TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Pervin Buldan başkanlığında Karayolları Trafik Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’ne devam etmek üzere toplandı.
Grup Başkanvekilleri Genel Kurul’da söz alarak gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Yeni Yol Grup Başkanı Mehmet Emin Ekmen, Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan’ın CHP’den istifasına dair değerlendirmede bulunarak “Şüphesiz istifalar ve transferler üzerine daha geniş bir değerlendirme yapmak gerekir ama bu aşamada henüz Sayın Başkan’ın hangi yönde siyasi tercihini şekillendireceği de belirsiz iken şunu ifade etmek gerekiyor ki, bu ve benzeri istifalar her şeyden önce toplumda siyasete olan güveni zedelemektedir. Bir siyasi partiden herhangi bir ön seçim, dar bölge seçim sistemi ya da tercihli seçim sistemine tabi olmadan tamamen genel merkezlerin, genel başkanların veyahut da genel merkezlerdeki önemli yöneticilerin tercihiyle belirli makamlara seçilenlerin ister milletvekili olsun, ister belediye başkanı olsun, halka, millete doğru ve anlamlı bir değerlendirme yapmadan istifa ediyor oluşları siyasete olan güvene dair erozyonu arttıran bir unsurdur” diye konuştu.
AKP’lilerin, Özarslan hakkında bugüne kadar kamusal alanda, Meclis kürsüsünde ifade ettikleri birçok ifadeyi, cümleyi ve sözü suçlamayı unutmayacaklarını ümit ettiklerini söyleyen Ekmen, şu ifadelere yer verdi:
“Ümit ediyoruz ki bu istifanın kendisi bir tartışma konusuyken yeni bir transferle siyasi ahlak, siyasi etik, siyasete olan güveni yeni bir tartışma zeminine taşımayız. Bunun bu ve buna benzer örnekleri engellemenin çok basit ve temel bir yolu var. O da siyasi partiler yasası gibi seçim yasasının da seçmen odaklı, üye odaklı, yerel demokrasi odaklı bir şekilde dizayn edilmesidir. İçinde bulunduğumuz sürecin devamında hem siyasi partiler yasası hem de seçim yasasının ele alınması gerektiğine dair başta Sayın Devlet Bahçeli olmak üzere AK Partili siyasetçilerin de birtakım beyanatları vardır. Bu iki esaslı ve demokrasinin belki mi sayılabilecek yasayı ele almak için herhangi bir sürecin başarıyla ya da başarısızlıkla tamamlanmasını beklemeye gerek yoktur. Buradan AK Parti’ye ve Milliyetçi Hareket Partisi’ne kendi liderlerinin beyanatlarını hatırlatarak hem siyasi partiler yasası hem seçim yasasının bir an önce TBMM gündemine ve Türkiye’nin siyasi gündemine taşınması gerektiğini ifade ediyoruz. Doğru kurgulanmış bir siyasi hayatımızda bu şekilde gerçekten rahatsız edici, gerçekten yer yer mide bulandırıcı örnekleri ortadan kaldıracak yapısal tedbirleri almak durumunda ve mecburiyetindeyiz.”
“EPSTEİN’İN PARA TRANSFERLERİNDEN BİR TANESİ DE TÜRKİYE”
İYİ Parti Grup Başkanvekili Turhan Çömez, Epstein dosyasına ilişkin “ABD Adalet Bakanlığı’nın verdiği bilgilerde, belgelerde deniyordu ki, ‘Türkiye’den kız çocukları kaçırılıyor.’ Kaçırılan bu kız çocukları adaya götürülüyor ve orada dil bilmedikleri için çok vahim tablolarla karşılaşılıyor. Bu çok ciddi bir iddia. Bunun üzerine başka bir belge daha yayınlandı. O belgede şu: Etihad’in uçağı tam dokuz kere Türkiye’ye gelmiş. Lolita Express. Uçağın kuyruk numarası var. Geldiği tarih, saat belli. Hangi güzergahta nerelere gelip nerelere gittikleri belli. Bunlardan bir tanesi de İsrail. İstanbul üzerinden İsrail’e gitmiş. Bununla ilgili bilgileri Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanımıza ilettim” dedi.
