Sosyolog ve iletişim uzmanı Neslihan Karayılan, tutuklu bulunan eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in dava sürecini sosyolojik açıdan yorumladı.
İşte o değerlendirme:
“Bazı insanlar görevleriyle hatırlanır, bazıları ise duruşlarıyla. Tunç Soyer’in hikâyesi, makamların ötesinde; inanç, mücadele ve bedel ödemenin hikâyesidir.
Siyaset, alkışların en yüksek olduğu günlerde değil, yalnız bırakıldığınız anlarda gerçek yüzünü gösterir. Dün omuz omuza yürüyenlerin sessizleştiği, emeğin unutulduğu, vefanın yerini hesapların aldığı zamanlar olur. İşte o zaman insanın karakteri de çevresinin samimiyeti de ortaya çıkar.
Tunç Soyer hakkında herkesin farklı siyasi görüşleri olabilir. Ancak bir gerçeği inkâr etmek mümkün değildir: Yıllarını kamu hizmetine adamış bir ismin verdiği emeği yok saymak, sadece o kişiye değil, toplumsal hafızaya da haksızlıktır.
Çünkü emek, günü geldiğinde unutulacak bir ayrıntı değildir. Emek; sabahın ilk ışığında başlayan mesai, alınan risk, üstlenilen sorumluluk ve arkasında bırakılan izdir. Ve o iz, siyasi tartışmalardan çok daha uzun ömürlüdür.
Bugün geriye dönüp baktığımızda görülmesi gereken şey yalnızca tartışmalar değil; İzmir için kurulan hayaller, ortaya konulan projeler, verilen mücadele ve kolay zamanlarda değil, zor zamanlarda sergilenen dirençtir.
Tarih çok güçlü bir hakemdir. Kimsenin unuttuğunu unutmaz. Kimin emek verdiğini, kimin sessiz kaldığını, kimin vefa gösterdiğini ve kimin rüzgâra göre yön değiştirdiğini bir kenara not eder.
Belki bugün farklı yorumlar yapılabilir, farklı değerlendirmeler öne çıkabilir. Ama yarın geriye dönüp bakıldığında insanlar şunu soracaktır: “Bu ülkenin ve bu kentin hafızasında iz bırakan insanlara karşı ne kadar adil davrandık?”
Çünkü sonunda kazanan ne siyasi hesaplar olur ne de geçici gündemler. Kazanan, vicdandır.
Ve vicdanın hükmü şudur: Verilen emek inkâr edilebilir ama silinemez. Vefa ertelenebilir ama yok edilemez. Tarih gecikebilir ama mutlaka konuşur.
Tunç Soyer’e dair değerlendirmeler de günübirlik tartışmaların değil, zamanın süzgecinden geçmiş adaletin ve toplumun ortak hafızasının içinde gerçek yerini bulacaktır..”


