1. Haberler
  2. Bilgi
  3. Hindiyi yumuşatmak isterken canından oluyordu: Benjamin Franklin’in gizlenen laboratuvar kazası

Hindiyi yumuşatmak isterken canından oluyordu: Benjamin Franklin’in gizlenen laboratuvar kazası

Tarihin en çok yönlü dehalarından biri olan Benjamin Franklin, paratoneri icat ederek gökyüzünün vahşi gücünü dizginleyen adam olarak hafızalarımıza kazınmıştır. Ancak onun elektriğe olan tutkusu, sadece fırtınalı havalarda uçurtma uçurmaktan ibaret değildi; bu gizemli gücü hayatın her alanına, hatta mutfak kültürüne bile entegre etmek istiyordu. 1750 yılının Noel arifesinde Philadelphia’daki evinde gerçekleştirmeye çalıştığı o sıra dışı akşam yemeği deneyi, tarihin en garip ve en ölümcül bilimsel kazalarından birine dönüştü. Franklin, misafirlerine sunacağı hindiyi elektrik akımıyla pişirmeye çalışırken, bir anlık dikkatsizlik sonucu neredeyse kendi sonunu hazırlıyordu.

featured
Player Alanı

18. yüzyılın ortalarında elektrik, henüz evleri aydınlatan ya da fabrikaları çalıştıran bir endüstriyel güç değildi; daha ziyade laboratuvarlarda incelenen, panayırlarda insanları hayrete düşüren gizemli bir doğa fenomeniydi. Benjamin Franklin ise bu gücü tamamen evsel ve pratik bir boyuta taşımak isteyen ilk araştırmacılardandı.

1750 yılının son aylarına gelindiğinde, Franklin’in zihninde hem dostlarını şaşırtacak hem de teorilerini kanıtlayacak marjinal bir fikir filizlendi. Elektrik akımına maruz bırakılarak öldürülen hayvanların etlerindeki kas liflerinin anında parçalandığını ve bu sayede etin alışılmadık derecede yumuşak, sulu ve lezzetli hale geldiğini fark etmişti. Yaklaşan Noel ziyafetini sıradan bir akşam yemeği olmaktan çıkarıp bilimsel bir şölene dönüştürmeye karar verdi. Planı netti: Akşam yemeğinin ana porsiyonu olan devasa bir hindiyi tamamen elektrik gücüyle katledecek, ardından elektrikli bir şiş düzeneneğinde pişirecek ve yine elektrikle çalışan özel kadehlerden misafirlerine içki ikram edecekti. Bu, bilimin mutfaktaki ilk büyük gövde gösterisi olacaktı.

LEYDEN KAVANOZLARI VE EVDE KURULAN ÖLÜMCÜL ENERJİ BATARYASI

Franklin, bu iddialı gastronomi deneyi için evindeki çalışma odasını adeta küçük bir enerji santraline dönüştürdü. Dönemin en gelişmiş elektrik depolama teknolojisi olan Leyden kavanozlarını kullandı. Bu kavanozlar, iç ve dış yüzeyleri metal folyolarla kaplı, statik elektriği muhafaza edebilen ilkel pillerdi.

Tek bir kavanozun ürettiği akım bir insanı sarsmaya yetiyordu ancak Franklin, devasa bir hindiyi tek bir darbede, hayvana acı çektirmeden anında öldürmek istiyordu. Bu amaçla, onlarca büyük Leyden kavanozunu birbirine paralel olarak bağlayarak muazzam bir elektrik bataryası oluşturdu. Bu düzenek, o dönem için bir ev ortamında bir araya getirilmiş en büyük ve en tehlikeli yapay enerji yoğunlaşmalarından biriydi. Odadaki masanın üzerinde, sanki gökyüzünden kopup gelmiş bir yıldırım parçasını hapsetmiş gibi duran bu ölümcül düzenek, iletken kablolar ve metal zincirlerle hindinin bağlanacağı platforma uzatılıyordu.

Franklin, her şeyin kusursuz çalışması için tüm bağlantıları tek tek kontrol etmişti fakat sistemin en ufak bir temasta insanı öldürebilecek bir tuzağa dönüştüğünü göz ardı etmişti.

KAOSUN ORTASINDAKİ ANLIK KÖR NOKTA VE ÖLÜMCÜL HATA

Deney saatine doğru Franklin’in laboratuvarı, bu tarihi ana tanıklık etmek isteyen meraklı dostları, seçkin misafirleri ve dönemin Philadelphia sosyetesinden isimlerle dolup taşmaya başladı. Odadaki kalabalık, yükselen uğultu ve insanların heyecanlı soruları, Franklin’in üzerinde tatlı bir baskı ve gurur yaratmıştı.

Konuklarına düzeneğin nasıl çalıştığını büyük bir özgüvenle anlatırken, fiziksel olarak en kritik hamleyi yapmaya hazırlanıyordu. Hindinin vücudundan akımı geçirecek olan iki iletken kabloyu elleriyle kavradı. Ancak tam bu sırada, odadaki bir misafirin dikkate değer bir şey söylemesi veya ani bir hareket yapması, Franklin’in dikkatini anlık olarak dağıttı. Kafasını çevirdiği o salise içinde, refleks olarak ellerinin konumunu unuttu.

