Yapılan genom analizleri, bu kadim bakterinin 100’den fazla direnç genine sahip olduğunu ortaya koydu. Bu durum, bakterilerin antibiyotiklere karşı geliştirdiği savunma mekanizmalarının, insanlığın henüz tıbbi tedavi yöntemlerini keşfetmesinden binlerce yıl önce doğada evrimleştiğini kanıtlıyor.
Çalışmanın yazarlarından mikrobiyolog Kristina Purkarya, bu suşun birçok modern antibiyotiğe karşı bağışıklığı olduğunu belirtti. Ancak asıl şaşırtıcı olan, bakterinin günümüzdeki birçok ilaca dirençli süper bakterinin büyümesini durdurabilmesi.
13 BİN YILLIK ZAMAN ÇİZELGESİ
Araştırmacılar bu örneklere ulaşmak için mağaranın “Büyük Salon” bölgesinde 24 metrelik devasa bir buz çekirdeği deldiler. Bu buz dilimi, bilim insanları için adeta 13 bin yıllık bir zaman çizelgesi niteliği taşıyor.
İzole edilen suşun genomunda, henüz işlevi bilinmeyen yaklaşık 600 gen tespit edildi. Bu genlerin yanı sıra; virüsleri, mantarları ve diğer bakterileri öldürebilen 11 farklı genin varlığı da tıp dünyası için umut verici bir gelişme olarak değerlendiriliyor.
KÜRESEL ANTİBİYOYİK KRİZİ DİRENCİNİ DERİNLEŞTİREBİLİR
Bilim insanları bu keşfin büyük fırsatlar kadar ciddi riskler de barındırdığı konusunda uyarıyor. İklim değişikliği nedeniyle eriyen buz tabakaları, bu kadim genlerin serbest kalarak modern bakteriler arasında yayılmasına yol açabilir.
Bu durum küresel antibiyotik direnci krizini daha da derinleştirme riskini taşıyor. Ancak öte yandan, bu bakterinin ürettiği eşsiz enzimler, yeni nesil ilaçların geliştirilmesinde temel yapı taşı olabilir. Bu nedenle uzmanlar, bu mikroorganizmalarla çalışırken çok sıkı güvenlik önlemleri alınması gerektiğini vurguluyor.


