Fumetti, İtalyanca “küçük dumanlar” anlamına gelen ve ismini konuşma balonlarının dumanı andıran şeklinden alan bir ekoldür. İkinci Dünya Savaşı sonrası İtalya’da doğan bu tarz, Amerikan çizgi romanlarının aksine daha gerçekçi, siyah-beyaz ve karakter odaklı bir anlatı geliştirmiştir.
Türkiye’de özellikle 1950 ve 1970 arası kuşağın bu türe tutkuyla bağlanmasının temel sebebi, İtalyanların Akdenizli ruhunun bizim toplum yapımıza olan inanılmaz benzerliğidir. Fumetti kahramanları tıpkı bizler gibi dostluğa, sofraya, adalete ve dürüstlüğe önem verirler; hiçbir zaman ulaşılamaz süper kahramanlar değil, içimizden biri gibidirler. Bu samimiyet, Fumetti’yi Türk çizgi roman kültürünün sarsılmaz temeli haline getirmiştir.
İşte bu türün bazı örnekleri;
TEX WİLLER (TEX) – 1948
İtalyan çizgi romanının en uzun soluklu ve en ağır topu olan Tex Willer, hem bir Ranger hem de Navajoların reisi olan “Gece Kartalı”dır. Kanun ve adaletten asla taviz vermeyen, gerektiğinde en sert yöntemleri kullanan Tex, yanındaki “Gümüş Tilki” Kit Carson ile birlikte Vahşi Batı’nın en büyük otoritesidir.
Türkiye’de özellikle yaşça daha büyük okurların, karakterin sarsılmaz disiplini ve her zaman doğru tarafta yer alan bilge duruşu nedeniyle saygı duyduğu efsanevi bir seridir.

PECOS BİLL – 1949
Vahşi Batı’nın mitolojik bir kahramanı olan Pecos Bill, çakallar tarafından büyütülmüş ve doğaüstü yeteneklere sahip bir kovboydur. Çizgi romanın erken dönemlerinde Türkiye’ye giren bu seri, epik anlatımı ve masalsı maceralarıyla 50’li yılların kuşağını büyülemiştir.
Gerçek üstü güçleri ve fırtınaları dize getiren yapısıyla, Türk halk hikayelerindeki destansı kahramanları andırdığı için hafızalarda yer edinmiştir.

KİNOWA – 1950
Sam Lathrop adındaki bir askerin, ailesini katledenlerden intikam almak için yüzüne bir maske takarak efsanevi bir savaşçıya dönüşmesini anlatan Kinowa, Fumetti tarihinin en “karanlık” westernlerinden biridir. Oğlu Silver Geyik ile yaşadığı çatışmalar ve iç dünyasındaki huzursuzluk, onu sıradan kahramanlardan ayırır.
Türkiye’de özellikle 60’lı yıllarda büyük ilgi gören Kinowa, intikam temalı sert hikayeleri seven Türk okuru tarafından çok benimsenmiş; maskeli kahraman imajıyla çizgi roman dünyasında sarsılmaz bir yer edinmiştir.

TOMMİKS (CAPİTAN MİKİ) – 1951
Nevada Rangerları’nın genç kaptanı Miki’nin maceraları, Türkiye’de “Tommiks” adıyla bir fenomene dönüşmüştür. Yanından hiç ayırmadığı sadık ve komik dostları Konyakçı ve Doktor ile birlikte kanun kaçaklarına karşı mücadele eden bu çocuk kahraman, o dönemin genç okurları için bir rol model olmuştur.
Kendi yaşlarında bir karakterin yetişkinleri dize getirmesi, Türk çocuklarının hayal dünyasında devrim yaratmış ve serinin ismi zamanla Türkiye’de tüm çizgi romanları tanımlayan genel bir isim haline gelmiştir.

ÇELİK BLEK (IL GRANDE BLEK) – 1954
Türkiye’de “Teksas” adıyla bilinen ve bu isimle koca bir kuşağa adını veren Çelik Blek, Amerikan Bağımsızlık Savaşı sırasında İngiliz sömürgeciliğine karşı savaşan bir orman adamıdır. Dev cüssesi, kürk başlığı ve sarsılmaz cesaretiyle tanınan Blek, dostları Rodi ve Profesör Oklitus ile birlikte özgürlük mücadelesi verir.
Halkın içinden gelen, haksızlığa yumruğuyla cevap veren bu karakter, Türkiye’de vatanseverlik ve bağımsızlık duygularının çizgi romanla harmanlandığı en güçlü simgelerden biri olduğu için çok sevilmiştir.

ZAGOR (ZAGOR TENAY) – 1961
Darkwood Ormanı’nın “Baltalı İlah”ı olan Zagor, yanından ayrılmayan Meksikalı dostu Çiko ile birlikte adaleti sağlar. Western türünü fantastik ögeler, korku ve bilim kurguyla birleştiren seri, dünyada olduğu gibi Türkiye’de de Fumetti denince akla gelen ilk isimdir.
Zagor’un mazlumları koruması ve mistik havası, Türk okurunun kahramanlık anlayışıyla birebir örtüşmüş; karakterin “Aaayyyyaaaakkk” şeklindeki savaş nidası hafızalara kazınmıştır.

