19 Mart 2025’te gözaltına alındıktan dört gün sonra yolsuzluk suçlamasıyla tutuklanan ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu, 9 Mart’ta görülmeye başlanacak İBB davası öncesinde BBC Türkçe’ye açıklamalarda bulundu.,
İmamoğlu, sadece hukuki savunmaya hazırlanmadığını belirterek, “Aynı zamanda ülkemizin adaletten devlet yönetimine, dış politikadan ekonomiye, tarımdan eğitime yaşadığı durumu ve çıkış yolumuzu milletimizle paylaşmak adına önemli bir siyasi çalışmayı gerçekleştirdiğim bir süreçteyim” dedi
İmamoğlu “Öncelikle, İBB Davası ismiyle bu ülkenin şerefli insanlarına, siyasetçilere, bürokratlara, belediyelerimizdeki işine gücüne bakan, siyasetle ilgisi ve alakası olmayan çalışanlara bile yolsuz, hırsız yaftasını koymaya çalışan bu girişimin ne olduğunu cümle aleme anlatmak adına büyük bir hazırlık yapıyorum. Sadece 19 Mart’ta başlayan kumpas sürecini değil, Türkiye’ye yıllardır yaşatılanları milletin vicdan mahkemesine çıkartacağımız bir duruşmaya hazırlanıyorum” dedi.
İmamoğlu, “Çok okuyor, çok yazıyorum. Milletimizin hislerini duyuracağım duruşma gününü sabırsızlıkla bekliyorum” ifadelerini kullandı.
Adalet Bakanlığı’na İstanbul Cumhuriyet eski Başsavcısı Akın Gürlek’in atanması hakkında İmamoğlu, “Siyaset için gayet kullanışlı” yorumunu yaptı.
BBC Türkçe’ye konuşan İmamoğlu, cumhurbaşkanlığı adaylığı tartışmalarıyla ilgili öncelikle bunun kişisel bir kararla ortaya çıkmadığını vurguladı: “19 Mart kumpasından sonra 15,5 milyon vatandaşın tercihiyle aday oldum” dedi.
Adaylığının kendisiyle ilgili bir mesele olmadığını belirten İmamoğlu, “Daha büyük bir meselenin parçası. Daha büyük mesele de şu: Türkiye bir demokrasi olarak kalacak mı, kalmayacak mı? Türkiye, iktidarların seçim yoluyla değiştiği bir ülke olarak kalacak mı, kalmayacak mı?” dedi.
İmamoğlu adaylık tartışmalarıyla ilgili sözlerini şöyle sürdürdü:
“Kendi adıma şunu belirtmekte bir an bile tereddüt etmem: Türkiye’de demokrasi hangi yolla, kimin adaylığıyla korunacaksa, o yola destek olurum, o adaya destek olurum. Benim meselem İmamoğlu Cumhurbaşkanı olsun meselesi değildir. Mesele Türkiye meselesi, mesele demokrasimizin akıbeti meselesidir. Dolayısıyla, ülkenin hayrına, demokrasimizin menfaatine hangi yol daha etkin bir şekilde hizmet edecekse zamanı geldiğinde ben de o yolun yolcusu olurum.”
İmamoğlu, bütün bu yorumlarının yanında, “İmamoğlu olmadı başkası olsun” demeyi de doğru bulmadığını belirtti:
“Ancak şunu da vurgulamak isterim: İktidar yargı kumpasıyla rakibini oyun dışına ittiğinde, ‘Tamam o zaman başka adayla yarışalım’ dersek bugün İmamoğlu’na yapılan, yarın da başkasına yapılır. Bunu da görmek, buna uygun davranmak lazım. İmamoğlu olmadı başkası olsun’ demek kolay, ancak bu yol da yol değil. Bu zorbalığa başımızı eğmemeliyiz. Milletin talimatı da budur. Bugün bana yapılanın yarın başkasına yapılmayacağını kim garanti edebilir? Dolayısıyla, yapmamız gereken öncelikle iktidara ‘milletin iradesinin karşısında duramazsın’ demek. ‘Türkiye’yi iktidarların seçimle değiştiği bir ülke olmaktan çıkaramazsın’ mesajını en güçlü şekilde vermektir.”
MHP’den gelen “adil yargılama” çağrılarını da değerlendiren İmamoğlu, partinin lideri Devlet Bahçeli için “Adil yargılama mı talep ediyor, yoksa zikzak söylemlerle milletin kafasını mı bulandırıyor?” diye sordu.
İmamoğlu, desteğinin devam ettiğini söylediği çözüm süreci ile ilgili olarak ise şu yorumu yaptı: “Ne sürecin geldiği noktadan ne de komisyonun hazırladığı rapordan memnunum.”


