Sosoyolog ve iletişim uzmanı Neslihan Karayılan, toplumların üzerine yapışan cahilliği yorumladı.
İşte o yazı:
Acı ama gerçek… Bilginin bir tık uzağımızda olduğu bir çağda, cehaletin bu kadar cesur olması üzerinde durulması gereken bir çelişkidir. Çünkü artık sorun bilgiye ulaşamamak değil; bilgiye rağmen düşünmemek, sorgulamamak ve öğrenmeyi reddetmektir.
Bugün ne yazık ki emeğin yerine ezber, aklın yerine slogan, araştırmanın yerine kulaktan dolma bilgiler alkışlanıyor. Bir konuda hiçbir şey bilmeden en kesin hükümleri verenler, en çok konuşanlar oluyor. Oysa gerçek bilgi, insanı kibirli değil mütevazı yapar; bilen insan, bilmediklerinin de farkındadır.
Cehalet yalnızca okuma yazma bilmemek değildir. Cehalet; farklı fikirlere kulak kapatmaktır. Yanlış olduğu kanıtlansa bile önyargılara sarılmaktır. Gerçekleri değil, hoşumuza giden yalanları tercih etmektir. En tehlikelisi de, cehaletin kendini bilgi sanacak kadar cesaret bulmasıdır.
Bir toplum, bilgiyi üretenleri değil gürültü çıkaranları ödüllendirmeye başladığında; bilim insanları susar, gençler umudunu kaybeder, düşünce yerini kutuplaşmaya bırakır. O zaman kaybedilen sadece bugünün doğruları değil, yarının fırsatları da olur.
İlerlemenin yolu, daha çok bağırmaktan değil; daha çok okumaktan, araştırmaktan ve düşünmekten geçer. Çünkü güçlü toplumlar sloganlarla değil, bilgiyle yükselir. Geleceği inşa edenler, gerçeğin peşinden yürüyenlerdir.
Belki cehalete gerçekten ödül verilseydi hepimiz zengin olurduk. Ama bilgiye değer verilmediği sürece, asıl yoksulluğumuz cüzdanlarımızda değil; zihinlerimizde ve ufkumuzda büyümeye devam eder.
