İdam mahkumlarına son bir ziyafet sunma geleneği, Orta Çağ Avrupası’na ve antik dönemlere kadar uzanır. Temelinde yatan ana fikir, mahkumla “barışmak” ve onun öteki dünyaya kin tutmadan gitmesini sağlamaktır. Batıl inançlara göre, eğer mahkum karnı tok ve memnun bir şekilde ölürse, ruhu geri dönüp celladına veya yargıca musallat olmazdı. Hristiyanlıkta ise bu durum, İsa’nın çarmıha gerilmeden önceki “Son Akşam Yemeği” ile sembolize edilir; mahkuma son bir insani lütuf sunarak günahlarından arınma şansı tanınması amaçlanır.
Ancak günümüzde birçok eyalet ve ülke bu geleneği kısıtladı veya tamamen kaldırdı. Bunun en büyük sebebi bütçe kısıtlamaları ve mahkumların bu hakkı “sistemi aşağılamak” için suistimal etmesidir. Örneğin Teksas’ta, bir mahkumun devasa bir menü isteyip tek bir lokma bile yememesi üzerine 2011 yılında bu gelenek resmen sonlandırılmıştır. İşte bazı idam mahkumları ve seçtikleri enteresan yemekler;
John Wayne Gacy (Katil Palyaço)
1970’li yıllarda Chicago’da en az 33 genç erkeği vahşice öldürüp cesetlerini evinin altına gizleyen bu cani, son yemeğinde bir kova KFC tavuğu, 12 adet kızarmış karides, patates kızartması ve yarım kilo çilek istedi.
Bu seçimi yapmasının nedeni, suç dünyasına girmeden önce üç farklı KFC restoranında müdürlük yapmış olmasıydı; bir nevi kendi “altın çağına” veda etmek istedi.

Victor Feguer
Bir doktoru kaçırıp öldürmekten suçlu bulunan Feguer, oldukça garip bir şekilde sadece tek bir adet çekirdekli zeytin talep etti.
Amacı, öldükten sonra mezarında bu çekirdekten bir barış ağacı (zeytin dalı) filizlenmesini sağlamaktı. İdamından sonra zeytin çekirdeği pantolonunun cebinde bulundu.

Timothy McVeigh
168 kişinin ölümüne neden olan Oklahoma City bombalı saldırısının faili, ağır bir yemek yerine sadece iki kap naneli ve çikolata parçacıklı dondurma yemeyi tercih etti.
Hiçbir pişmanlık belirtisi göstermeyen McVeigh, muhtemelen çocukluğunun en sevdiği tadıyla son anlarını geçirmek istemişti.

James Edward Smith
Soygun ve cinayet suçlusu olan Smith, infaz biriminden bir avuç “rindi” yani toprak istedi. Bir Vudu inancına mensup olduğu için bu toprakla bir ritüel yapıp ruhunu temizlemeyi planlıyordu. Ancak toprak “yenilebilir bir gıda” olmadığı gerekçesiyle reddedildi, o da sadece bir kap yoğurt yemekle yetindi

Thomas J. Grasso
İki yaşlıyı boğarak öldüren Grasso; midye, Burger King menüsü ve çilek gibi karışık bir liste hazırladı. Özellikle “SpaghettiOs” marka hazır makarna istedi ancak kendisine normal spagetti verildi.
Son nefesinde bile “Medyaya söyleyin, bana istediğim makarnayı vermediler” diyerek sistemi protesto etti.

Ronnie Lee Gardner
İki cinayet işleyen Gardner, ıstakoz kuyruğu ve biftekten oluşan lüks bir menü istedi. Ancak asıl ilginç isteği, yemeğini yerken “Yüzüklerin Efendisi” film üçlemesini izlemekti. İdamından önceki son 48 saatini fantastik bir dünyada kaybolarak geçirmeyi seçti.

Gary Carl Simmons
Vahşi bir cinayetten hüküm giyen Simmons, tam 29.000 kalorilik devasa bir menü sipariş etti. İki büyük boy etli pizza, dondurmalar, cipsler ve litrelerce kola içeren bu liste, hapishane tarihinin en yüksek kalorili siparişlerinden biri olarak kayda geçti.

Lawrence Russell Brewer
Irkçı bir cinayet işleyen Brewer; tavuk biftek, pizza, fajita ve dondurma gibi muazzam bir sofra kurdurdu. Ancak yemek önüne geldiğinde “Aç değilim” diyerek hiçbirine dokunmadı. Bu saygısızca tavrı, Teksas eyaletinin son yemek geleneğini tamamen yasaklamasına neden olan bardağı taşıran son damlaydı.

Stephen Anderson
Bir kadını evinde soygun yaparken öldüren ve daha önce işlediği diğer cinayetlerden hüküm giyen Stephen Anderson, son yemeği olarak iki adet ızgara peynirli sandviç, bir kase süzme peynir, mısır ve bir dilim turta tercih etmiştir. Anderson’ın bu seçimi, listedeki diğer cani profillerinin aksine oldukça “ev yapımı” ve mütevazı kalırken; mahkumun bu tercihiyle suç dolu hayatının tam zıttı olan çocukluğundaki güvenli ve sıcak aile sofrasını, yani o en basit huzur anlarını özlediğini hissettirmeye çalıştığı düşünülmektedir.

Robert Alton Harris
1978 yılında iki genci vahşice öldüren ve ardından kurbanlarının arabasıyla bir banka soygunu gerçekleştiren Robert Alton Harris, son yemeğinde 21 parça KFC tavuğu, iki büyük boy Domino’s pizza, 10 paket sigara ve çeşitli şekerlemelerden oluşan devasa bir menü sipariş etmiştir.
Harris’in bu abartılı tercihi, hem dış dünyadaki popüler kültüre duyduğu derin özlemi hem de yaşamının son anlarında elde edebileceği maksimum hazzı alma çabasını yansıtmaktaydı; ancak bu sürecin en çarpıcı anı, infaz odasına götürülürken hayatın bir oyun olduğunu her zaman bildiğini dile getirdiği o ironik son sözleri olmuştur.

