İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin TBMM grup toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.
Sözlerine Hüsamettin Cindoruk’u anarak başlayan Dervişoğlu “Türkiye gerçek bir demokrasi başkanını kaybetmiştir” dedi.
“KAN DÖKENE İMTİYAZ SAĞLANIYOR”
Müsavat Dervişoğlu’nun açıklamalarından satır başları şöyle:
“Cumhurbaşkanı hükümet sistemi ile TBMM, tek adam rejiminin yönetim dayatmasıyla kenara atılmıştır. Gerçeklere duyarsız bir ortam yeşermiştir. Artık kan dökene imtiyaz sağlanıyor.
Parlamento süreçleri süreci yönetebilmeyi kapsar. Bu verimliliği artırır. Muhalefette olmak milli menfaatleri, gerçeği söylemektir.
Yine bir torba yasa mantığı ile karşı karşıyayız. 15 yaş altındakilere sosyal medyanın yasaklanmaz özgürlüğün ihlalidir. Karşı değiliz. Ama şunu soruyoruz: Siz ebeveynlere internet okur yazarlığı eğitimi verdiniz mi? Bugüne kadar sadece yasaklar üzerinde ilerledi yaklaşımlar. İktidar sorumlu yurttaşlar olarak düşünmelidir.
“İKTİDAR DEVLETİN KAPISINA KİMİ ALIYOR, KİMİ DIŞARIDA BIRAKIYOR”
İktidarın gerçek yüzünü görmek için devletin kapısına bakmak yeterli. Kimi alıyor, kimi dışarıda bırakıyor bir bakın. Kimin borcunu siliyorlar, kimden faiziyle geri istiyorlar bir bakın. Dış politikaya bakın milletin menfaatini mi, dış güçlerin menfaatini mi öne alıyorlar; bir bakın.
Bu ucube düzen, devleti çürütmüştür. Atamalarda kayırmacılık yapılmaktadır. Bu nepotizm iktidarıdır. Sadece aile bağı, yakınlık üzerinden makam dağıtmaktır. Bugün Türkiye’de yapılan tam olarak budur.
THY atamalarında da bunu gördük. Birinin akrabaları… Milletin evlatları dışarıda bırakılıyor. Kendileri söyledi. ‘Utanmıyoruz’ dediler. Utanma duyguları olsa gençlerin yüzüne bakamaz, emeklinin karşısına çıkamazlardı. Bugün sadakat, yakınlık ödüllendiriliyor. Akrabaysanız her kapı açık.
“SİZ KİMİN BÜTÇESİYLE KİME SADAKA VERİYORSUNUZ”
İktidara sesleniyorum: Göz boyamayı bırakın. Vatandaşı korkuyla sindiren baskı düzenine son verin. Siz kimin bütçesiyle kime sadaka veriyorsunuz.
Mehmet Şimşek’in ‘kurda istikrar’ dediği şey, üreticinin ipini çekmiştir. Ortada başarı yok, ağır bir maliyet var. Sektör temsilcileri her gün aynı isyanları yapıyor. Belirsizlik artık kural haline geliyor. Enerji maliyetlerindeki yüzde 25 artışa dikkat çekilerek esnafın, sanayicinin zor durumda olduğu belirtiliyor.
Buradan iktidara söylüyoruz: Üreticiyi cezalandıran bu programdan vazgeçin.
Pandemi döneminden beri biriken borçlar için yapılandırma başlatın. Üretim olmadan refah olmaz. Sanayi güçlenmeden bağımsız ekonomi olamaz. Milyon borçla yaşıyor. 2 binden faiz kişi yasal takibe düşmüştür.
Vatandaş bugün temel ihtiyaçlarını karşılamak için kredi kartına sarılıyor. Milyonlar sadece bankalara değil, hayata da borçlu yaşıyor. Böyle bir düzen sürdürülemez. Borçla yürütülen ekonomi büyüyemez.
MİLLİ EĞİTİM BAKANI YUSUF TEKİN’İN O SÖZLERİNE TEPKİ
Akademi dedikleri mülakatı kurumsallaştırmanın yeni adıdır. Öğretmen olmak isteyen genç kaç tane kapıdan geçecek. Akademililer dersleri başladı. MEB Bakanı ‘Öğretmenlik sabır işidir’ demiş. Ama bu sözü rektör olabilmesi için kendisine özel yasa çıkarılan birinin söylemesi ibretliktir.
Millet sizin har vurup harman savurduğunuz maliyetlerine katlanmıştır. Öğretmen adaylarının maaşlarında derhal iyileştirme yapın. Devlet yönetiyorsanız devlet böyle yönetilir. Devlet öğretmeni ile büyür.
BAHÇELİ’YE SERT ÇIKIŞ
Allah kimseye gençliğinde Alparslan Türkeş’in tedrisatından geçip, yaşlılığında Doğu Perinçek çizgisinde siyaset yapmanın dayanılmaz hafifliğini yaşatmasın.
Hiç olmazsa bir ‘cumhurbaşkanı yardımcılarından biri Kürt, diğeri Alevi olsun’ demenin utancından kendini kurtarmaya çalışıyor. İnşallah ‘evinin önünde andımız okutacağım’ sözünün arkasına düşer.
Ben hiç kimsenin başını yere eğdirmeyeceğim. Bunun sözünü veriyorum. Bizimle uğraşırsa, her grup toplantısında geçmişteki sözleriyle bugünkü sözlerinin mukayesini paylaşacağım.”


