“Kadına yönelik şiddet yapısal bir sorun”

8 Mart Dünya Kadınlar Günü Sadece bir gün değil bir mücadele

İstanbul Yaşam Derneği Başkanı Jülide Kızıltepe, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada kadına yönelik şiddetin yalnızca bireysel bir sorun olmadığını, toplumsal ve kurumsal boyutları olan yapısal bir mesele olduğunu vurguladı.

İş insanı ve eğitmen Kızıltepe, kadınların tarih boyunca barışçıl toplumsal hareketlerin önemli aktörleri olduğunu hatırlatarak, buna rağmen günümüzde kadınların kendilerini ifade edebilmek için dahi büyük çaba harcamak zorunda kaldığını söyledi. Kadınların maruz kaldığı şiddet, ayrımcılık ve dışlanmanın bireysel olaylar olarak değil, yapısal bir sorunun sonucu olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

Kadınların ekonomik bağımsızlığının şiddetle mücadelede kritik rol oynadığını belirten Kızıltepe, Türkiye’de kadınların iş gücüne katılım oranının yüzde 36,3 seviyesinde kaldığını hatırlattı. Avrupa ülkeleriyle karşılaştırıldığında ortaya çıkan farkın yapısal bir ihmalin göstergesi olduğunu dile getiren Kızıltepe, ekonomik güçlenme sağlanmadan kadına yönelik şiddetin azaltılmasının mümkün olmayacağını söyledi.

Şiddetin yalnızca fiziksel boyutuyla ele alınmaması gerektiğini de vurgulayan Kızıltepe, evde, iş yerinde, kamusal alanda ve siyasette ortaya çıkan psikolojik, ekonomik ve sembolik şiddetin de kadınların yaşamını kuşattığını ifade etti. Bu tür şiddet biçimlerinin toplumsal cinsiyet eşitsizliğini pekiştiren bir kontrol mekanizması olarak işlediğini belirtti.

Toplumsal kurumların sessizliğinin ve pasifliğinin şiddetin sürmesine zemin hazırladığını kaydeden Kızıltepe, şiddetin yalnızca bireysel davranışlarla açıklanamayacağını vurguladı. Norm üreten kurumların sessizliğinin veya örtük onayının sorunun devam etmesine neden olduğunu söyledi.

Kadınların özellikle iş hayatı ve siyasette karşılaştığı engellere de değinen Kızıltepe, kadınların siyasi temsil talep ettiğinde çoğu zaman ötekileştirildiğini ve liyakatlerinin sorgulandığını belirtti. Bu tür söylemlerin modern kurumlarda hâlâ ataerkil bakış açısının varlığını gösterdiğini ifade eden Kızıltepe, bunun akademik literatürde “kurumsal psikolojik şiddet” olarak tanımlandığını dile getirdi.

Şiddete maruz kalan kadınların durumunun görmezden gelinmesinin ciddi bir sorumluluk doğurduğunu vurgulayan Kızıltepe, yalnızca şiddeti uygulayanların değil, şiddetin oluşmasına zemin hazırlayan ya da engelleme imkânı olmasına rağmen harekete geçmeyen kişi ve kurumların da sorumluluk taşıdığını ifade etti.

Kadına yönelik şiddetin ortadan kaldırılabilmesi için toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin köklü biçimde ele alınması gerektiğini belirten Kızıltepe, kurumların daha hesap verebilir hale getirilmesi ve toplumsal farkındalığın artırılmasının önemine dikkat çekti.

Kadın mücadelesinin yalnızca bireysel bir hak arayışı olmadığını dile getiren Kızıltepe, bunun aynı zamanda toplumsal adaletin ve demokratik bir düzenin sürdürülebilirliği açısından da büyük önem taşıdığını sözlerine ekledi.

Exit mobile version