Zirvede bir ömür: Güneş kral’dan avcı Mehmed’e uzun iktidarlar

WhatsApp Image 2026-03-24 at 15.21.31

Uzun süre görevde kalmak, bir ülkenin genetiğini kökten değiştirir. Bu durum iki ucu keskin bir bıçak gibidir;

Uzun süreli liderlik, büyük çaplı sanayileşme hamleleri veya radikal sosyal reformlar için gerekli “zamanı” sağlar. Lider, kısa vadeli seçim kaygısı gütmeden uzun vadeli projeler yürütebilir. Diğer yandan, güç tek elde toplandıkça denetleme mekanizmaları zayıflar. Liderin etrafında bir “evet efendimciler” halkası oluşur, yolsuzluk artabilir ve değişim talepleri bastırılmaya başlanır. Sonuç genellikle ya görkemli bir cenaze töreni ya da sancılı bir devrim olur.

İşte tarih sahnesinde derin izler bırakmış, farklı sonlarla veda etmiş önemli isimler ;

XIV. Louis (Güneş Kral) – Fransa

Fransa tarihinin en baskın figürü olan XIV. Louis, babası XIII. Louis’nin ölümüyle henüz 4 yaşındayken tahta çıktı. Çocukluk yılları, “Fronde” adı verilen soylu isyanlarının gölgesinde geçti; bu durum onda soylulara karşı derin bir güvensizlik ve merkeziyetçi bir yönetim arzusu doğurdu. 1661’de dizginleri tamamen eline aldığında, “L’état, c’est moi” (Devlet benim) anlayışıyla mutlak monarşiyi kurdu.

Av köşkü olan Versailles’ı devasa bir saraya dönüştürerek soyluları oraya topladı ve onları sıkı bir denetim altına aldı. Sanatı, bilimi ve orduyu modernize ederek Fransa’yı Avrupa’nın kültürel ve askeri lideri yaptı. Ancak bitmek bilmeyen savaşlar ve lüks harcamalar hazineyi zorladı. 72 yıllık saltanatının sonunda, bacağındaki bir yaranın kangrene çevirmesiyle 76 yaşında hayata gözlerini yumdu.

II. Elizabeth – Birleşik Krallık

Amcası VIII. Edward’ın aşkı için tahttan feragat etmesi ve babası VI. George’un erken ölümü, Elizabeth’i hiç beklemediği bir yaşta, 25’inde kraliçe yaptı. Görev süresi boyunca Britanya İmparatorluğu’nun dağılışına, Soğuk Savaş’ın yükselişine ve teknolojik devrimlere tanıklık etti. O, politikadan uzak duran ama devletin devamlılığını simgeleyen “birleştirici bir güç” rolünü kusursuz oynadı.

15 farklı başbakanla çalışarak (Churchill’den Truss’a kadar) modern tarihin en büyük siyasi hafızalarından biri haline geldi. Skandallarla sarsılan kraliyet ailesini ayakta tutmayı başaran Elizabeth, 2022 yılında 96 yaşındayken, görevine sadık bir şekilde İskoçya’daki Balmoral Kalesi’nde doğal sebeplerle vefat etti.

Fidel Castro – Küba

1959 yılında bir grup gerilla ile Batista diktatörlüğünü deviren Castro, Küba’da yarım asırlık bir sosyalist dönem başlattı. ABD’nin burnunun dibinde Sovyetler Birliği ile ittifak kurarak Soğuk Savaş’ın en kritik anlarından biri olan Küba Füze Krizi’nin başrolünde yer aldı. Ülkesinde eğitim ve sağlık sistemini millileştirerek büyük başarılar elde etse de, tek parti rejimi kurması ve muhaliflere yönelik sert tutumu nedeniyle hep tartışıldı. CIA tarafından düzenlenen yüzlerce suikast girişiminden sağ kurtulmasıyla adeta bir efsaneye dönüştü. 2006 yılında ciddi sindirim sistemi sorunları yaşamaya başlayınca yetkilerini kardeşi Raul’a devretti ve 2008’de resmen emekli oldu. 2016’da 90 yaşında öldüğünde, arkasında hala ayakta kalan bir rejim bıraktı.

Kanuni Sultan Süleyman – Osmanlı İmparatorluğu

Yavuz Sultan Selim’in tek varisi olarak 1520’de tahta çıktığında, önünde devasa bir imparatorluk ve dolu bir hazine buldu. 46 yıllık saltanatı boyunca Belgrad’dan Bağdat’a, Budapeşte’den Cezayir’e kadar sınırları genişletti. Ancak o sadece bir fatih değil, aynı zamanda imparatorluğun hukuk sistemini kodlayan bir hukukçuydu; bu yüzden “Kanuni” unvanını aldı. Mimar Sinan ile İstanbul’u imar etti, edebiyat ve sanatı zirveye taşıdı. Yaşlılık yıllarında gut hastalığıyla boğuşmasına rağmen ordusunun başında sefere çıkmaktan geri durmadı. 1566’da Zigetvar Kalesi kuşatılırken çadırında hayatını kaybetti; vefatı, ordunun morali bozulmasın diye kale fethedilene kadar gizlendi.

IV. Mehmed (Avcı Mehmed) – Osmanlı İmparatorluğu

Babasının tahttan indirilmesiyle henüz 6 yaşında Osmanlı tahtına oturan IV. Mehmed, Kanuni’den sonra en uzun süre hüküm süren padişahtır. Çocukluk yılları saraydaki kadınlar saltanatı ve iç karışıklıklarla geçse de, yönetimi Köprülü ailesine devrederek devlete bir restorasyon dönemi yaşattı. Avcılığa olan aşırı tutkusu nedeniyle “Avcı” lakabıyla anıldı ve zamanının çoğunu Edirne’de geçirdi. Onun döneminde Osmanlı, Avrupa’daki en geniş sınırlarına ulaştı ancak 1683’teki II. Viyana Kuşatması bozgunu sonun başlangıcı oldu. Alınan ağır mağlubiyetler ve toprak kayıpları sonucunda 1687’de ordu ve ulemanın baskısıyla tahttan indirildi ve Edirne Sarayı’nda hapsedildiği odada 5 yıl sonra vefat etti.