Bakan Göktaş’ın bu konuyla ilgileneceğini söylediğini belirten Çömez, şöyle konuştu:
“O günden beri herhangi bir haber ortaya çıkmadı. Yine geçtiğimiz günlerde bir rapor ortaya çıktı. Amerikalı bir senatör, senatör bu raporda Amerikan Hazine Bakanlığı’na yazmış olduğu raporda diyor ki: ‘Epstein’in 1 milyar dolarlık banka hesabından değişik ülkelere para transferleri yapılmış. Bu para transferlerinden bir tanesi de Türkiye. 200 milyon dolarlık insan kaçakçılığında kullanıldığı iddia edilen bir para transferinden bahsediliyor ve muhabir banka olarak da Rus bankalarının olduğundan bahsediliyor. Kendisi 2010 yılında ve 17 yılında Türkiye’ye gelmiş ve Rixos Otel’de kalmış. Kendi yazışmalarından belli. Son derece enteresan bir başka durum daha var. O dönemde Savanora’nın, Atatürk’ün yatı olan Savanora özelleştikten sonra Rixos Otel’in önünde kız çocuklarının taciz edildiği ve kaçırıldığı ile ilgili iddiaların tam da ayyuka çıktığı bir dönem. İşte o dönemde vatansever bir savcı bu işin üstüne gidiyor ve bu sayın savcı bu işle meşgul olurken o görev kendisinden alınıyor. Bir başka FETÖ’cü savcıya bu dosya veriliyor. Osman Şanal’a ve FETÖ’cü savcı da bu korkunç kirli ilişkiler ağını maalesef örtüyor. Şimdi bunu niye söylüyorum? Çünkü bu dosya açıldığı zaman bu dosyanın detaylarındaki belgelerde Türkiye’den kız çocuklarının Amerika’ya kaçırıldığına dair çok önemli iddialar ve belgeler var.”
İYİ PARTİ’DEN EPSTEİN DOSYASININ ARAŞTIRILMASI ÖNERGESİ
Çömez, İYİ Parti Grubu olarak Epstein dosyasının araştırılması ve deprem bölgelerindeki kaçırılma ihtimali olan çocukların araştırılması ile ilgili önerge vereceklerine dikkat çekerek “Buradan iktidar mensuplarına sesleniyorum. Muhalefetteki bütün milletvekili arkadaşlarıma sesleniyorum. Gelin bu vahim tabloyu araştıralım. Üzerine gidelim. Çok önemli bilgi ve belgelere ulaşacağımızdan eminim. Maraş’a gelen İsrailli ekiple ilgili bir çalışma yaptım. Maraş’a gelen İsrailli ekibin tam 450’si İsrailli asker, geri kalan 450’si de toplam 900 kişi sivil. Ekibin başındaki bu isim bir asker, silahlı bir asker ve kendisi Gazze Savaşı’nda özellikle çocukları katleden Gazze kasaba olarak biliniyor. Türkiye’ye bu şahıs arama kurtarma ekibiyle gelmiş ve o ekibin başında. Daha sonra o ekibin yaptığı çalışmaları araştırdım. Çok ciddi bilgi ve belgelere ulaştım. O ekip çok sayıda Vito’yla gelmiş, karartılmış Vito’larla sahadan aldığım bilgi kaldığı süre içerisinde çok önemli illegal işlere karışmış. Daha detayına girmeyeceğim. Meclis kayıtlarına girmesini istemiyorum. Bugün İYİ Parti olarak vereceğimiz bu önergeye ‘Evet’ deyin. Gelin bütün bu rezilliklerin, bu alçaklıkların üstüne gidelim” ifadelerini kullandı.
TEMELLİ: IŞİD’İN SUÇLARINI HALA GİZLEME DERDİNDE MİSİNİZ?
DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli, kumpas davalarının bitmek bilmediğine değinerek “En son Ezilenlerin Sosyalist Partisine yönelik bir gözaltı ve tutuklama furyası var. Bakın, tutuklama gerekçesi olarak söylenilenler bile bunun neden kumpas davası olduğunu gösteriyor. 78 kişi tutuklandı, 25 kişi adli kontrolle bırakıldı. Bu 78 arkadaşımızın tutuklanmasına gerekçe gösterilen şeyler MESEM protestosu. Ya, MESEM’i protesto etmek bir haktır ve protesto edilmelidir çünkü çocuk işçiliğini var ediyor ve çocuklar çalışırken katlediliyor, öldürülüyor. Evet, ölmüyorlar, öldürülüyorlar çünkü ihmal bilinçli bir ihmaldir orada ve bu konuda MESEM’i protesto ettiler diye. Diğer taraftan Suruç anmasına katıldılar diye. Suruç anmasına katılmayı suç olarak görmek acaba hâlâ bir IŞİD’i örtbas etme aklı mıdır? Biz tabii bunu da düşünürüz, bunu sorarız, iktidara bunu sorarız: IŞİD’in suçlarını hâlâ gizleme derdinde misiniz? Çünkü o yıllardan biliyoruz, 2015’te Suruç katliamından sonraki açıklamaları da biliyoruz; hâlâ böyle mi yaklaşıyorsunuz? Dolayısıyla ESP’den dolayı tutuklanmış bütün arkadaşlarımız bir kumpasın içine çekilmeye çalışılıyor; bir an önce özgürlüklerine kavuşmalarını ve serbest bırakılmalarını dile getiriyoruz” diye konuştu.
CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, halkın giderek derinleşen ağır ekonomik krizin etkisiyle derin bir yoksulluğun içerisinde yaşama savaşı verdiğini belirterek “Siyasi iktidar daha birinci ayda 2026’ın bütün hedeflerinde çuvalladı. Bu ekonomik modelin çalışmayacağını, bütün yükü emekliye, yoksula, çalışana, asgari ücretliye bıraktığını ama asıl yapması gerekeni yapmadığı için her şekilde başarısız olacağını defalarca söylüyoruz ama duymuyorlar, kulak vermiyorlar. Bakın, ocak ayı enflasyonu yüzde 4,84 yani yüzde 5 geldi. Biz burada daha ’20 bin lira yapalım mı, yapmayalım mı?’ diye siz konuşurken emekli maaşını, o verilen 20 bin liranın bin lirası ocak ayında gitti. Bin lira için toplandınız ya, buraya geldiniz ya, çok şey veriyormuş gibi yaptınız ya, ‘İnşallah daha fazlasını vereceğiz’ diye gözyaşı döktünüz ya; o bin liralar ocak ayında bitti, geçmiş olsun, yüzde 5 enflasyonla o bin lira dahi gitti” dedi.
CHP’nin bin liralık artışla 20 bin lira yapılan emekli maaşını Anayasa Mahkemesi’ne götürdüğünü hatırlatan Emir, “Ayın 12’sinde Anayasa Mahkemesi bizim başvurumuzu usulden görüşecek. Ben buradan hem Genel Kurula her bir milletvekiline, her bir siyasi partiye ve 86 milyon vatandaşımıza sesleniyorum, hala vakit vardır; burada mutlaka ayağa kalkmak; sesimizi, talebimizi yükseltmek ve Anayasa Mahkemesine Anayasa’nın daha 2’nci maddesinde yazdığı gibi ‘Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir’ hükmünden yola çıkarak taban tabana zıt olan birçok Anayasa maddesini ihlal eden bu yasayı iptal etmesi konusunda baskı yapmalıyız, herkesi buna davet ediyorum” ifadelerini kullandı.
AKP Grup Başkanvekili Abdulhamit Gül, Eskişehir Mihalgazi Belediye Başkanı Zeynep Güneş’e yönelik bir aşağılayıcı, nefret içeren, dışlayıcı ifadeler ve tutumların sergilendiğini hatırlatarak “Bu anlayış çağ dışı, gerici, yobaz bir anlayıştır. İnsanların kılı kıyafeti, inancı, inandığı değerler uğruna yaşayabilme iradesini ortaya koyabildiği bir Türkiye’deyiz artık. Bu arkaik, bu yobaz anlayışı hepimiz kınıyoruz, kınadık. Esasen hem kadınların siyasette olan varlığına hem bu dil, siyasetin, milletin iradesine yönelik çok büyük bir tehditkar ve nefret dilidir. Türkiye’de 28 Şubat’ta insanların kılı kıyafetine yönelik saldırıları, inançlarına yönelik saldırıları herkes yaşadı” dedi.
