildir.

Kimse otoyolların belli yerlerde lütfettiği cep dinlenme tesislerini örnek olarak vermesin.

Havaalanlarında sigara tiryakilerine sunulan zehirli duman odalarından farklı değil.

Daha arababınızın motoru soğumadan yedirilip içirilip yola koyulduğunuz fast-food ve makine-kahve içeceklerinden başka bir seçenek sunmuyor.

Evet, tatil, her şeyden önce durum değiştirmektir.

Bu da ışınlanma ile değil, aktif seyahat ile olur.

Yaşağdığınız mekânı değiştirirken yeni durumlara adım atarsınız.

Her adım, her ilerleyiş yeni bir durum ve her yeni durum sizi yenileyen, yabancılaşmışlıktan nispeten kurtaran ve sosyolojik olarak da tarih üretmenizi sağlayan diyalektik bir ilerlemedir.

Neden diyalektik diyorum, çümkü seyahat, esasında eski hayatnızla yeni gördükleriniz, yaşadıklarınız arasında gelişen sürekli bir çatışma halidir.

Yol boyunca eski halinizle yeni değişim iradeniz arasındaki bu çatışmayı yaşarsınız ve elbette kazanan her zaman yenilenen siz olursunuz.

Yeni durmunuz, yenilenmiş durumunuz daha yolun yarısında zafer bayrağını diker.

Tabii buna izin verirseniz; seyahate, yolculuğa izin verirseniz.

Ortalama 8-10 saatlik yolu -otoyol gücüyle veya otomobilinin gücüyle- 3,5 saatte bitiren biri seyahat ettiğini sanmasın.

O insan durumunu değiştirmiş değildir, mevcut durumunu olduğu gibi, hızlı bir şekilde gideceği yere taşımıştır.

Bu yüzden tatilde de eski durumunuzda ne yapıyorsanız onu yaparsınız, her şeyi hızlıca tüketir; tükettikçe tükenir ve aynı durumda ve daha yorgun bir şekilde başlangıç noktasına dönersiniz.

Mutlu olur musunuz? Elbette, hayır.

Çünkü herşeyi yolu, denizi, toprağı, eğlenceyi, alış-verişi hızlıca tüketmiş ve sadece haz almışsınızdır.

Hız ile haz arasında doğrudan bağlantı vardır.

Ama hazzın sınırı yoktur.

Hızla yeni hazlar peşine koşar kapitalizmin insanı.

Tuzlu deniz suyunu içerek susuzluğunu gidemeye çalışmak gibir bir şeydir bu.

Her seferinde daha fazla hız ve daha fazla haz aranır, ama hiçbir haz tatmin etmez bu insanı.

Mutluluk ise çok uzaklarda kalmıştır.

Aslında çok yakınlarındadır da yanından hızla geçtiğiniz için göremezsiniz.

Mutluluk derin derin baktığınız denizin dalgalarla kesilen ufuk çizgisindedir.

Bir sabahçı kahvesinde cızırtılı bir radyodan çıkan yurttan sesler korosu eşliğinde poğaçayla içtiğiniz çaydadır.

On dakika boyunca uzanıp uzanıp alamadığınız incirin uzak dalındadır.

Bir patika yolunun sonu bilinmez gizemindedir.

Yol boyunca gördüğünüz tarihi mezarlıklara yaptığınız yorumlarda veya okuğunuz rahmet dualarındadır.

Sahibinin izniyle doğrudan bağından koparıp bir ağacın gölgesinde yediğiniz kara üzümdedir.

Kestirme yol ararken kaybolmalarınızdadır.

Yol boyunca gördüğünüz ve uzunca bakabildiğiniz tarlalarda, fabrikalarda, köy yollarının telaşlı araçlarındadır.

Durup doya doya içtiğiniz pınarlarda, içine ayağınızı sokabildiğiniz veya yüzebildiğiniz nehirlerde, göllerdedir.

Zirvesini görebildiğiniz dağlarda, üzerinize selam taşıyan göçmen kuşlarda, seslerini uzaktan duyduğunuz yaban hayvanlarındadır.

Içinden geçtiğiniz her kentin, kasabanın, köyün özel olarak size sunduğu tarihte, kültürde, gastronomidedir.

Ve diğer yolcularla yapılan selamlaşmalardadir.

Yani bütün renkleriyle, çeşitlilikleriyle yol üzerinde akıp giden hayattadır.

Demek ki, mutluluk özümsemekle, hisstemekle, tarih üretmekle olur.

Bakış açınız bu ise mutlusunuz ve gerçek tatile yolunuz açık demektir.

Bu yüzden tatil yolda başlar.

Bana yolunuzu ve hızınızı söyleyin tatilinizi nasıl geçirdiğinizi söyleyeyim.

Tatil yolda başlar
+ -
Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.