1. Haberler
  2. Kültür Sanat
  3. Deha ile delilik arasında: Edebiyatın tuhaf ritüelleri

Deha ile delilik arasında: Edebiyatın tuhaf ritüelleri

Kimi çürük elma kokusuyla ilham buldu, kimi kıyafetlerini uşağına verip çıplak kalarak yazdı. Okuduğunuz o ölümsüz eserlerin mutfağındaki şaşırtıcı alışkanlıkları ve yazarların bilinmeyen ruh dünyasını keşfedin.

featured
Player Alanı

Edebiyat dünyasının o büyüleyici ve sarsıcı eserleri, çoğu zaman yazarın kendi zihninde kurduğu hayli sıra dışı ve hatta takıntılı görünen bir disiplinin sonucudur. Bir yazar için yazma eylemi, sadece bir kurgu oluşturmak değil; dünyayı kendi kurallarına göre yeniden inşa etmektir.

Bu süreçte ortaya çıkan tuhaf alışkanlıklar, aslında yazarın yaratıcılığını serbest bırakmak veya dış dünyanın dikkat dağıtan gürültüsünü susturmak için geliştirdiği birer savunma mekanizmasıdır. Yazarların ruh dünyası, deha ile delilik arasındaki o ince çizgide yürürken, bu ritüeller onlara birer tutamak olur; kaosu kelimelere dönüştürmek için zihinlerini bu tuhaf yöntemlerle evcilleştirirler.

İşte dünya ve Türk edebiyatına yön veren isimler ve onların hafızalardan silinmeyen, hayret verici alışkanlıkları:

NAZIM HİKMET

Türk şiirinin bu dev ismi, hapislerde geçen ömrü boyunca yaratıcılığını fiziksel imkansızlıklarla bile sınırlamamıştır. Nazım Hikmet’in en bilinen alışkanlığı, zihnindeki dizeleri hemen kağıda dökme tutkusuydu. Kağıt bulamadığı zamanlarda ellerindeki sigara paketlerini, hatta giydiği beyaz pantolonunu bir defter gibi kullanırdı.

Pantolonunun üzerine karaladığı şiir parçaları, daha sonra büyük eserlerine dönüşecek olan ilk tohumlardı. Onun için yazmak, o an neyin üzerindeyse oraya ruhunu nakşetmek anlamına geliyordu.

FRIEDRICH SCHILLER

Alman edebiyatının bu büyük şairi, yazarken ilham alabilmek için burnuna gelen bir kokudan güç alırdı; ancak bu koku pek de hoş değildi. Schiller, masasının çekmecesine çürük elmalar doldurur ve yazma sürecinde o keskin, bayıcı kokuyu içine çekerek konsantre olurdu.

Dostu Goethe’nin bir ziyareti sırasında keşfedilen bu durum, yazarın zihnini ancak bu tür tuhaf ve sarsıcı uyaranlarla uyanık tutabildiğini göstermişti.

SAİT FAİK ABASIYANIK

İstanbul’un ve denizin yazarı Sait Faik, bir masaya çakılı kalıp yazabilenlerden değildi. Onun yazma alışkanlığı, sokaklarda kaybolmak ve hayatı o an yakalamaktı. Cebinde her zaman kağıt parçaları ve kalemle gezerdi.

Bir vapur iskelesinde, balıkçı barınağında ya da bir kahve köşesinde aniden dizinin üzerine koyduğu kağıda bir şeyler karalamaya başlardı. Onun için yazmak, hayatın akışını durdurmadan, o akışın içinden bir kareyi hemen oracıkta koparıp almaktı.

VICTOR HUGO

Sefiller’in yazarı, dünyaca ünlü “erteleme hastalığı” ile başa çıkmak için uşağına tüm kıyafetlerini toplatıp götürmesini emrederdi.

Dışarı çıkma ihtimalini tamamen ortadan kaldıran Hugo, çıplak bir halde sadece bir battaniyeye sarılarak masasının başına geçerdi. Bu zorunlu hapis hayatı, onun dikkatinin dağılmasını önler ve kendisini tamamen kağıtlara vermesini sağlardı.

