Dünyanın kilometrelerce altında, gözle göremediğimiz devasa bir yaşam formu bulunuyor. Bilim insanları, yerin derinliklerinde milyarlarca mikroorganizmanın oluşturduğu ekosistemi keşfetti. “Yeraltı Galapagossu” olarak adlandırılan bu biyosfer, büyüklüğü ve çeşitliliğiyle yüzeydeki yaşamla yarışabilecek kapasitede.
2018’de Amerikan Jeofizik Birliği’nin yıllık toplantısında sunulan araştırmada, bilim insanları bu gizemli ekosistemin boyutlarını ilk kez hesapladı. Sonuçlar şaşırtıcıydı: Dünya’daki mikroorganizmaların yaklaşık %70’i yerin altında yaşıyor.
Toplamda bu yaşam formunun 15 ila 23 milyar ton karbon barındırdığı belirlendi. Bu rakam, yüzeyde yaşayan insanların karbon kütlesinden yüzlerce kat daha fazla.
Bu ekosisteme “Yeraltı Galapagossu” denmesinin nedeni, genetik çeşitliliğinin olağanüstü olması. İlk gözlemler, yüzeydeki yaşamla kıyaslanabilecek hatta daha zengin bir çeşitlilik olabileceğini gösteriyor.
Ağırlıklı olarak bakteriler ve onların evrimsel kuzenleri olan arkeler bu ekosisteme hâkim. Ancak araştırmacılar, daha karmaşık yapılı ökaryotlara da rastladı. Örneğin, Güney Afrika’daki bir altın madeninde 1,4 kilometre derinlikte keşfedilen kimliği belirsiz bir nematod, yeraltı yaşamının boyutunu gözler önüne serdi.
YAŞAM SINIRLARI TARTIŞMASI GÜNDEMDE
Bilim insanları, 2,5 ila 5 kilometre derinliklerden çıkarılan sondaj örneklerini analiz ederek bu bulgulara ulaştı. Hem deniz tabanında hem de kara bölgelerinde yapılan çalışmalar, yeraltındaki biyosferin toplam hacminin okyanusların neredeyse iki katı olduğunu ortaya koydu.
Yoğun ısıya, ezici basınca, ışık yokluğuna ve çok az besine rağmen bu mikroorganizmaların yaşamını sürdürmesi, bilim dünyasında “yaşam sınırları” tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı.
Tennessee Üniversitesi’nden mikrobiyoloji profesörü Karen Lloyd, “On yıl önce yalnızca birkaç noktada örnek alabilmiştik. Şimdi ise her yerde yaşam olduğunu görüyoruz, ama bu derin biyosferin henüz çok küçük bir kısmına ulaşabildik” dedi.
Oregon State Üniversitesi’nden ekoloji uzmanı Rick Colwell ise, “Yeraltındaki yaşamın yüzeydeki ekosistemleri nasıl etkilediğini henüz bilmiyoruz. Tek bildiğimiz, yaşamın bu kadar zor koşullarda bile var olabilmesi mucizevi.” ifadelerini kullandı.
Bilim insanlarına göre bu keşif, yalnızca Dünya için değil, evrendeki yaşam arayışları için de büyük önem taşıyor. Eğer yaşam bu kadar zorlu koşullarda var olabiliyorsa, başka gezegenlerde de benzer yaşam formlarının ortaya çıkma ihtimali güçleniyor.


