Çocuk işçiliği bir toplumun vicdan sorunu!

çocuk işçi

Sosyolog ve iletişim uzmanı Neslihan Karayılan, çocuk işçiliği konusunda önemli tespitlerde bulundu.

Sosyolog Karayılan, “Çocuğun elinde kalem ve oyuncak olmalı, çekiç değil” yorumunda bulundu.

İşte o yorum:

Bir çocuğun eline kalem yerine çekiç, oyuncak yerine yük, okul çantası yerine ekmek parası kazanma sorumluluğu veriliyorsa, orada yalnızca bir ailenin değil, bütün toplumun hikâyesi yazılıyordur.

Çocuk işçiliği; yoksulluğun, gelir adaletsizliğinin, eğitime erişimdeki eşitsizliğin ve sosyal politikalardaki eksikliklerin en görünür sonucudur. Bu nedenle mesele sadece çalışan çocuklar değildir; onları çalışmaya mecbur bırakan toplumsal düzenin kendisidir.

Her çalışan çocuk, yarım kalmış bir eğitim, ertelenmiş bir hayal ve sessizce elinden alınmış bir çocukluk demektir. Bugün üretim bandında, tarlada, sanayide ya da sokakta çalışan çocuklar, aslında geleceğin kaybedilen doktorları, öğretmenleri, mühendisleri, sanatçılarıdır.

Sosyoloji bize şunu söyler: Bir toplumun eşitsizlikleri en çok çocukların hayatında görünür olur. Çünkü çocuklar kendi kaderlerini seçmez; onların yaşamını ailelerinin ekonomik koşulları, devletin sosyal politikaları ve toplumun adalet anlayışı belirler. Bu yüzden çocuk işçiliği bireysel bir tercih değil, yapısal bir sorundur.

Bir ülke büyüme rakamlarıyla övünebilir. Yeni yollar, köprüler, fabrikalar inşa edebilir. Ancak çocuklarını okul yerine işe göndermek zorunda bırakıyorsa, o kalkınma eksik kalmıştır. Gerçek gelişmişlik; çocukların çalışmadığı, eğitim aldığı, güven içinde büyüdüğü ve hayal kurabildiği bir düzen kurabilmektir.

Çocuklar ekonominin görünmez iş gücü değil, toplumun geleceğidir. Onların emeğini değil; haklarını, eğitimini ve çocukluğunu koruyabilen toplumlar, yarınlarını da güvence altına alabilir.

Çünkü çocukların çalıştığı değil, çocukların güldüğü bir ülke gerçekten güçlü bir ülkedir..

Exit mobile version