AHMET HAMDİ TANPINAR

Tanpınar’ın yazma süreci, onun melankolik ve derin estetik anlayışının bir yansımasıydı. Mutlak bir sessizlikten ziyade, belirli bir ruh halinin oluşmasını beklerdi. Yazarken elinden sigarası, masasından kahvesi eksik olmazdı.

En büyük takıntısı ise kusursuzluktu; tek bir kelime içine sinmediği zaman sayfaları defalarca yırtıp atar, bir roman kahramanının ruhuna girebilmek için saatlerce eski plakları dinleyerek o dönemin havasını odasına doldururdu.

ERNEST HEMINGWAY

Sert ve maskülen tarzıyla bilinen Hemingway, yazma eylemini fiziksel bir mücadele gibi görürdü. Yazılarını asla oturarak yazmaz, masasının üzerine yerleştirdiği bir daktilo düzeneği sayesinde tüm gün ayakta çalışırdı.

Ayakta durmanın zihnini daha berrak kıldığına ve kelimelerle olan savaşında kendisini daha tetikte tuttuğuna inanırdı. Yorulana kadar ayakta kalır, bacakları ağrımaya başladığında o günkü mesaisini bitirirdi.

TEVFİK FİKRET

Fikret, edebiyatımızın gördüğü en titiz ve simetri hastası karakterlerden biriydi. Aşiyan’daki çalışma masasında her şeyin milimetrik bir düzen içinde olması gerekiyordu.

Yazarken masadaki bir kalemin yamuk durması bile onun yaratıcılığını felç edebilirdi. Ayrıca şiirlerini yazarken harflerin estetiğine de o kadar önem verirdi ki, bir sayfayı sadece yazısı çirkin göründüğü için defalarca yeniden yazabilirdi.

HONORE DE BALZAC

Balzac, tam bir kahve bağımlısıydı. Yazma maratonları sırasında günde elli fincanı aşan kahve tükettiği söylenir. Gece yarısı uyanıp mum ışığında sabahın ilk ışıklarına kadar yazan yazar için kahve, zihnini diri tutan yegane yakıttı.

Birçoklarına göre Balzac’ın eserlerindeki o bitmek bilmeyen enerji ve devasa hacim, bu kafein yüklü çalışma temposundan geliyordu.

AGATHA CHRISTIE

Polisiyenin kraliçesi, en karmaşık cinayet kurgularını masabaşında değil, genellikle mutfak lavabosunun başında çözerdi. Bulaşık yıkarken ya da bir yandan elma yerken olay örgüsünü kurar, düğümleri zihninde bu rutin işlerle uğraşırken çözerdi.

Yazmaya oturduğunda aslında hikaye zihninde tamamen bitmiş olurdu; o sadece teknik süreci tamamlamak için daktilonun başına geçerdi.

VLADIMIR NABOKOV

Nabokov, romanlarını standart defterlere yazmayı reddederdi. Küçük fihrist kartları kullanır, her sahneyi ayrı bir karta yazardı. Bu kartları bir deste kağıt gibi karıştırarak hikayenin akışını yeniden düzenlerdi.

Bu yöntem, ona zamanı ve mekanı istediği gibi eğip bükme özgürlüğü verirdi. Hatta bazen bu kartları arabasının arka koltuğunda yazarak yazma eylemini evinden uzaklaştırırdı.

EDGAR ALLAN POE

Korku ve gerilimin ustası Poe, yazılarını dar ve uzun şeritler halindeki kağıtlara yazıp bu şeritleri birbirine yapıştırarak rulo haline getirirdi.

Yazdıkları bittiğinde bu devasa kağıt rulosu odanın içinde boylu boyunca uzanırdı. Yazarken masasının üzerinde duran siyah kedisi ise onun en büyük eleştirmeni ve ilham kaynağıydı; kedisinin omzunda oturup yazdıklarını izlemesinden büyük keyif alırdı.

Deha ile delilik arasında: Edebiyatın tuhaf ritüelleri
+ -
Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.

Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.