Bolu Kartalkaya’da Grand Kartal Oteli’nde çıkan yangınında Başkent Kayak ve Doğa Sporları Kulübü tarafından düzenlenen kayak kampına katılan lise öğrencileri Ömür Kotan ile Eren Bağcı da hayatını kaybetti.
Kotan ve Bağcı’nın aileleri, çocuklarının ölümünde, yangından sağ kurtulan kulüp başkanı ve kayak eğitmeni M.G. ile kulüp üyesi kayak eğitmenleri E.A. ve Y.A.’nın da sorumlulukları olduğunu iddia ederek suç duyurusunda bulundu.
Dilekçede Ömür Kotan ve Eren Bağcı’nın, kayak eğitmenleri E.A. ve Y.A. ile aynı odada kaldığı halde yangın sırasında koridora çıkarılarak beklemeleri istendiği, kendilerinin ise yangından kurtuldukları belirtildi. Bu süreçte kulüp başkanı M.G.’nin odasından hiç çıkmadığı, kendi sorumluluğu altındaki kamp kafilesinden hiç kimsenin odasının kapısını da çalmadığı, bu görevi Y.A.’ya vererek, odasında beklemeye devam ettiği belirtildi.
Dilekçede, “Yangın sırasında olay yerinde bulunan şüpheliler penceresi açık olduğu için nefes alınabilir bir ortama sahip olan odadan, kendilerini tahliye etmiş, ancak bütün bu süre boyunca, yangının başından sonuna dek kendileri ile aynı koridorda bulunduklarını bildikleri Ömür’ü ve Eren’i bir kez dahi aramamıştır. Bu durumun HTS kayıtlarıyla da teyit edileceği kanaatindeyiz. Şüphelilerin, o gece sorumlulukları altındaki bu iki çocuğu, öleceklerini bile bile o ölüm koridorunda bıraktıkları ve bu sayede, onların ölümüne neden oldukları açıktır. Bu nedenle, şüphelilerin 3’ü yönünden ‘Olası kastla öldürmek’ suçundan iddianame düzenlenmesini ve yargılanmalarını talep ediyoruz” denildi.
“SUÇ ŞÜPHESİNİ GÖSTEREN DELİLLER”
Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafında başlatılan soruşturma kapsamında 3 şüphelinin ifadesi alındı. Şüpheliler suçlamaları kabul etmedi. Şüphelilerden M.G., kulübün 2013 yılından bu yana Grand Kartal Otel’de eğitim gerçekleştirdiğini belirterek, otelin tercih edilme nedeninin Ankara’ya yakınlığı ve kayak pistlerinin uygunluğu olduğunu söyledi.
M.G, olay sırasında odasına gelen eğitmen Y.A.’nın kendisini uyandırdığını, ardından otelde kalanların tahliyesi için çaba gösterdiklerini ileri sürdü. M.G, “Telaşlı olduğum için ben telefonuma hiç bakmadım. Daha sonra odaya dışarıdan benim çağırmam üzerine gelenleri merdivenle indirdim. Odada en son ben kaldım. Üzerimi ıslatıp oda kapısını açtım. ‘Koridorda kimse var mı, varsa sesime gelsin’ dedim. Ancak bu cümleyi kurmamla üzerimdeki ıslaklığın ısıdan dolayı kuruması bir oldu. Kapıyı kapatarak kulağımı dayadım. 30-35 saniye bekledim. Ses gelmedi. Bunun üzerine odaya gelecek kimsenin olmadığını anlayınca en son kişi olarak odadan inerek kurtuldum” dedi.
M.G., dışarıya çıktığında Ömür ve Eren’in çıkamadığını öğrendiğini, bunun üzerin tekrar otele girmek istediğini, ancak izin verilmediğini iddia etti.
Bolu Sulh Ceza Hakimliği, şüpheliler hakkında mevcut delil durumu, kuvvetli suç şüphesini gösteren somut deliller ve ileride verilmesi muhtemel ceza miktarı gerekçesiyle adli kontrol tedbiri uygulanmasını kararlaştırdı. 3 kişi, 2 ay boyunca 2 haftada bir polis merkezinde imza verecek.
