Sinema dünyasında, hikayenin inandırıcılığını artırmak ve izleyiciyi o dünyanın içine çekmek için kullanılan en önemli unsurlardan ikisi dekorlar ve arabalardır. Bir filmin geçtiği dönemi, atmosferi ya da karakterin kişiliğini yansıtmakta bu unsurlar hayati rol oynar. Özellikle bilimkurgu, fantastik veya distopik yapımlarda, gerçek dünyada var olmayan teknolojileri ve tasarımları göstermek gerekir. İşte bu noktada devreye giren “sadece film için tasarlanan arabalar”, sadece birer ulaşım aracı değil, aynı zamanda filmin yaşayan birer karakteri haline gelirler.
Sıfırdan üretilen, özel şaseler üzerine inşa edilen veya var olan modellerin tanınmayacak şekilde modifiye edilmesiyle ortaya çıkan bu ikonik araçlar, sinema tarihinin unutulmaz parçalarıdır.
BATMAN (1989) – BATMOBILE
Kavramsal tasarımcı Julian Caldow tarafından çizilen bu efsanevi araç, iki adet Chevrolet Impala şasisi birleştirilerek ve gövdesi tamamen fiberglastan üretilerek hayata geçirildi.
Üzerine büyük bir jet motoru türbini illüzyonu eklenen ve gücünü güçlü bir Chevrolet V8 motorundan alan araç, filmde Batman’in ana ulaşım aracı olarak kullanıldı; gerçek çekimlerde dublörler tarafından yüksek hızlarda sürülürken, zırh kaplanması veya kendi etrafında dönmesi gibi sahneler için özel mekanik düzenekler ve stop-motion efektleri bir arada harmanlandı.

BACK TO THE FUTURE (1985) – DELOREAN DMC-12 ZAMAN MAKİNESİ
Fabrika çıkışlı standart bir DeLorean DMC-12 modelinin arkasına uçak parçaları, yanıp sönen ışıklar, karmaşık kablolar ve meşhur “Akı Kapasitörü” eklenerek tamamen fütüristik bir zaman makinesine dönüştürülen bu araçtan film için toplamda üç adet üretildi.
Bu araçlardan biri yakın çekimler ve iç mekan sahnelerinde oyuncular tarafından kullanılırken, diğeri tehlikeli dublör sahnelerinde hırpalandı, üçüncüsü ise özel efekt stüdyosunda rahat çalışılabilmesi adına parçalara ayrıldı.

MAD MAX: FURY ROAD (2015) – THE GIGAHORSE
Filmin prodüksiyon tasarımcısı Colin Gibson’ın iki adet 1959 model Cadillac Coupe de Ville kaportasını üst üste kaynaklayarak yarattığı bu distopik canavar, özel yapım devasa bir şasi üzerine oturtuldu ve birbirine bağlı iki adet V8 motorla yürür hale getirildi.
Ana kötü karakter Immortan Joe’nun amiral gemisi olan bu araç, bilgisayar efekti yerine tamamen gerçek ve işlevsel olarak inşa edildiği için Namibya çöllerindeki zorlu aksiyon ve kovalama sahnelerinde canlı olarak sürüldü

BLADE RUNNER (1982) – SPINNER
Efsanevi endüstriyel fütürist Syd Mead tarafından tasarlanan ve otomobil özelleştirme uzmanı Gene Winfield tarafından alüminyum ile fiberglas malzemeler kullanılarak sıfırdan üretilen bu uçan polis aracı, Rick Deckard ve departman tarafından şehir içi devriyelerde kullanıldı
Aracın yerde gittiği sahnelerde altındaki gizli normal tekerlekler aktifken, uçma sahnelerinde ise araç kablolarla stüdyoda havada asılı tutuldu ve hareket hissi yaratmak amacıyla yaratıcı kamera teknikleri ile minyatür modellerden faydalanıldı.

MINORITY REPORT (2002) – LEXUS 2054
Yönetmen Steven Spielberg’ün talebi üzerine Lexus markası tarafından 2054 yılına uygun olarak tasarlanan bu fütüristik konsept, fiberglas gövdeye, dikey park edebilme yeteneğine ve renk değiştirebilen gelişmiş bir elektrikli motor yapısına sahipti.
Tom Cruise’un canlandırdığı karakterin kaçış sahnelerine eşlik eden aracın dikey yollarda ve binalarda ilerlediği anlar tamamen bilgisayar ortamında yaratılırken, yatay yoldaki normal sürüş sahnelerinde oyuncular bu gerçek prototipin direksiyonuna geçti.

