1. Haberler
  2. Bilgi
  3. Mağrur bir çağın son muhafızı: Efsanevi Belisarius

Mağrur bir çağın son muhafızı: Efsanevi Belisarius

Doğu Roma’nın en karanlık döneminde sahneye çıkan, imkansız savaşların galibi ve imparatorluğun kurtarıcısı Flavius Belisarius; bir çağın kaderini kılıcıyla yazarken, sadakatinin bedelini tarihin en büyük ihanetiyle ödedi.

featured
Player Alanı

Roma İmparatorluğu’nun küllerinden yeniden doğmaya çalıştığı 6. yüzyılda, sadece askeri dehasıyla değil, sarsılmaz sadakatiyle de tarihin akışını değiştiren tek bir isim vardı: Flavius Belisarius. I. Justinianus’un Akdeniz’i yeniden bir Roma gölü haline getirme hayalini sırtlayan bu dahi komutan, imkansız denilen kuşatmaları yarmış, krallıkları diz çöktürmüş ve imparatorluğu uçurumun kenarından çekip almıştır. İşte Germanya’nın tozlu yollarından Roma’nın zafer taklarına uzanan o muazzam hayatın tüm ayrıntıları.

GERMANYA’NIN SİSİNDEN KONSTANTİNOPOLİS’İN IŞIĞINA: İLK YILLAR VE EĞİTİMİ

Belisarius, yaklaşık olarak MS 500 veya 505 yıllarında, o dönem Doğu Roma sınırları içerisindeki Trakya veya İllirya bölgesinde yer alan Germane (günümüz Bulgaristan’ında Sapareva Banya) kasabasında dünyaya gözlerini açtı. Soylu bir aileden gelmese de, askeri bir gelenek içerisinde yetiştiği bilinmektedir. Çocukluk yılları, Roma’nın sınırlarını taciz eden barbar akınlarının gölgesinde, stratejik savunma taktiklerini bizzat gözlemleyerek geçti. Diğer akranları klasik edebiyat ve felsefe üzerine yoğunlaşırken, o kılıç eğitimi, binicilik ve Roma askeri disiplini üzerine uzmanlaştı.

Gençlik yıllarında Konstantinopolis’e giderek İmparator I. Justin’in saray muhafız birliği olan Excubitores’e katıldı. Burada sergilediği üstün disiplin ve keskin zeka, dönemin imparator naibi ve geleceğin hükümdarı Justinianus’un dikkatini çekti. Bu dostluk ve güven ilişkisi, tarihin en büyük askeri kariyerlerinden birinin temelini attı.

YÜKSELİŞİN İLK ADIMI: DARA MUHAREBESİ VE PERSLERİN BOZGUNA UĞRATILMASI

Justinianus 527 yılında tahta çıktığında, ilk işi en güvendiği adamı olan Belisarius’u Doğu sınırındaki Mezopotamya ordularının başına geçirmek oldu. Henüz 20’li yaşlarının ortasında olan bu genç general, 530 yılında Dara Muharebesi’nde tarihe geçti. Karşısında döneminin süper gücü olan Sasaniler ve onların yenilmez kabul edilen 40 bin kişilik ordusu vardı. Belisarius’un elindeki kuvvet ise sadece 25 bin kişiydi.

Ancak Belisarius, geleneksel Roma düzeninin dışına çıkarak savaş meydanına derin hendekler kazdırdı ve düşmanı bu hendeklerin içine hapseden bir savunma stratejisi geliştirdi. Kanatlardan yaptığı ani süvari çıkışlarıyla Pers ordusunu darmadağın eden Belisarius, Roma’nın yüzyıllardır süren Pers korkusunu tek bir günde sona erdirdi. Bu zafer, onun sadece bir asker değil, bir taktik dehası olduğunu tüm dünyaya ilan etti.

NİKA AYAKLANMASI VE SADAKAT SINAVI

532 yılında Konstantinopolis, tarihinin en büyük sivil ayaklanmalarından biri olan Nika İsyanı ile sarsıldı. Mavi ve Yeşil taraftarlarının birleşerek “Nika!” (Zafer!) nidalarıyla şehri ateşe vermesi üzerine Justinianus şehri terk etmeye hazırlandı. Ancak İmparatoriçe Theodora’nın “Erguvan rengi en güzel kefendir” diyerek direnişi başlatması üzerine Belisarius devreye girdi.

Belisarius ve yanındaki sadık Got askerleri, Hipodrom’da toplanan 30 binden fazla isyancıyı kuşatarak imha etti. Bu olay, Justinianus’un tahtını kurtaran mutlak hamleydi. Bu kanlı müdahale sonrası Belisarius, imparatorun en yakın müttefiki ve “imparatorluğun koruyucusu” unvanını perçinledi. Artık sıra, imparatorun en büyük hayali olan “Restoratio Imperii” (İmparatorluğun Yeniden Tesisi) planına gelmişti.