Muammer Kaddafi – Libya

1969 yılında genç bir subayken kansız bir darbeyle Kral İdris’i deviren Kaddafi, Libya’yı “Cemahiriye” (Kitlelerin Devleti) adını verdiği kendine has bir sosyalist-İslamcı sentezle yönetti. Petrol gelirlerini kullanarak halkın refahını artırdı ve devasa su projeleri yürüttü ancak iktidarını korumak için her türlü muhalefeti kanlı bir şekilde bastırdı. Batı ile bazen düşman bazen dost olan değişken bir dış politika izledi. 2011’de “Arap Baharı” fırtınası Libya’ya ulaştığında, halkına karşı orduyu kullanması iç savaşı tetikledi. NATO müdahalesiyle köşeye sıkışan Kaddafi, doğduğu yer olan Sirte’de bir menfezde yakalandı ve öfkeli muhalifler tarafından linç edilerek öldürüldü.

Kim Il-sung – Kuzey Kore

II. Dünya Savaşı sonrası Sovyet desteğiyle Kuzey Kore’nin başına geçen Kim Il-sung, ülkesini “Juche” (Kendi kendine yetme) ideolojisi etrafında şekillendirdi. 1950’deki Kore Savaşı ile yarımadayı birleştirmeye çalışsa da başarılı olamadı ancak bu süreçte ülkede mutlak bir otorite ve kişiye tapınma kültü inşa etti. Ülkeyi dünyadan tamamen izole ederek nesiller boyu sürecek bir hanedanlık kurdu. 1994 yılında kalp krizi sonucu öldüğünde, ülkede eşi benzeri görülmemiş bir yas ilan edildi. Ölümünden sonra anayasada yapılan değişiklikle “Ebedi Lider” ilan edildi, yani teknik olarak sembolik makamı hala ona aittir.

II. Catherine (Büyük Katerina) – Rusya

Alman asıllı bir prenses olmasına rağmen, Rusya’ya gelin geldikten sonra dili ve kültürü hızla benimseyerek halkın sevgisini kazandı. Zayıf karakterli eşi III. Petro’yu bir darbeyle devirip tahta geçti. Aydınlanma filozoflarıyla mektuplaşsa da yönetimde demir yumruğunu hiç gevşetmedi. Rusya’nın sınırlarını Karadeniz’e kadar genişletti, Kırım’ı ilhak etti ve ülkeyi gerçek anlamda bir Avrupa imparatorluğu haline getirdi. 34 yıllık iktidarı boyunca Rusya kültürel bir altın çağ yaşadı. 1796’da dairesinde geçirdiği bir felç sonucu hayatını kaybetti.

Robert Mugabe – Zimbabve

Mugabe, 1980’de Zimbabve’nin bağımsızlık mücadelesinin kahramanı olarak demokratik seçimlerle başa geldi. İlk yıllarında eğitim ve tarımda yaptığı atılımlarla “Afrika’nın umudu” olarak görüldü. Ancak iktidar hırsı onu otoriter bir lidere dönüştürdü. Beyaz çiftçilerin topraklarına el koymasıyla başlayan süreç, ülkeyi dünyanın en yüksek hiperenflasyon oranlarından birine ve ekonomik çöküşe sürükledi. 93 yaşına geldiğinde bile koltuğu bırakmaya niyeti yoktu; ancak 2017’de ordunun yönetime el koyması ve partisi içindeki desteği yitirmesi sonucu zorla istifa ettirildi. 2019’da Singapur’da bir hastanede sürgündeyken öldü.

Josef Stalin – SSCB

Lenin’in ölümünden sonra Komünist Parti içindeki rakiplerini (Troçki dahil) birer birer tasfiye ederek yönetimi ele geçirdi. “Tek ülkede sosyalizm” ilkesiyle Sovyetler Birliği’ni hızlı bir sanayileşme ve kolektifleştirme sürecine soktu. Bu süreç milyonlarca insanın kıtlık ve sürgün nedeniyle ölmesine yol açtı. II. Dünya Savaşı’nda Nazi Almanyası’nı durdurarak dünyadaki güç dengesini değiştirdi ve Doğu Bloğu’nu kurdu. 1953 yılında dairesinde geçirdiği beyin kanaması sonrası, korumalarının odaya girmeye korkması nedeniyle uzun süre müdahale edilemedi ve birkaç gün sonra hayatını kaybetti.

Hosni Mübarek – Mısır

1981’de Enver Sedat’ın bir suikast sonucu öldürülmesiyle yardımcısı olarak göreve geldi. Mısır’ı 30 yıl boyunca “olağanüstü hal” yasalarıyla yönetti. Batı ile yakın ilişkiler kurarak bölgede stratejik bir müttefik oldu ancak içeride işsizlik, yolsuzluk ve polis şiddeti halkı canından bezdirdi. 2011 yılında Tunus’ta başlayan kıvılcımın Mısır’a sıçramasıyla Tahrir Meydanı’nda milyonlar toplandı. 18 gün süren direnişin ardından ordunun desteğini çekmesiyle istifa etmek zorunda kaldı. Yargılandı, bir süre hapis yattı ve 2020 yılında 91 yaşında tedavi gördüğü hastanede öldü.

Exit mobile version