DEATH RACE 2000 (1975) – THE MONSTER
Dönemin ünlü düşük bütçeli yapımcısı Roger Corman için özel olarak tasarlanan bu araç, standart bir Volkswagen Beetle şasisi üzerine “Shala-Vette” adı verilen fiberglas bir kit takılarak ve üzerine korkutucu dişler ile omurga detayları eklenerek vahşi bir timsah/ejderha görünümüne kavuşturuldu.
David Carradine’ın canlandırdığı “Frankenstein” karakterinin ölümcül yarış arabası olan bu modifikasyon, kısıtlı bütçe nedeniyle yeşil ekran yerine gerçek yollarda ve pistlerde son hızda dublörler tarafından koşturuldu ve çekimler sırasında sık teknik arızalar çıkardı.

TRON: LEGACY (2010) – LIGHT CYCLE
Orijinal 1982 filminin ikonik tasarımının modernize edilmiş bir versiyonu olan ve film tanıtımları için Parker Brothers Choppers tarafından Suzuki 996cc motor ile bilgisayar kontrollü LED ışıklar kullanılarak gerçek hayatta sürülebilir bir prototipi de üretilen bu siber motosiklet, film içindeki çılgın yarış sahnelerinde aslında sadece yeşil bir maketten ibaretti.
Oyuncular stüdyoda bu hareketsiz maketlerin üzerine oturup poz verirken, ekranda gördüğümüz o fütüristik sürüş dinamikleri, ışık izleri ve yüksek hız hissi tamamen dijital efektlerle sıfırdan oluşturuldu.

I, ROBOT (2004) – AUDI RSQ
Audi firmasının film için özel olarak tasarladığı küre şeklinde tekerleklere ve kelebek kapılara sahip bu distopik spor konsept, fiberglas gövdesiyle markanın bir sinema yapımı için sıfırdan ürettiği ilk özel model oldu.
Will Smith’in canlandırdığı dedektif karakterinin tünelde robot ordusuyla savaştığı meşhur aksiyon sahnesinde boy gösteren aracın kendi etrafında dönerek ilerlediği o sıra dışı manevralar bilgisayar efektleriyle desteklenirken, düz ve kontrollü sürüş sahnelerinde oyuncu bizzat bu teknolojik kokpitin içinde yer aldı.

SPEED RACER (2008) – MACH 5
Çizgi filmdeki orijinal tasarım çizgilerine sadık kalınarak bir Corvette şasisinden ilhamla üretilen aerodinamik sivri burnu ve özel kesim gövdesiyle birebir ölçekli, tamamen çalışan bir prototip olarak imal edilen bu yarış aracı, filmdeki yerçekimine meydan okuyan çılgın yarış sahneleri nedeniyle pist yerine yeşil ekran önünde kullanıldı.
Hidrolik platformlar üzerine yerleştirilen gerçek araç sağa sola ve yukarı aşağı sertçe yatırılarak oyuncuların yüksek hızdaki fiziksel tepkileri gerçeğe yakın şekilde kaydedildi ve geri kalan tüm çevre dinamikleri dijital olarak arkaya işlendi.

THE LEAGUE OF EXTRAORDINARY GENTLEMEN (2003) – NAUTILUS CAR
Prodüksiyon tasarımcısı Carol Spier tarafından şekillendirilen ve bir Land Rover yangın merdiveni şasisi üzerine kurulan 6 tekerlekli, 6.7 metre uzunluğundaki bu devasa araç, fildişi rengi fiberglas gövdesi ve üzerindeki Viktorya dönemi sanatını yansıtan gümüş varaklı Hint tanrısı süslemeleriyle tam bir Rover V8 motorlu sanat eseriydi.
Kaptan Nemo’nun şehir içindeki ulaşım sahneleri için imal edilen bu heybetli otomobil, muazzam ağırlığına rağmen Prag sokaklarındaki çekimlerde gerçek olarak sürüldü, saatte 80 kilometre hıza kadar ulaştı ve geniş dönüş çapı yüzünden dar sokaklarda manevra zorluğu yaşatsa da tamamen işlevsel yapısıyla çekimleri başarıyla tamamladı.