Bir eliyle akımı yönlendireceği zinciri tutarken, diğer elinin parmakları doğrudan Leyden kavanozlarından gelen ana akım hattına temas etti. Bu korkunç hata sonucunda, hindinin üzerinden geçmesi planlanan o devasa elektrik devresi, tamamen Franklin’in kendi gövdesi üzerinden tamamlandı. Bilim insanı, kendi kurduğu ölümcül tuzağın tam merkezindeki iletken haline gelmişti.

ANİ KARANLIK, KORKUNÇ PATLAMA VE BEDENDEKİ BÜYÜK YIKIM

Akımın vücuda girdiği o an, Franklin’in hayatındaki en büyük fiziksel şoktu. Daha sonra bu anı dostlarına ve bilim akademilerine yazdığı mektuplarda detaylıca tasvir edecekti. Franklin, çarpılma anında ne göz kamaştırıcı bir ışık gördüğünü ne de bir acı hissettiğini belirtti; çünkü her şey insan beyninin algılayabileceğinden çok daha hızlı gerçekleşmişti ve bilinci saliseler içinde tamamen karanlığa gömülmüştü.

Ancak odadaki tanıklar için durum çok daha dehşet vericiydi. Leyden kavanozlarındaki tüm enerji Franklin’in kollarından içeri hücum ettiğinde, odada adeta bir top mermisinin patlamasını veya gök gürültüsünü andıran korkunç bir ses yankılandı. Akımın şiddetiyle Franklin’in tüm kasları aynı anda olağanüstü bir güçle kasıldı. Vücudu adeta havaya fırlatılmış gibi geriye doğru savruldu ve sert bir şekilde yere çakıldı.

Elektrik, hindinin etini yumuşatmak için tasarlanmış o muazzam sarsıcı gücü, ünlü mucidin kendi sinir sistemine, kalbine ve kas dokularına doğrudan uygulamıştı.

REFAH İÇİNDE UYANAN BİR ÖLÜ VE TARİHE GEÇEN İRONİK SÖZLER

Odadaki misafirler Franklin’in cansız bedeninin başında büyük bir panik ve dehşet yaşarken, mucit birkaç dakika boyunca tamamen hareketsiz kaldı. Nabzının durduğundan endişe ediliyordu ki, Franklin aniden derin bir nefes alarak gözlerini açtı. Bilinci yavaş yavaş yerine gelirken nerede olduğunu, kendisine ne olduğunu ve yerdeki bu kalabalığın neden tepesinde toplandığını idrak edemiyordu. İlk hissettiği şey, tüm vücudunu saran tarifsiz bir uyuşukluk ve kollarındaki derin, sızılı bir ağrıydı.

Konukların titreyen elleriyle ayağa kalkmasına yardım ettiği Franklin, ellerine ve göğsüne baktığında akımın giriş ve çıkış noktalarında ciddi yanık izleri ve morluklar oluştuğunu gördü. Günlerce geçmeyecek olan şiddetli kas spazmları ve sinirsel uyuşukluklar o saniyede başlamıştı. Ancak her şeye rağmen hayattaydı ve kalbi mucizevi bir şekilde durmamıştı. Kendini toparlar toparlamaz, yaşadığı bu korkunç travmayı ve duyduğu utancı hafifletmek için tarihe geçecek o meşhur ve ironik cümleyi kurdu: “Bir hindiyi öldürmeye çalışırken, neredeyse bir kazı telef edecektim.”

GURURUN İNCİNMESİ VE BİLİM DÜNYASINA YAPILAN KANLI UYARI

Bu kaza, Franklin’in vücudunda fiziksel hasar bıraktığı gibi, onun entelektüel gururunu da ciddi şekilde zedelemişti. Çünkü Franklin, o dönemde Avrupa ve Amerika sokaklarında elektrikle sihirbazlık numaraları yapan, insanları eğlendiren şarlatanları “acemilik ve tedbirsizlik” ile suçlayan, kendisini ise bu işin gerçek ve ağırbaşlı profesörü olarak gören bir adamdı. Şimdi ise kendi evinde, misafirlerinin gözü önünde en temel güvenlik kuralını ihlal ederek ölümden dönmüştü.

Bu durumdan o kadar utandı ki, kazanın Philadelphia’da bir dedikodu malzemesi haline gelmesini engellemek için büyük çaba sarf etti. Ancak bir bilim insanı olarak yaşadığı bu tecrübeyi gizleyemezdi. Londra’daki Kraliyet Akademisi’ne ve bilim dostlarına yazdığı mektuplarda olayı en ince ayrıntısına kadar itiraf etti. Bu kaza, Franklin’in elektriğin doğasına olan bakışını kökten değiştirdi; onun şakaya gelmeyecek, amansız bir güç olduğunu anladı. Laboratuvarda yenen bu acı darbe, Franklin’in daha sonraki yıllarda binaları ve insanlığı koruyacak olan paratoner (yıldırımsavar) sistemini geliştirirken çok daha temkinli, disiplinli ve güvenliğe odaklı çalışmasını sağlayan en büyük dönüm noktası oldu.

Hindiyi yumuşatmak isterken canından oluyordu: Benjamin Franklin’in gizlenen laboratuvar kazası
+ -
Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.

Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.