Tüm bu uygulamaların 2010 yılında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın almış olduğu kararlarla, genelgelerle 28 Şubat’ın tüm kararlarının iptal edildiğine dikkat çeken Gül, “Tekrar bu zihniyeti bu gerici zihniyeti hortlatmak isteyenlere de asla bu milletimiz izin vermeyecektir. Esasen 86 milyon bu anlayışa karşı topyekün birleşmiştir. Bir toplumsal mutabakat bu dili bir istisnai hale getiren dışlayan bir dile kavuşmuştur. Bu da ülkemizin geldiği çok pozitif yönlerden biridir. Ayrıca İYİ Parti Genel Başkanı Sayın Müsavat Dervişoğlu’nun da bu konuda yapmış olduğu açıklama ve tutum da partisel olarak da aldığı tavır da yine kıymete şayandır. Bu yönünü de ifade etmek isterim. Bu anlamda hem başkanımıza hem bu anlamdaki tavır ve düşüncelere yönelik inanca yönelik saldırıları şiddetle kınadığımızı bir kez daha ifade etmek istiyorum” ifadelerini kullandı.
“BU İFADELERİ SAVUNUR MAHİYETTEKİ AÇIKLAMALAR GERÇEKTEN DOĞRU DEĞİL”
Gül, Yeni Yol Başkanı Ekmen’in dile getirdiği Keçiören Belediye Başkanı Özarslan’ın istifasıyla başlayan sürece ilişkin “Bir belediye başkanının istifası ile ilgili bir süreçte siyaset adına birkaç gündür yaşadığımız bir tablo var ama bu tabloda gerçekten kullanılan üsluplar itibariyle her zaman siyasetin temiz dil kullanılması lazım. Kaba dil, yaralayıcı dil, siyaset kurumuna yakışmayan bir dildir” dedi.
Özellikle sorumluluk makamında olanların bu anlamda kullanılan ifadelerden dolayı özür dilemek gerektiğini belirten Gül, “Özür dilemek yerine adeta bu ifadeleri savunur mahiyetteki açıklamalar gerçekten doğru değil. Siyasette eleştiri olur, ağır eleştiri olur ama hakaret ve küfrün siyasette yeri yok. Dolayısıyla adeta bunu da böyle meşru gösterir gibi tekrar bir destek anlamında hep böyle bir kampanyaya gidilmesi doğru bir dil değil. Dolayısıyla siyasetin bu anlamda hem muhataplardan hem toplumdan bu anlamda özenli bir dilin hep beraber kullanılması siyasetin toplumdan ve toplumun siyasetten beklediği bir ödevdir. Bu anlamda herkesin temiz ve özenli dili de kullanması siyaset kurumunun yakışan bir tavırdır diye düşünüyorum” diye konuştu.
ÇÖMEZ: BİZ BU ÜLKEDE BİRLİĞİ BÜTÜNLÜĞÜ SAVUNUYORUZ
Gül’ün konuşmasının ardından söz talebinde bulunan İYİ Partili Çömez, Gül’ün ifadelerine ilişkin şu ifadelere yer verdi:
“Bütün siyasi partilerde yanlış karakterler olabilir. Ahlaksızlar da olabilir, müptezeler de olabilir. Esas olan bunların ne yaptığından ziyade bunlarla ilgili partilerin takılmış oldukları tavırdır. Geçtiğimiz günlerde terbiye sınırlarıyla bağdaşmayacak bir açıklama yapan bir Partili, Partimiz tarafından ihraç edilmek üzere disipline sevk edilmiştir. Burada esas olan Genel Başkanımızın tutumudur. Partimizin kurumsal kimliğidir ve takınmış olduğu tavırdır. Bizim kurumsal duruşumuz çok net olarak şudur. Biz insanların etnik kökeni, inancı, davranış biçimi, bölgesi, siyasi düşüncesi sebebiyle ayrıştırılmasına şiddetle itiraz ediyoruz. Bu ülkenin birliğini, bütünlüğünü savunuyoruz.
