İstanbul’un fethinden yalnızca üç yıl sonra, 1456 yazında Türk ordusu Avrupa’nın “kilidi” sayılan Belgrad önlerine geldiğinde, Sultan İkinci Mehmed henüz 24 yaşındaydı ve yenilgi nedir bilmiyordu. Ancak 1456 Belgrad Kuşatması, askeri tarihçilere göre genç Sultan’ın özgüveninin lojistik ve stratejik gerçeklerle çarpıştığı ilk nokta oldu.
Sultan, İstanbul’da kullandığı o devasa Şahi toplarını Tuna kıyısına kadar getirmiş, şehri hem karadan hem de nehir üzerinden ablukaya almıştı. Fakat evdeki hesap, savaş meydanındaki Haçlı inadına ve John Hünyadi’nin askeri dehasına uymadı

STRATEJİK HATALAR VE SURLARDAKİ KOORDİNASYON KAYBI
Fatih’in bu seferdeki en büyük hatası, düşmanın lojistik damarını tam anlamıyla kesememiş olmasıydı. Osmanlı donanması Tuna üzerinde bir engel oluşturmuş olsa da, John Hünyadi nehirdeki barikatı yarmayı başardı ve kaleye taze kuvvet ile erzak soktu. Bu durum, kuşatılan tarafın moralini zirveye taşıdı.
Asıl kırılma noktası ise disiplin sorunuydu. Osmanlı birlikleri surlarda gedik açıp şehre sızdığında, yağma hırsıyla düzeni bozdular. Bunu fark eden Hünyadi, o meşhur karşı saldırısını başlattı.
Osmanlı ordusu, kalenin içinde sıkışmış bir haldeyken düzensiz bir sokak savaşına mahkûm oldu ve ateş gücü avantajını kaybetti.

SULTAN’IN CAN PAHASINA MÜCADELESİ VE SAVAŞ MEYDANINDAKİ YARALANMA
Savaşın en kritik anında, merkez ordusunun dağıldığını gören Fatih Sultan Mehmed, tarihe geçecek bir cesaret örneği göstererek bizzat kılıç kuşandı ve ileri atıldı. Yanındaki muhafız birliğiyle düşmanı durdurmaya çalışırken, bizzat göğüs göğüse çarpışmaya girdi. İşte bu kargaşa sırasında, bir kargı darbesiyle uyluğundan (bazı kaynaklara göre dizinden) ciddi şekilde yaralandı.
Padişahın yaralanması ve sancağının tehlikeye düşmesi, Türk saflarındaki paniği artırdı. Yaklaşık 24.000 askerin hayatını kaybettiği bu kanlı çekilme, Osmanlı tarihinin en dramatik ricatlarından (geri çekilme) biri olarak kayıtlara geçti.
Fatih, Belgrad’dan yaralı ve mağlup dönmüş olsa da, bu yenilgiyi büyük bir ders olarak kabul etti. İstanbul’a döndüğünde ilk iş olarak ordunun emir-komuta zincirini ve disiplin yönetmeliğini sertleştirdi.
Askerlerin kuşatma sırasında yağma için saf dışı kalmasını engelleyecek yeni kurallar getirdi. Ayrıca, sadece topların gücüne güvenmenin yetmeyeceğini anlayarak, istihkam birimlerini ve ordunun lojistik ağını yeniden yapılandırdı. Belgrad mağlubiyeti, Osmanlı’nın “ateşli silahlar” ve “kuşatma tekniği” konusundaki yaklaşımını daha profesyonel bir zemine taşıdı.

BELGRAD’IN “GÜMÜŞ EŞİK” OLARAK KALAN 65 YILLIK SESSİZLİĞİ
Bu yenilginin ardından Belgrad, Osmanlılar için bir “ukde” haline geldi. Fatih, hükümdarlığının geri kalanında Balkanlar’da ve Avrupa’da onlarca zafer kazansa da Belgrad surlarını bir daha asla aşamadı.
Macarlar bu zaferi “Avrupa’nın kurtuluşu” olarak nitelendirip her yıl kutlarken, Osmanlı devleti için Belgrad, aşılması gereken en zorlu eşik olarak kaldı. Sultan’ın burada tattığı mağlubiyet, torunu Kanuni Sultan Süleyman’ın 1521 yılında şehri fethedene kadar Türk ilerleyişinin Orta Avrupa’daki en büyük engeli olarak tarihteki yerini korudu.


