Harvard Tıp Fakültesi ile Brigham ve Kadın Hastalıkları Hastanesi uzmanlarının yürüttüğü ve 300 binden fazla kişinin 14 yıl boyunca izlendiği araştırma, modern yaşam temposunun kalp sağlığı üzerindeki etkilerini gözler önüne serdi. Çalışmaya göre, biyolojik saat ile günlük iş-yaşam düzeni arasındaki uyumsuzluk, özellikle gece geç saatlerde aktif olan bireylerde ciddi sağlık riskleri yaratıyor.
Araştırmada, insan vücudunun iç saati olarak tanımlanan circadian ritmin yalnızca uyku düzenini değil; tansiyon, kalp atım hızı, stres hormonları ve metabolik dengeyi de yönettiği vurgulandı. Çalışmanın yazarlarından Sina Kianersi, iç saatle iş programları arasındaki çatışmanın sağlıklı alışkanlıkların sürdürülmesini zorlaştırdığını belirtti.
Northwestern Üniversitesi’nden Kristen Knutson ise durumu şu sözlerle özetledi:
“Gece yaşayan kişiler, tamamen sabah insanlarına göre tasarlanmış bir dünyada yaşamaya çalışıyor.”
RİSK YÜZDE 16 DAHA YÜKSEK!
UK Biobank verileri kullanılarak yapılan çalışmada şu bulgular öne çıktı:
Yüzde 16 artış: Kendini “gece kuşu” olarak tanımlayan bireylerde ilk kez kalp krizi ya da inme geçirme riski ortalamanın yüzde 16 üzerinde.
Metabolik sorunlar: Sabah erken saatlerde yüksek kalorili beslenmenin vücut tarafından tolere edilememesi, kilo artışı ve kan şekeri dengesizliğine yol açıyor.
Kadınlar daha fazla etkileniyor: Kadınların, Amerikan Kalp Derneği tarafından belirlenen temel kalp sağlığı kriterlerini karşılama konusunda erkeklere göre daha fazla zorlandığı saptandı.
Uzmanlar, artan riskin yalnızca biyolojik yatkınlıkla açıklanamayacağını vurguluyor. Gece yaşam tarzının beraberinde getirdiği yetersiz uyku, düzensiz beslenme ve sigara kullanımı gibi faktörlerin kalp-damar hastalıklarını tetiklediği belirtiliyor.
Araştırmacılar, kalp sağlığının korunabilmesi için biyolojik ritme daha uyumlu bir yaşam düzeninin teşvik edilmesi gerektiğine dikkat çekiyor.


