Yaşlanma belirtilerini durdurmaya takıntılı bir hale geldik. Dünya genelinde genç görünmek için insanların bütçelerinden ayırdıkları pay giderek artıyor. Peki, beslenme düzeninizi değiştirmek bir krem veya serum kadar etkili olabilir mi?
Yaşlandıkça cildinizin daha az dolgun ve sıkı görünmesi normal.
Bunun bir nedeni 20’li yaşlarınızın ortalarından itibaren, cilde yapı ve güç veren bir protein olan kolajenin, vücudunuzun yenileyebileceğinden daha hızlı parçalanmaya başlaması.
Bu da cildimizin kalınlığının ve gücünün yılda yaklaşık yüzde 1,5 oranında azaldığı anlamına geliyor.
Dermatolog ve beslenme uzmanı Dr. Thivi Maruthappu’ya göre, diğer faktörler de cildin yaşlanmasında etkili. Genetik, güneş hasarı ve kirlilik gibi faktörlerin yanı sıra beslenme alışkanlıklarımız da burada önemli rol oynuyor.
Beslenme cildimizi nasıl etkiliyor?
“Ne yersen osun” sözünü duymuşsunuzdur. Bazen bunun etkisi yüzlerimize de yansır.
Örneğin, çok fazla rafine şeker, insanların “şeker düşmesi” olarak adlandırdığı duruma neden olabilir, diyor Dr. Maruthappu.
Diğer adıyla glikasyon, fruktoz ve glikoz gibi şekerlerin kolajen gibi proteinlerle reaksiyona girerek hücre fonksiyon bozukluğuna yol açması.
“Bu durum, ciltteki kolajenin oldukça sertleşmesine neden oluyor. Bu olduğunda, cilt eski haline eskisi kadar kolay geri dönmüyor” diye açıklıyor.
Sonuç? Kırışıklıklar.
Öte yandan Dr. Maruthappu aşırı işlenmiş kırmızı et ve kızarmış yiyeceklerden oluşan bir beslenmenin, donukluk, rozasea (roza veya gül hastalığı olarak da bilinir), sivilce ve solgun bir cilt gibi diğer cilt sorunlarına neden olabileceğini söylüyor .
Aşırı işlenmiş gıdalar genellikle bağırsak sağlığı için iyi değil ve bağırsaklarımız dengesiz olduğunda, ciltte daha fazla enflamasyona katkıda bulunabilir. Bu da cilt yaşlanmasını hızlandırabilir. Bu sürece ‘enflamasyon kaynaklı yaşlanma’ denir.
Düzenli içilen bira veya hafta sonları tüketilen şarap da yüzünüzde belirtiler göstermeye başlamış olabilir.
Sektör tarafından finanse edilen gözlemsel bir çalışma, haftada sekiz birimden fazla alkol tüketen kişilerin yüzlerinde daha fazla kırışıklık olduğunu ortaya koydu.
Sebebi tam olarak belli değil, ancak Dr. Maruthappu bunun alkolün vücut tarafından şekere dönüştürülmesinden kaynaklanabileceğini vurguluyor. Bunun yanı sıra alkolün yol açabileceği olası dehidrasyon, oksidatif stres, enflamasyon ve uyku bozukluğu da etkili olabilir.
Ne yazık ki, sonrasında bol su içmek, alkolün etkisinden kurtulmak için olduğu kadar cildiniz için de faydalı olmuyor.
Vücudun susuz kalmaması birçok nedenden dolayı önemli ama sıvıların cildimiz üzerindeki etkisine dair kanıtlar, birçok sosyal medya ünlüsünün size inandırmak istediği kadar net değil.
Bazı araştırmalar daha fazla su içmenin cilt nemlendirmesine yardımcı olabileceğini öne sürse de, litrelerce su içmenin daha genç görünümlü bir cilde giden kestirme yol olduğuna dair çok az kanıt var.