İnsanların demokrasiden, hukukun üstünlüğünden… Bu ülkede demokrasinin kurum ve kurallarının işlemesinden, hukukun üstünlüğünden bahsediyoruz ve bunları hararetle savunuyoruz. İnsan haklarından ve özgürlüklerden bahsediyoruz ve bunları hararetle savunuyoruz. Dolayısıyla yaşanmış o münferit hadise asla ve asla partimizin kurumsal hürriyetini ilzam etmemektedir. Biz bununla ilgili tavrınız için de teşekkür ediyorum. Genel Başkanımızın tutumu son derece nettir. Bizim bu ülke Türkiye’de huzura, barışa, anlayışa, dostluğa, kardeşliğe, refaha ve güzelliğe ihtiyacımız var. Onunla ilgili tutumumuz son derece nettir. Ben bu bakımdan bu konu gündeme geldiği için tekrar bunun altını çizmek istiyorum. Geçtiğimiz dönemde yıllarda yaşanmış acı hatıralar vardır. Bu acı hatıralara tanık olmuş birisi olarak o dönemde açıkça demokrasi mücadelesi vermiş birisi olarak altını çizerek bir kere daha söylüyorum. Biz bu ülkede birliği bütünlüğü savunuyoruz.”
“AK PARTİLİYE BİR TÜRLÜ, CHP’LİYE FARKLI TÜRLÜ DAVRANMAYACAKSINIZ”
CHP Grup Başkanvekili Murat Emir de AKP’li Gül’ün söylemleri üzerine söz talebinde bulunarak “Başkanlarımızın tutuklulukla neredeyse bir yıl yattığını, 10 aydan fazla iddianame beklediğini, tutuklamanın peşin cezalandırmaya dönüştüğünü söylerken bir AK Partili belediyenin de örneğini vermek isterim. Kırıkkaleli AKP’li belediye başkanı rüşvet iddiası ile tutuklanıyor, iki ay tutuklu kalıyor. İddianamesi hazırlanıyor. İki ay sonra da tahliye oluyor. Yani toplam dört ay yatıyor. İki ay sonra da hakim karşısına çıkıyor. Bu adalettir ama adaletin herkese uygulanması gerekir. Kanunlar önünde herkes eşittir diyoruz. Öyleyse AK Partiliye bir türlü, CHP’liye farklı türlü davranmayacaksınız” dedi.
“YAZIŞMASINI ORTALIĞA DÖKEN BİR KİŞİ İLE NASIL AYNI PARTİDE OLACAKSINIZ?”
Gül’ün değerlendirmesini yanlış bir şey söylemediğini belirten Emir, “Konumuz özelinde birkaç konunun altını çizmek istiyorum. Bir defa söz konusu yazışmalar, Sayın Genel Başkanımızla bu kişi arasındaki özel yazışmalar. Dolayısıyla özel yazışmalar kendi içerisinde değerlendirilmelidir ve siyasetteki bir üslup olarak değerlendirilmekten öte bir karakter analizidir. Nitekim baktığınızda konuşmalara, tavırlara, tutumlara o karakter analizinin yüzde 100 isabetli olduğunu da göreceksiniz. Şimdi siz böyle birini alabilirsiniz, rozet takabilirsiniz. Bakın onun iddia edilen hatta sizin iddia ettiğiniz yolsuzlukları hala müfettiş iş denetiminde mahkeme karşısına çıkmamış, yargılanmamış. İçinize sinebilir. PORTAŞ’taki iddialar içinize sinebilir. Bu döneklikler içinize sinebilir ama sadece Genel Başkanı ile yazışmasını ortalığa döken bir kişi ile nasıl aynı partide olacaksınız? Bunu anlatın siz” ifadelerini kullandı.