KUZEY AFRİKA’NIN GERİ ALINIŞI: VANDAL KRALLIĞI’NIN ÇÖKÜŞÜ

533 yılında Justinianus, Belisarius’u yaklaşık 15 bin kişilik mütevazı bir orduyla Kuzey Afrika’daki Vandal Krallığı üzerine gönderdi. Birçok senatör bu seferin bir intihar olduğunu düşünüyordu zira daha önceki denemeler felaketle sonuçlanmıştı. Ancak Belisarius, lojistik disiplini ve psikolojik savaşı mükemmel kullandı. Ad Decimum Muharebesi’nde Vandal Kralı Gelimer’i şaşkına çeviren bir hızla mağlup etti.

Sadece bir yıl içinde Kartaca’yı geri aldı ve Vandal Krallığı’nı tarihin tozlu sayfalarına gömdü. Konstantinopolis’e döndüğünde, antik Roma geleneklerine uygun olarak “Zafer Alayı” (Triumph) ile karşılandı. Bu, yüzlerce yıldır bir imparator dışındaki birine nasip olmamış en büyük onurdu.

TALYA SEFERİ VE EBEDİ ŞEHRİN KURTARILMASI

Kuzey Afrika’daki başarıdan sonra asıl hedef Roma’nın kalbi, yani İtalya idi. Belisarius 535 yılında Sicilya’yı kolayca ele geçirdi ve yarımadaya yöneldi. Napoli’yi bir su kemerinden askerlerini şehre sızdırarak zekice bir yöntemle zapt etti. 536 yılında ise ebedi şehir Roma’ya girdi.

Ancak Gotlar, devasa bir orduyla (yaklaşık 50 bin kişi) şehri geri almak için geri döndü. Belisarius, elindeki sadece 5 bin askerle Roma’yı tam bir yıl dokuz gün boyunca savundu. Bu kuşatma sırasında askeri mühendislik harikaları yaratarak değirmenleri nehir üzerine kurdu ve kıtlığa rağmen halkın moralini yüksek tuttu. Sonunda Got ordusu ağır kayıplar vererek geri çekilmek zorunda kaldı. Belisarius, imkansızı başararak Roma’yı tekrar “Romalıların” yapmıştı.

ASKERİ REFORMLAR VE “BUCELLARİİ” SİSTEMİ

Belisarius’un başarısının sırrı sadece taktiklerinde değil, askeri yapıda yaptığı devrimlerde yatıyordu. O, ağır zırhlı ama yavaş Roma lejyonları yerine, hem ok atabilen hem de mızrakla göğüs göğüse çarpışabilen hibrit süvarilere (Cataphract) odaklandı. Ayrıca, maaşlarını bizzat kendi cebinden ödediği ve kendisine doğrudan sadık olan “Bucellarii” adında özel bir muhafız birliği kurdu.

Bu birlik, ordunun çekirdek gücünü oluşturuyor ve en zor anlarda savaşın gidişatını değiştiriyordu. Belisarius, askerlerine yağmayı yasaklamış, ele geçirilen bölgelerdeki yerel halkın haklarını korumuş ve bu sayede fethettiği topraklarda lojistik desteği halkın rızasıyla sağlamıştır.

KAHRAMANIN GÖZDEN DÜŞÜŞÜ

Ancak başarı, beraberinde düşmanları da getirdi. İmparator Justinianus, Belisarius’un İtalya’da kazandığı muazzam popülariteden ve Gotların ona “Batı İmparatoru” olma teklifinden (Belisarius bu teklifi sadakatinden dolayı reddetmiş olsa da) şüphelenmeye başladı. 540 yılında Ravenna’yı aldığı sırada Konstantinopolis’e geri çağrıldı.

Daha sonra tekrar İtalya’ya ve Pers sınırına gönderilse de, imparator ona artık yeterli kaynak ve asker sağlamıyordu. Belisarius, elinde olmayan imkanlarla savaşmaya zorlandı. 562 yılında, asılsız bir yolsuzluk ve imparatora komplo kurma iddiasıyla yargılandı. Tüm mülküne el konuldu ve onuru zedelendi.

HAZİN VEDA VE ÖLÜMSÜZ MİRAS

Belisarius’un hayatının son yılları hüzünlü bir sessizlikle geçti. 563 yılında suçlamalar düşürülüp itibarı iade edilse de, o eski enerjisini ve imparatora olan eski yakınlığını kaybetmişti. MS 565 yılının Mart ayında, muhtemelen 60’lı yaşlarındayken vefat etti. Onun ölümünden sadece birkaç ay sonra imparatoru Justinianus da öldü.

Belisarius, arkasında birleşik bir Akdeniz imparatorluğu ve hiçbir zaman yenilgiyle sonuçlanmayan (bazı taktiksel geri çekilmeler hariç) destansı bir askeri kariyer bıraktı. O, sadece kılıcıyla değil, karakteriyle de “Romalıların Sonuncusu” unvanını hak eden, imparatoruna ihanet etmeyen ama imparatoru tarafından defalarca ihanete uğramış bir trajedi kahramanıdır.

Mağrur bir çağın son muhafızı: Efsanevi Belisarius
+ -
Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.

Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.