“Her gün iki litre su içmek kendinizi daha iyi hissetmenizi sağlayabilir (böbreklerinize de yardımcı olur), ancak süper modellerin söylediği gibi, bu sayede muhteşem görüneceğiniz anlamına gelmez” diyor Dr. Maruthappu.
Herhangi bir yiyecek veya içecek bizi genç gösterir mi?
Peki, işe yarayanlar neler?
Ölçülü tüketildiğinde kahvenin yaşlanma karşıtı faydaları olabileceğini öğrenince şaşırabilirsiniz.
Kahve, hücresel oksidatif stresi azalttığı ve serbest radikalleri nötralize ettiği tespit edilen antioksidanlarla dolu.
Dr. Maruthappu “Bunlar çoğunlukla kolajene zarar veren çevresel toksinler, kirlilik ve UV radyasyonu” diye açıklıyor.
Doktor, diyetinizi daha antioksidan açısından zengin hale getirmek için koyu renkli meyveler (örneğin yaban mersini) tüketmeyi, yeşil çay içmeyi ve sumakla yemek pişirmeyi öneriyor.
Kolajen tüketiminin faydaları ise uzmanlar tarafından uzun zamandır tartışılıyor ancak 113 çalışmanın incelendiği yakın tarihli bir bilimsel derleme, kolajen kapsüllerinin ve tozlarının düzenli kullanıldığında cilt için bazı faydalar sağladığını gösteriyor.
Dr. Maruthappu “Sizi 10 yıl daha genç göstermeyecekler, ancak cilt nemini artırıyorlar ve ince çizgilerin görünümünü azaltıyorlar. Bununla ilgili kanıtlar giderek artıyor” diye ekliyor.
Cildimizdeki yaşlanma belirtilerini geri çevirebilir miyiz?
Ne yazık ki, kaşlarınızın arasındaki o iki çizgi ve göz çevresindeki kırışıklıklar, kek yerine havuç yemeye başlamanız nedeniyle ortadan kaybolmayacak.
Dr. Maruthappu’ya göre kırışıklıkların başlıca nedeni kolajen kaybı ve bu yaşlanmanın doğal bir parçası.
Ancak bu, beslenme alışkanlıklarınızı değiştirerek cildinizin iyileştirilemeyeceği anlamına gelmez.
“Cildiniz her 30 ila 40 günde bir kendini yeniliyor, bu nedenle beslenmenizi iyileştirerek cildiniz için her zaman faydalı bir şeyler yapabilirsiniz ve bunu birkaç hafta içinde çok hızlı bir şekilde görebilirsiniz” diyor Dr. Maruthappu.
Önerileri ise şöyle:
Lahana ve ıspanak gibi yeşil sebzeler, bir araştırmaya göre cilt elastikiyetiyle bağlantılı potasyum ve magnezyum açısından zengin.
Yağsız protein kolajen üretimini desteklemeye yardımcı olabilir.
Yağlı balıklardan elde edilen omega-3 gibi yağlar, cilt bariyerini destekleyebilir ve “içten dışa nemlendirme” sağlayabilir.
Tam tahıllar bağırsak mikrobiyomunu besler ve Dr. Maruthappu’ya göre “bağırsak bakterilerinin iyi bir dengesi enflamasyon önleyici”.
Sonuç olarak, mesele bütüncül bir yaklaşım benimsemekle ilgili.
“Beslenmeniz önemli çünkü cilt yaşlanmasını hızlandırabilecek birçok yiyecek var” diyor.
“Ancak bu, bulmacanın sadece bir parçası, tamamı değil. Öncelikle güneşten korunma gibi temel şeyleri doğru yapmalısınız.”
Sağlıklı cilt yaşlanmasını destekleyebilecek beş alışkanlık:
Her gün güneş kremi kullanın
Bol bol meyve ve sebze tüketin
Omega-3 açısından zengin besinleri beslenmenize dahil edin
Günde 6-8 bardak sıvı tüketin
Aşırı alkol tüketimini sınırlayın
Sigara içmekten kaçının


