1. Haberler
  2. Yaşam
  3. Kemal’in Füsun’a bağlılığı: Aşk mı, takıntı mı?

Kemal’in Füsun’a bağlılığı: Aşk mı, takıntı mı?

Nobel ödüllü yazar Orhan Pamuk’un kült eseri Masumiyet Müzesi, Netflix uyarlamasıyla yeniden gündemde. Kemal’in Füsun’a duyduğu ve yıllara yayılan bağlılık, modern psikolojinin “limerence” (takıntılı bağlanma) kavramı üzerinden tartışılıyor.

featured
Player Alanı

Orhan Pamuk’un 2008 yılında yayımlanan romanı Masumiyet Müzesi, 1970’li yılların İstanbul’unda sınıf, arzu ve melankoli ekseninde ilerleyen bir aşk hikâyesi sunuyor. Romanın merkezindeki Kemal karakterinin Füsun’a duyduğu yoğun ve saplantılı bağlılık, bugün psikolojide “limerence” olarak adlandırılan kavramla yeniden değerlendiriliyor.

Kemal’in Füsun’a ait nesneleri biriktirmesi, sigara izmaritlerinden tokalara kadar her ayrıntıyı “müze” titizliğiyle saklaması, romantik bir bağlılıktan ziyade takıntılı bir bağlanma biçimi olarak okunuyor. Sosyal medyada ve Google aramalarında yükselen “limerence nedir?” sorusu, romanın yeni uyarlamasıyla birlikte yeniden gündeme taşındı.

LİMERENCE NEDİR?

“Limerence” kavramı ilk kez 1979’da psikolog Dorothy Tennov tarafından tanımlandı. Bu durum, karşılık görme ihtimaline duyulan yoğun arzu ve belirsizlikten beslenen takıntılı bir bağlanma hali olarak ifade ediliyor.

Uzmanlara göre limerence;

Kişinin zihninde sürekli aynı kişiyi düşünmesi,

Küçük bir ilgi işaretini büyütmesi,

Belirsizlikten beslenen umut döngüsü yaratması,

Uyku, iş ve sosyal yaşamı aksatacak düzeyde yoğunlaşması

gibi belirtilerle kendini gösteriyor.

Nörobilim alanındaki çalışmalar, bu durumun beyindeki ödül merkezlerini harekete geçirdiğini ve bağımlılığa benzer bir kimyasal süreç yarattığını ortaya koyuyor. Ancak uzmanlar limerence’ın bir kişilik bozukluğu değil, yoğun bir bağlanma deneyimi olduğunu vurguluyor.

KEMAL’İN AŞKI: ROMANTİK Mİ, TAKINTILI MI?

Kemal’in Füsun’a duyduğu bağlılık, roman boyunca hem romantik hem trajik bir çerçevede ilerliyor. Yıllarca süren bekleyiş, eşyalara yüklenen anlam ve kendi hayatını askıya alması; klasik aşk anlatısından çok, psikolojik bir saplanma halini andırıyor.

Kemal’in kurduğu “müze”, yalnızca bir aşkın değil; kaybın, belirsizliğin ve umutla beslenen takıntının mimari karşılığı olarak yorumlanıyor. Bu yönüyle Masumiyet Müzesi, edebiyat ile psikoloji arasındaki sınırı bulanıklaştıran bir metin olarak yeniden okunuyor.

Kemal’in Füsun’a bağlılığı: Aşk mı, takıntı mı?
Yorum Yap