1. Haberler
  2. Bilgi
  3. Tahttan mezara: Tarihin akışını değiştiren liderlerin akılalmaz sonları

Tahttan mezara: Tarihin akışını değiştiren liderlerin akılalmaz sonları

Dünyayı dize getiren imparatorlar, bilim dünyasını aydınlatan dehalar ve milyonlara hükmeden krallar. Onlar sadece yaptıklarıyla değil, hayata veda ediş şekilleriyle de tarihe geçtiler. Bir burun kanamasından bir parça sakala, trajediden komediye uzanan en tuhaf 10 ölüm hikayesi.

featured
Player Alanı

Tarihin tozlu sayfaları, imparatorluklar kuran ve dünyayı dize getiren liderlerin görkemli zaferleriyle dolu olduğu kadar, hiç beklenmedik, ironik ve hatta trajikomik sonlarıyla da şaşırtıcıdır. İnsanlık tarihine yön veren bu güçlü figürler, çoğu zaman savaş meydanlarında kahramanca can vermeyi hayal etseler de, kaderin onlar için hazırladığı plan bazen bir kaplumbağa kabuğu, bazen bir parça sakal, bazen de bir akşam yemeği tabağı olmuştur. Ölümün karşısında herkesin eşit olduğunu hatırlatan, ihtişamlı hayatlarla tezat oluşturan tarihin en tuhaf 10 veda hikayesi:

ATTILA (HUN İMPARATORU)

Batı dünyasının “Tanrı’nın Kırbacı” olarak adlandırdığı ve karşısında titrediği efsanevi lider, Roma’yı dize getirmiş ve sayısız savaş meydanından sağ çıkmıştı. Ancak onun sonu, 453 yılında İldico adındaki genç bir kadınla evlendiği düğün gecesinde geldi. Kutlamalar sırasında aşırı derecede alkol alan Attila, gece uyurken şiddetli bir burun kanaması geçirdi.

Alkolün etkisiyle sızmış olduğu için uyanamadı ve sırtüstü yattığı yerden dışarı akamayan kan ciğerlerine doldu. Sabah olduğunda, dünyanın en korkulan hükümdarı kendi kanında boğulmuş halde bulundu.

I. FRIEDRICH BARBAROSSA (KUTSAL ROMA İMPARATORU)

Üçüncü Haçlı Seferi’nin en güçlü figürlerinden biri olan Alman Kralı Barbarossa, devasa ordusuyla Anadolu üzerinden Kudüs’e doğru ilerliyordu. 1190 yılında, bugünkü Mersin yakınlarındaki Saleph (Göksu) Nehri’ne geldiğinde, nehrin sığ sularından geçmek yerine serinlemek ya da karşıya daha hızlı geçmek için suya girdi.

Ancak üzerindeki ağır metal zırhlar, suyun direnciyle birleşince dengesini kaybetmesine neden oldu. Zırhının ağırlığı yüzünden ayağa kalkamayan imparator, herkesin gözü önünde diz boyu suda boğularak hayatını kaybetti.

AESCHYLUS (ANTİK YUNAN OYUN YAZARI)

Yunan trajedisinin babası kabul edilen Aeschylus’un ölümü, yazdığı oyunlardan çok daha fantastik bir kurguya sahiptir. Bir kehanete göre Aeschylus, gökten düşen bir nesneyle ölecekti.

Bu yüzden açık alanlarda vakit geçirmeye özen gösteriyordu. Bir gün arazide otururken, havada süzülen bir kartal, avladığı kaplumbağayı kabuğunu kırmak için sert bir kayaya fırlatmak istedi.

Kartal, Aeschylus’un kel kafasını güneşin altında parlayan bir kaya sanarak kaplumbağayı tam üzerine bıraktı. Kaplumbağa başına çarpan yazar, kehanetin gerçekleşmesiyle oracıkta can verdi.

II. GEORGE (BÜYÜK BRİTANYA KRALI)

Büyük Britanya ve İrlanda Kralı II. George, 1760 yılının bir sabahında her zamanki rutinini gerçekleştiriyordu. Sabah saat 06:00’da kalkıp çikolatasını içtikten sonra tuvalete girdi. Ancak o sırada tuvaletteyken aşırı ıkınma sonucunda kalbindeki aort damarı yırtıldı. Uşağı bir gürültü duyup içeri girdiğinde kralı yerde cansız yatarken buldu.

Bir imparatorluğu yöneten adam, hayatına en savunmasız ve en gösterişsiz yerde veda etmişti.

