Osmanlı Padişahı II. Abdülhamid’in polisiye edebiyata, özellikle de Sherlock Holmes karakterine olan ilgisi, sadece bir okuma alışkanlığı olarak kalmamış; dönemin edebiyatçıları tarafından “İstanbul’da bir dedektif” kurgusuna dönüştürülmüştür.
“GÖRÜŞME” BİLMECESİ
Sir Arthur Conan Doyle’un İstanbul ziyareti sırasında Padişah ile görüşüp görüşmediği konusu, farklı kaynaklarda çelişkili ifadelerle yer alıyor:
Yazarın Kendi Notları: Doyle, “Hatıralar ve Maceralar” (Memories and Adventures) adlı eserinde İstanbul’a geldiğini doğrular. Ancak ziyaretinin Ramazan ayına denk gelmesi sebebiyle Padişah ile yüz yüze bir görüşme gerçekleşmediğini, kendisine bir nişan ve selam gönderildiğini ifade eder.
Amiral Woods’un İddiası: İngiliz Amirali Sir Henry F. Woods ise hatıralarında farklı bir tablo çizer. Woods, bizzat katıldığı bir Selamlık Töreni’nde II. Abdülhamid’in Conan Doyle’a Mecidiye Nişanı takdim ettiğini ve görüşmenin yapıldığını iddia eder.
Güvenlik Endişesi Tezi: Yazar Yervant Odyan gibi bazı isimler ise görüşmenin gerçekleşmemesini Padişah’ın güvenlik kaygılarına (evham) bağlar. Bu iddiaya göre Padişah, Doyle’un keskin gözlem yeteneğinin saray detaylarını bir kurgu eserine taşımasından endişe etmiştir.
EDEBİYATIN TEKNİK YATIRIMLARA ETKİSİ
Padişah’ın okuma listesi sadece polisiye ile sınırlı değildi. Jules Verne ve Edgar Allan Poe gibi isimlerin eserleri de Yıldız Sarayı kütüphanesinin önemli parçalarıydı. Bazı tarihçiler, Jules Verne’in bilimkurgu eserlerindeki teknolojik öngörülerin, Osmanlı donanmasına kazandırılan denizaltılar gibi teknik yatırımlarda bir esin kaynağı olabileceğini ileri sürmektedir.
“ÖZEL KİTAP YAZDIRMA” İDDİASI
Bir diğer çarpıcı iddia ise Padişah’ın kurgusal karakterin yaratıcısı Sir Arthur Conan Doyle’a bizzat bir kitap yazdırmak istediği yönündedir. Bazı kaynaklar, Sultan’ın yazara maddi destek sağlayarak özel bir macera sipariş ettiğini ileri sürer. Ancak bu iddiayı doğrudan doğrulayan birincil bir belge bulunmamaktadır. Buna karşın Sultan’ın, yerli edebiyatçı Ahmet Mithat Efendi’yi polisiye türünde eserler vermesi için teşvik ettiği ve özel siparişlerle kütüphanesini zenginleştirdiği bilinmektedir.
ABDÜLHAMİD VE SHERLOCK HOLMES
Sultan II. Abdülhamid’in polisiye edebiyata olan bu derin ilgisi, henüz kendisi hayattayken 1911 yılında Yervant Odyan tarafından kaleme alınan “Abdülhamid ve Sherlock Holmes” adlı romana da doğrudan ilham kaynağı olmuştur. Dönemin siyasi atmosferini kurguyla harmanlayan bu eserde, Padişah’ın istihbarat teşkilatına mensup hafiyelerin gizemli bir şekilde birer birer öldürülmesi işlenir. Saraydaki cinayetlerin arkasındaki sır perdesi bir türlü aralanamayınca kurgusal bir çözüm üretilir ve Sultan, Londra’nın dünyaca ünlü dedektifi Sherlock Holmes’ten yardım ister. Teklifi kabul ederek İstanbul’a gelen Holmes, Yıldız Sarayı merkezli karmaşık bir soruşturmaya dahil olur. Her ne kadar bu anlatı tamamen hayal ürünü bir roman olsa da, Padişah’ın polisiye merakının hem toplumda hem de edebiyat dünyasında ne denli geniş bir yer bulduğunun ve dönemin popüler kültürüne nasıl yansıdığının somut bir kanıtı niteliğindedir
YERLİ EDEBİYATTAKİ KARŞILIĞI: AHMET MİTHAT EFENDİ
Sultan’ın polisiye merakı yerli edebiyatı da doğrudan etkilemiştir. Dönemin popüler yazarı Ahmet Mithat Efendi, Padişah’ın talepleri doğrultusunda polisiye türünde eserler kaleme almış ve saray kütüphanesinin zenginleşmesine katkıda bulunmuştur.
Sonuç olarak; II. Abdülhamid’in polisiye türüne olan ilgisi, kişisel bir hobinin ötesine geçerek dönemin Batı ile olan kültürel etkileşiminin bir parçası haline gelmiştir. Görüşmenin gerçekleşip gerçekleşmediği tartışmalı kalsa da, bu ilginin Yıldız Sarayı’nın kütüphane kayıtlarında somut bir karşılığı olduğu bilinmektedir.