“BEKLENTİMİZ MAHKEME SÜRECİNİN BAŞLAMASI”
Ömür Kotan’ın annesi Zeynep Kotan, savcılık soruşturma kapsamında 3 kişinin şüpheli sıfatıyla ifadelerini aldığını söyleyerek, “Bunun sonucunda da bir adli kontrol uygulanmasına karar vermiş. Şimdiki beklentimiz bir an önce iddianamenin hazırlanması ve mahkeme sürecinin başlaması. Çünkü o süreçte de pek çok şeyin netleşeceğini düşünüyorum. Bu kişilerin hem yangın esnasındaki davranışları hem de daha öncesinde kulüp başkanı olan kişinin aslında odalarda sigara içildiğini ve yangın dedektörlerinin çalışmadığını biliyor olması bizim suç duyurusunda bulunmamıza sebep oldu. Kendisinin de sigara içtiğini tanık olarak ifade verdiği zaman söylemişti. Bunun yanında örneğin 4-5 sene önce yapılan asansörün hava boşluğunu kapattığını ve bu zehirli gazların tahliyesini engellediğini açıkça kendisi de ‘Ben de zaten bir mühendisim ve bunu biliyorum’ diyerek ifade etti. Biz bu kulübe güvenerek çocuklarımızı oraya gönderdik. Buradaki eksiklikler ve aksaklıklar biliniyordu. Bile bile 45 kişinin de canını bir nevi tehlikeye atmış oldu. Bunları biz biliyor olsaydık çocuklarımızı göndermezdik. Böyle bir sürecin en azından başlamış olmasından ve bu kişilere adli kontrol uygulanmasından memnunuz. Bizim isteğimiz sorumluluğu olan her kim varsa bunların tespit edilerek, yargı hangi cezayı uygun görüyorsa bunun alınmasını sağlamak” ifadelerini kullandı.
“OTELLE İÇ İÇE GEÇMİŞ ORGANİK Bİ YAPI”
Eren Bağcı’nın babası Rıza Eray Bağcı da “Bizim beklentimiz bir an önce artık bunun da bir iddianameye dökülüp mahkemede görüşmelerin, duruşmaların başlaması. Bu kişilerin varsa bir suçları ki ben olduğuna inanıyorum, ilgili cezayla cezalandırılmaları talebimiz. Yaklaşık 1 yıldır devam ediyor bu süreç. Aslında bütünün küçük bir parçası gibi görünüyor; ama sayılara baktığınız zaman otelde konaklayanların dörtte biri bu kulüp vasıtasıyla buraya gitmiş. Maalesef hayatını kaybeden 78 canımızdan 9 tanesi yine bu kulüp aracılığıyla gitmiş. Aslında olay bütünün küçük bir parçası değil, bütünün önemli bir parçası. Ve bu kulüp yaklaşık 12 yıldır aynı yerde aynı şekilde kayak eğitimleri, kayak kampları düzenliyor. Dolayısıyla aslında otelle iç içe geçmiş organik bir yapı var burada. Bunlar göz önünde bulundurulduğunda aslında bütünün önemli bir parçası. Otelle bir bütün hale gelmiş bir eğitim kampı artık. Dolayısıyla ben dosya kapsamında önemli bir yeri olduğunu düşünüyorum. Nitekim savcılık makamı da böyle kanaat getirmiş olacak ki bu kişilerin şüpheli sıfatıyla ifadelerini aldı. Şimdilik bir adli kontrol kararı aldı. Ama umarım iddianame oluşturulur ve duruşmalar başlar” diye konuştu.
Bağcı, amaçlarının suçluların cezalarını almasını sağlamak olduğunu belirterek, “Burada da emsal olacak bir karar çıksın ki bu kulüp dahil başka hiçbir kulüp böyle etkinlikler düzenlerken gerekli önlemlerin alınıp alınmadığını kontrol etmemezlik yapmasın. İlgili izinlerini almadan bu tip etkinlikler düzenlemesin. Gerekli lisansları, belgeleri olmadan kendilerini insanlara eğitmen, antrenör olarak lanse etmesinler. Bizim yine amacımız aslında değişmedi. Sürecin başlamış olması için biz uzun süredir mücadele ediyoruz. Bu sürecin başlaması evet küçük bir adım ama daha çok mesafe var” dedi.