TYCHO BRAHE (DANİMARKALI ASTRONOM)

Modern astronominin temellerini atan ve titiz gözlemleriyle tanınan Tycho Brahe, nezaket kurallarının kurbanı oldu. 1601 yılında Prag’da katıldığı bir kraliyet ziyafetinde, geleneklere göre ev sahibi sofradan kalkmadan misafirlerin kalkması büyük bir saygısızlık sayılıyordu.

Brahe, tuvaleti gelmesine rağmen sofrayı terk etmedi ve mesanesini aşırı derecede zorladı. Eve döndüğünde ise idrarını yapamaz hale geldi. 11 gün süren korkunç sancıların ardından mesane patlaması veya üremi nedeniyle hayatını kaybetti.

JEAN-BAPTISTE LULLY (FRANSIZ BESTECİ)

Fransız Barok müziğinin dâhisi Lully, kendi tutkusunun kurbanı oldu. O dönemde orkestra şefleri bugünkü küçük bagetler yerine, tempoyu yere vurarak belirledikleri ağır ve uzun birer asa kullanırlardı.

1687 yılında Kral XIV. Louis’nin sağlığına kavuşması şerefine verilen bir konseri yönetirken, müziğin coşkusuna kapılan Lully, ağır asayı sertçe yere vurdu ancak ıskalayarak asanın sivri ucunu ayak parmağına sapladı. Yara kısa sürede kangrene dönüştü. Dansçı kimliğiyle de bilinen Lully, bacağının kesilmesini reddetti. Enfeksiyon tüm vücuduna yayıldı ve usta besteci acılar içinde öldü.

PYRRHUS (EPİR KRALI)

“Pirus Zaferi” deyimiyle tarihe geçen, Roma’nın en dişli rakiplerinden biri olan askeri deha Pyrrhus, görkemli bir kuşatma sırasında değil, bir sokak çatışmasında öldü. Argos şehrindeki sokak savaşları sırasında kral, bir binanın çatısından kendisini izleyen yaşlı bir kadının hedefi oldu.

Kadın, oğlunun kralla dövüştüğünü görünce eline geçirdiği ağır bir kiremidi Pyrrhus’un kafasına fırlattı. Miğferinin arasından kafasına darbe alan kral sersemleyerek atından düştü ve o karışıklıkta düşman askerleri tarafından boynu vuruldu.

HANS STEININGER (BELEDİYE BAŞKANI)

1567 yılında Avusturya’nın Braunau kasabasının belediye başkanı olan Steininger, yaklaşık 1.5 metre uzunluğundaki muazzam sakalıyla tanınıyordu. Sakalını normalde rulo yapar ve bir deri çantada taşırdı.

Ancak kasabada büyük bir yangın çıkınca panikle dışarı fırladı ve bu sırada sakalı çantasından kurtulup ayağına dolandı. Merdivenlerden inerken kendi sakalına takılıp yuvarlanan belediye başkanı, boynu kırılarak hayatını kaybetti.

FRANCIS BACON (FİLOZOF VE BİLİM İNSANI)

Modern bilimsel yöntemin öncülerinden Francis Bacon, deney yapma aşkının bedelini hayatıyla ödedi. 1626 yılında karlı bir kış gününde, etin bozulmasını önlemek için karın kullanılp kullanılamayacağını test etmek istedi. Arabasından inip bir tavuk satın aldı ve tavuğun içini karla doldurmaya çalıştı.

Bu sırada dondurucu soğukta çok fazla vakit geçiren Bacon, ağır bir soğuk algınlığına yakalandı. Durumu hızla kötüleşti ve birkaç gün içinde zatürreden hayatını kaybetti; ancak deneyi modern dondurucuların ilham kaynağı oldu.

ADOLF FREDERICK (İSVEÇ KRALI)

İsveç tarihine “Ölümüne Yiyen Kral” olarak geçen Adolf Frederick, 1771 yılındaki bir ziyafette mide kapasitesinin sınırlarını zorladı. Menüsünde ıstakoz, havyar, lahana turşusu, tuzlu et ve bolca şampanya vardı.

Ancak kralı asıl bitiren, “Semla” adı verilen ve sıcak süt dolu kasede servis edilen tatlı çörekler oldu. Tam 14 porsiyon bu ağır tatlıdan yiyen kral, aynı gece şiddetli mide krampları ve sindirim felci geçirerek hayatını kaybetti.

Tahttan mezara: Tarihin akışını değiştiren liderlerin akılalmaz sonları
+ -
Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.

Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.