Öldükten 9 ay sonra mezardan çıkarılıp yargılandı: Papalık tahtında bir ceset

page

Dokuzuncu yüzyılın sonlarına doğru Avrupa, Karolenj İmparatorluğu’nun parçalanmasıyla birlikte tam bir iktidar vakumuna düşmüş, Roma ise bu kaosun tam kalbinde bir ganimet gibi görülmeye başlanmıştı. Papalık makamı, artık sadece ruhani bir liderlik değil, Avrupa’nın kaderini belirleyen imparatorluk tacını giydirme yetkisi nedeniyle siyasi bir satranç tahtası haline gelmişti.

Papa Formosus, bu tehlikeli dönemde tahta geçtiğinde, kendini İtalyan Spoleto hanedanı ile Alman Doğu Frank Krallığı arasında bitmek bilmeyen bir husumetin ortasında buldu. Spoleto ailesi, Formosus’u kendi kuklaları gibi kullanmak istiyor ve imparatorluk tacının kendi soylarında kalması için baskı yapıyordu; ancak Formosus, bu baskıdan kurtulmak için stratejik bir hamle yaparak Alman Kralı Arnulf’u yardıma çağırdı ve onu imparator ilan etti.

Bu hamle, Spoleto ailesi için sadece siyasi bir yenilgi değil, aynı zamanda nesiller boyu sürecek bir onur meselesi ve derin bir nefret tohumu haline geldi. Arnulf’un İtalya’dan çekilmek zorunda kalması ve kısa süre sonra felç geçirmesi, ardından da 896 yılında Formosus’un şüpheli ölümü, Roma’da dengeleri tamamen altüst etti.

Formosus’un ölümüyle boşalan koltuk, kısa süreli geçişlerin ardından Spoleto ailesinin tam desteğini alan VI. Stephen’ın eline geçtiğinde, artık intikam saati gelmişti ve bu intikam, tarihin o güne dek gördüğü en akıl almaz yargılama biçimiyle, bir cesedin mahkemeye çıkarılmasıyla sonuçlanacaktı.

BİR İNTİKAM ARACI OLARAK KİLİSE HUKUKU

Papa VI. Stephen, göreve gelir gelmez Spoleto Dükü Lambert ve annesi Ageltrude’un yoğun baskısı altında, Formosus’un hatırasını ve siyasi mirasını tamamen yok etmek için hukuki bir kılıf aramaya başladı. Formosus’un sağlığında Arnulf’a giydirdiği imparatorluk tacını geçersiz kılmak, ancak Formosus’un bizzat kendisinin “gayrimeşru” bir papa olduğunu kanıtlamakla mümkündü; bu yüzden Stephen, tarihe “Kadavra Sinodu” (Synodus Horrenda) olarak geçecek olan o korkunç mahkemeyi planladı.

Kilise kanunlarına göre bir piskoposun bir bölgeden diğerine nakledilmesi yasaktı ve Formosus, Roma Piskoposu (Papa) olmadan önce Porto Piskoposu olduğu için bu durum bir suç unsuru olarak öne sürüldü. Ancak asıl mesele teolojik bir kural ihlali değil, Spoleto ailesinin Formosus’un kemiklerinden bile intikam alma arzusuydu. Stephen, Roma’daki yüksek din görevlilerini ve yargıçları Laterano Bazilikası’na toplarken, amacının sadece adalet değil, aynı zamanda rakiplerine karşı mutlak bir korku imparatorluğu kurmak olduğunu açıkça hissettiriyordu.

Mahkemenin kurulacağı ocak ayı soğuğu, bazilikanın taş duvarlarında yankılanan siyasi hırsla birleştiğinde, Roma halkı tarihin en garip ve en hastalıklı olaylarından birine tanıklık etmek üzereydi; çünkü yargılanacak olan sanık, aylar önce toprağın derinliklerine gömülmüştü ve oradan çıkarılması emredilmişti.

BAZİLİKADA BİR HAYALET: DOKUZ AY SONRA MEZARDAN ÇIKARILAN PAPALIK CESEDİ

897 yılının karlı bir Ocak sabahında, Papa Formosus’un dokuz aydır çürümekte olan bedeni, Papa VI. Stephen’ın emriyle mezarından zorla çıkarıldı ve Roma sokaklarından geçirilerek mahkeme salonuna getirildi. Bu manzara o kadar dehşet vericiydi ki, mahkemeye katılan din adamlarının çoğu korkudan ve mideden gelen bir rahatsızlıkla yüzlerini gizlemek zorunda kaldılar.

Ceset, tüm dünyevi kurallara ve dini saygıya aykırı bir şekilde, en görkemli papalık kaftanları giydirilerek, başına kutsal taç takılarak bir tahtın üzerine oturtuldu; karşısında ise yaşayan, öfkeden deliye dönmüş bir Papa olan Stephen duruyordu. Stephen, cansız bedene dönerek sanki Formosus hayattaymış gibi “Porto Piskoposuyken neden hırsla Roma tahtını ele geçirdin?” diye bağırıyor, ölü adamın sessizliğini bir suçluluk ikrarı olarak kabul ediyordu. Formosus’un adına cevap vermesi için korkudan titreyen bir diyakoz, cesedin hemen arkasına gizlenmişti ve yöneltilen her ağır suçlamaya karşı zayıf, anlamsız savunmalar yapmaya çalışıyordu.

Mahkeme salonundaki hava, hem fiziksel bir çürüme kokusuyla hem de adaletin bu kadar grotesk bir şekilde eğilip bükülmesinin yarattığı ahlaki çöküntüyle ağırlaşmıştı; bu durum, Papalık tarihinin en düşük noktasını temsil ediyordu.

