The Economist’in analizine göre, Ortadoğu’daki savaş ve özellikle ABD–İran gerilimi, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Batı nezdindeki önemini artırırken, bu durum iç siyasette muhalefet üzerindeki baskıyı güçlendiriyor.
Dergi, bu durumu şu çarpıcı ifadeyle özetledi:
Bu durum Türkiye demokrasisi ve İmamoğlu için kötüye işaret. Erdoğan ne kadar vazgeçilmez hale gelirse, en büyük rakibinin parmaklıklar ardında kalma süresi o kadar uzar.
TÜRKİYE’NİN EN KRİTİK DAVASI
Habere göre, Türkiye’de son yılların en önemli siyasi davası Ekrem İmamoğlu’nun yargılanması oldu.
The Economist, duruşma salonundaki atmosferi şu sözlerle aktardı:
İmamoğlu bir seçim mitinginde değil, yüzlerce sanık ve avukatın bulunduğu dev bir cezaevi mahkeme salonunda, sanık sandalyesindeydi.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden alınan İmamoğlu’nun, 3 bin 700 sayfayı aşan iddianameyle yargılandığı ve 2 bin 500 yılı aşan hapis cezasıyla karşı karşıya olduğu belirtildi.
Dergiye göre dava yıllarca sürebilir ve bu süreç, İmamoğlu’nun 2028 seçimlerinde aday olmasını fiilen imkânsız hale getirebilir.
Bir CHP’li siyasetçinin sözleri de haberde yer aldı:
Bu davanın amacı, onun o tarihe kadar dışarı çıkmasını engellemek.”
HEDEF: “İÇ POLİTİKADAKİ SORUNLARI ÖRTMEK”
The Economist’e göre Erdoğan, iç politikadaki sorunların üzerini örtmek için dış politikayı öne çıkarıyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın şu sözleri hatırlatıldı:
“Türkiye bir ateş çemberiyle çevrili.”
Dergi, hükümetin kontrolündeki medya aracılığıyla kamuoyunun dikkatinin yüksek enflasyon ve demokratik gerilemeden uzaklaştırılmaya çalışıldığını, bunun yerine Türkiye’nin dış politikadaki rolünün öne çıkarıldığını yazdı.
“SAVAŞ, TÜRKİYE’Yİ VAZGEÇİLMEZ KILDI”
ABD ile İran arasındaki savaşın, Türkiye’nin jeopolitik önemini daha da artırdığı vurgulandı.
The Economist’e göre:
Türkiye, Avrupa için Orta Doğu’ya karşı bir tampon ülke olarak görülüyor
Avrupa Birliği, yeni bir göç dalgası ihtimaline karşı Ankara’ya bağımlı
2016’dan bu yana AB’nin Türkiye’ye 10 milyar doların üzerinde ödeme yaptığı hatırlatılıyor
Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in, Erdoğan’ın olası göç krizine karşı hazırlıklarını övdüğü de aktarıldı.
Türkiye’nin sahadaki rolü genişliyor
Analize göre Türkiye:
- Suriye’de en önemli güvenlik aktörlerinden biri haline geldi
- İran ile istihbarat bağlantılarını sürdüren nadir NATO ülkelerinden biri
- Hem Donald Trump hem de İran yönetimiyle iletişim kurabilen az sayıda liderden biri
Bu durum, Ankara’yı olası müzakerelerde kilit aktör haline getiriyor.
İçeride demokrasi tartışması geri planda kalıyor
The Economist’e göre Batı, Türkiye’nin iç siyasetindeki gelişmeleri giderek daha az önemser hale geliyor.
Londra’daki SOAS’tan Karabekir Akkoyunlu’nun şu sözleri haberde yer aldı:
Türkiye’nin içindeki gelişmeler çok daha az önemli görülüyor. Bu da Erdoğan’a ajandasını ilerletmesi için daha fazla alan sağlıyor.
EKONOMİ VE SAVAŞ BASKISI
Haberde, İran savaşının Türkiye ekonomisi üzerindeki etkilerine de dikkat çekildi:
- Artan enerji fiyatları
- Yüzde 31,5 seviyesindeki enflasyon
- Yeni bir mülteci krizi riski
Türkiye’nin, olası bir İran göç dalgasına karşı sınırın İran tarafında mülteci kampları kurmayı değerlendirdiği belirtildi.
JEOPOLİTİK GÜÇ, SİYASİ BASKIYI DERİNLEŞTİRİYOR
The Economist analizine göre, Türkiye’nin artan jeopolitik önemi Batı ile ilişkileri güçlendirirken, içeride demokratik gerilemeyi hızlandırma riski taşıyor.
Dergi, analizini şu net ifadeyle tamamladı:
Erdoğan ne kadar vazgeçilmez hale gelirse, en büyük rakibi o kadar uzun süre hapiste kalabilir.
Bu tablo, Türkiye’de dış politika ile iç siyasetin giderek daha fazla iç içe geçtiği yeni bir döneme işaret ediyor.