KAPTAN SWİNG (IL COMANDANTE MARK) – 1966
Ontario Kurtları’nın lideri Swing, sadık dostları Mister Blöf ve Gamlı Baykuş ile birlikte İngilizlere karşı mücadele eder. Seriyi Türkiye’de asıl meşhur kılan unsur, karakterler arasındaki muazzam mizah dengesidir.
Gamlı Baykuş’un sürekli felaket tellallığı yapması ve atalarından kalma beddua içerikli sözleri, Türk mizah anlayışına çok yakın gelmiş; bu ekip ruhu okurların Kaptan Swing’i bir çizgi romandan ziyade bir aile ferdi gibi görmesini sağlamıştır.

MISTER NO (MISTER NO) – 1975
Orijinal adı Jerry Drake olan ve 1975 yılında Sergio Bonelli tarafından yaratılan Mister No, çizgi roman dünyasının en “insani” anti-kahramanıdır. İkinci Dünya Savaşı’na pilot olarak katılan ve savaşın getirdiği yıkımdan sonra medeniyete küserek Amazon ormanlarındaki Manaus şehrine yerleşen kahramanımız, geçimini emektar Piper uçağıyla turist gezdirerek sağlar. Ona “Mister No” denmesinin sebebi, haksızlıklara, baskıya ve emir altına girmeye karşı her zaman “Hayır!” demesidir. Diğer süper kahramanların aksine Mister No; mükemmel değildir, çabuk aşık olur, alkole ve eğlenceye düşkündür, çoğu macerasının sonunda dayak yer veya uçağını tamir ettirecek parasızlıkla baş başa kalır.
Türkiye’de 70’li yılların sonunda tanınan Mister No, Türk okuru tarafından çok kısa sürede benimsenmiştir. Bunun en büyük nedeni, onun klasik bir kahraman figüründen ziyade, hayatla kavga eden, dürüst ama bahtsız bir “bizden biri” portresi çizmesidir. Türk insanı, onun paraya ve güce tamah etmeyen, dostları için her şeyi riske atan ama günün sonunda yalnızlığına geri dönen karakterinde kendi samimiyetini bulmuştur. Özellikle o dönemdeki kuşak için Mister No, özgürlüğün, bireysel dik duruşun ve haksızlığa karşı atılan o meşhur “hayır” çığlığının simgesi haline gelmiştir. Maceralarının geçtiği egzotik Amazon ortamı ve sürekli ters giden işleri, onu hem sürükleyici hem de son derece içten kılmıştır.

KEN PARKER (KEN PARKER) – 1977
Çizgi roman dünyasının en naif ve en derin kahramanı olan Ken Parker, doğayı ve insanı her şeyin üstünde tutan bir dağ adamıdır. Western fonunda geçmesine rağmen aslında insan haklarını, ırkçılığı ve şiddetin anlamsızlığını anlatan edebi bir eserdir.
Türkiye’de “çizgi roman çocuk işidir” algısını yıkan serilerin başında gelir; onun hüzünlü ve düşündürücü hikayeleri, Türk okurunun gönlünde Ken Parker’ı diğer tüm silahşorlardan ayrı bir yere koymuştur.

MARTİN MYSTERE (MARTİN MYSTÈRE) – 1982
“İmkansızlıklar Dedektifi” lakaplı Martin Mystere, dünya tarihindeki gizemli olayları, efsaneleri ve kayıp uygarlıkları araştıran bir arkeolog ve bilim adamıdır. Her sayısında okura muazzam bir genel kültür sunan seri, Türkiye’de meraklı ve araştırmacı okur profili tarafından çok sevilmiştir.
Martin’in çok konuşması ve her olayı bilimsel bir temele oturtma çabası, onu kaba kuvvet kullanan kahramanların yanında farklı ve seçkin bir yere koymuştur.

DYLAN DOG (DYLAN DOG) – 1986
Londra’da yaşayan, eski polis ve yeni kabus araştırmacısı Dylan Dog; vejetaryen, klarnet çalan, aşka her seferinde yeniden düşen ve korkularıyla yüzleşen modern bir kahramandır.
Tiziano Sclavi tarafından yaratılan bu seri, korku ve felsefeyi birleştirerek çizgi romanın sanatsal çıtasını yükseltmiştir. Türkiye’de özellikle 90’lı yılların üniversite gençliği ve entelektüel kitlesi arasında, varoluşsal sancıları ve sürrealist hikayeleri nedeniyle büyük bir hayran kitlesi oluşturmuştur.

JULİA (JULİA – LE AVVENTURE Dİ UNA CRİMİNOLOGA) – 1998
Görünüşü Audrey Hepburn’den esinlenilerek yaratılan Julia Kendall, suçlu psikolojisi üzerine uzmanlaşmış bir kriminologdur.
Cinayetleri fiziksel güçle değil, empati kurarak ve zekasını kullanarak çözen Julia, Fumetti dünyasına modern ve zarif bir bakış açısı getirmiştir. Türkiye’de polisiye edebiyatın yükselişiyle paralel olarak ilgi görmüş ve özellikle kadın okurlar için güçlü bir temsil noktası olmuştur.