HÜKÜM VE İNFAZ: TAKDİS PARMAKLARININ KESİLMESİ VE SİSİS SİCİLİNİN SİLİNMESİ

Mahkemenin sonunda, beklendiği üzere Formosus’un tüm papalığı geçersiz ve hukuksuz ilan edildi; ancak verilen ceza bununla sınırlı kalmadı, fiziksel bir vahşete dönüştü. VI. Stephen, Formosus’un sağlığında binlerce kişiyi kutsadığı ve kralları taçlandırdığı sağ elinin o meşhur üç parmağının derhal kesilmesini emretti.

Cellatlar, mahkeme heyetinin ve davetlilerin önünde ölü adamın çürümüş elindeki parmakları tek tek keserek, onun papalığı sırasında gerçekleştirdiği tüm kutsamaların, törenlerin ve siyasi atamaların ruhani olarak da hükümsüz kaldığını sembolize ettiler.

Ardından, üzerindeki kutsal kaftanlar vahşice parçalanarak çıkarıldı ve Formosus’a bir meslekten men edilmiş suçlu muamelesi yapıldı; tüm resmî kayıtlar yakıldı, tüm kararnameleri iptal edildi. Stephen’ın öfkesi o kadar büyüktü ki, Formosus’un bedeninin bir yabancılar mezarlığına gömülmesini yeterli bulmadı; birkaç gün sonra ceset tekrar mezardan çıkarıldı ve ayaklarına ağırlık bağlanarak, tüm günahlarından arınması bahanesiyle değil, tamamen yok olması arzusuyla Tiber Nehri’nin karanlık ve soğuk sularına fırlatıldı.

Bu hareket, sadece bir düşmanın yok edilmesi değil, onun tarihten ve insanların hafızasından tamamen silinmesi amacını taşıyan bir “Damnatio Memoriae” (hafızadan silme) eylemiydi.

TİBER NEHRİ’NDE BİR MUCİZE: CESEDİN GERİ DÖNÜŞÜ VE HALKIN AYAKLANMASI

Formosus’un cesedi Tiber Nehri’ne atıldıktan kısa bir süre sonra, Roma’da rüzgar aniden tersine dönmeye başladı ve bu vahşet halk nezdinde büyük bir nefret dalgasına yol açtı. Efsaneye göre, nehre atılan ceset bir balıkçının ağına takılmış ve kıyıya çıkarıldığında Formosus’un bedeninin hala bozulmadığı, hatta dokunduğu kişileri iyileştirdiği söylentileri tüm Roma sokaklarına bir yangın gibi yayılmıştı.

Halk, bir Papanın cesedine yapılan bu saygısızlığı Tanrı’ya yapılmış bir hakaret olarak görmeye başladı ve Roma’da büyük bir isyan patlak verdi. Bu isyanın ortasında kalan Papa VI. Stephen, kendisini koruyan Spoleto ailesinin bile engelleyemediği bir öfkeyle karşılaştı; asiler sarayı basarak Stephen’ı tutukladılar ve onu en derin zindanlara attılar. Kısa bir süre sonra, 897 yılının yaz aylarında, Stephen hapsedildiği hücresinde boğularak öldürüldü; böylece bir cesede zulmeden adam, kendisi de bir ceset olarak tarihteki yerini aldı.

Stephen’ın ölümünün ardından gelen Papa Theodore II, Formosus’un cesedini nehrin kıyısından büyük bir törenle aldırdı ve onu tekrar Aziz Petrus Bazilikası’na, hak ettiği papalık kıyafetleriyle birlikte defnetti; böylece Kadavra Sinodu’nun kararları ilk kez resmen reddedilmiş oldu.

TARİHİN EBEDİ LEKESİ: KADAVRA SİNODU’NUN PAPALIK TARİHİNDEKİ MİRASI

Kadavra Sinodu, Orta Çağ Avrupası’nda kilise ile devlet arasındaki güç savaşlarının ne kadar yozlaşmış bir noktaya varabileceğini gösteren en uç ve en hastalıklı örnek olarak tarihe geçti. Formosus’un onuru ölümünden sonra birkaç kez iade edilip birkaç kez tekrar geri alınsa da, nihayetinde Papa IX. John döneminde toplanan bir sinodla ölülerin yargılanması kesin olarak yasaklandı ve Formosus’un itibarı sonsuza dek koruma altına alındı.

Ancak bu olay, Papalık makamının ruhani otoritesine o kadar ağır bir darbe vurdu ki, Roma o günden sonra uzun yıllar boyunca “Saeculum Obscurum” (Karanlık Çağ) olarak adlandırılan tam bir ahlaki çöküş dönemine girdi. Bir cesedin tahta oturtulup yargılanması sahnesi, sadece Orta Çağ’ın karanlığını değil, aynı zamanda insanın güç uğruna ne kadar irrasyonel ve gaddar olabileceğini hatırlatan bir ibret vesikası olarak kaldı.

Bugün San Giovanni in Laterano Bazilikası’nın koridorlarında dolaşanlar, bir zamanlar orada bir ölünün bağırışlar altında yargılandığını ve parmaklarının kesildiğini bilerek o ağır sessizliği hissederler. Bu vaka, tarihin tozlu raflarında sadece tuhaf bir anekdot değil, adaletin intikam hırsıyla birleştiğinde nasıl bir canavara dönüşebileceğinin en net ve en korkunç belgesidir.

Exit mobile version