Birleşmiş Milletler tarafından desteklenen World Weather Attribution (WWA) ağı ile Imperial College London uzmanlarının hazırladığı analiz, 2026 Dünya Kupası’nın küresel ısınmanın futbol üzerindeki etkilerini en görünür biçimde ortaya koyan organizasyonlardan biri olacağını gösteriyor.
Kuzey Amerika son olarak 1994 yılında Dünya Kupası’na ev sahipliği yapmıştı. Ancak aradan geçen 32 yılda insan kaynaklı iklim değişikliği nedeniyle sıcaklıklar önemli ölçüde yükseldi. Bilim insanlarına göre bu nedenle futbolcular ve taraftarlar, 1994’e kıyasla çok daha yüksek sıcaklık ve nem yüküyle karşı karşıya kalacak.
WWA’nın 104 maçın tamamını kapsayan analizine göre turnuvadaki 49 karşılaşmada futbolcu performansını olumsuz etkileyebilecek düzeyde aşırı sıcaklık görülme olasılığı en az yüzde 50 seviyesinde bulunuyor. Araştırma ayrıca 97 maçta gözlenen risk artışının doğrudan insan kaynaklı iklim değişikliği nedeniyle yükseldiğini ortaya koyuyor.
Başta Miami, Houston, Dallas, Monterrey, Kansas City, Philadelphia, New York ve Boston olmak üzere ev sahibi şehirlerin büyük bölümünde özellikle öğleden sonra oynanacak karşılaşmalar için sıcaklık uyarıları yapılıyor.
Bu Dünya Kupası’nda skor tabelasına bakarken termometreleri de takip etmek gerekecek.
Turnuvanın en yüksek risk taşıyan maçlarından biri olarak 26 Haziran’da Guadalajara’da oynanacak Uruguay – İspanya karşılaşması gösteriliyor. Bilim insanları bu maçta performansı olumsuz etkileyebilecek sıcaklık koşullarının görülme ihtimalini yüzde 70 olarak hesaplıyor. Analize göre insan kaynaklı iklim değişikliği yaşanmamış olsaydı bu risk 37 puan daha düşük olacaktı.
Futbol açısından risk yalnızca sıcak hava hissinden ibaret değil. Spor bilimleri alanındaki çalışmalar, sıcaklık ve nem arttıkça oyuncuların sprint sayılarının düştüğünü, toplam koşu mesafelerinin azaldığını ve toparlanma sürelerinin uzadığını ortaya koyuyor.
Bazı maçlarda futbolcular rakip savunmayı değil, önce sıcaklığı aşmaya çalışacak.
Uzmanlara göre bu durum özellikle yüksek tempo ve yoğun pres üzerine kurulu oyun anlayışlarını doğrudan etkileyebilir. Daha düşük tempo, daha sık oyuncu değişikliği ve enerji yönetiminin ön plana çıktığı farklı bir Dünya Kupası izlenmesi bekleniyor.
Sağlık riskleri ise daha da ciddi boyutlara ulaşıyor. Aşırı sıcak ve yüksek nem altında uzun süre mücadele eden sporcularda sıvı kaybı hızlanıyor. Bu durum ısı bitkinliği, sıcak çarpması ve ağır vakalarda yaşamı tehdit eden termal şok riskini artırıyor.
Bilim insanları bu riski değerlendirirken yalnızca hava sıcaklığını değil; nem, rüzgâr ve güneş ışınımını da dikkate alan Islak Küre Küresel Sıcaklığı (WBGT) endeksini kullanıyor.
Uluslararası Futbolcular Birliği FIFPRO, 26 derece WBGT seviyesini ciddi risk eşiği olarak kabul ediyor. Analizlere göre Dünya Kupası sırasında en az 26 maçta bu sınırın aşması bekleniyor.
Daha kritik olan 28 derece WBGT seviyesi ise sağlık kılavuzlarında maçların ertelenmesini veya tehir edilmesini gerektirebilecek tehlike sınırı olarak tanımlanıyor. Uzmanlar yaklaşık beş karşılaşmanın bu seviyenin üzerinde oynanabileceğini öngörüyor.
Artan riskler nedeniyle FIFA ve yerel organizatörler turnuva tarihinde benzeri görülmemiş önlemler hazırladı.
Hakemler gerekli durumlarda her devrenin yaklaşık 22. dakikasında oyunu durdurarak futbolculara üç dakikalık zorunlu su ve serinleme molası verecek. Risk altındaki 26 maçın 17’si iklimlendirme sistemlerine sahip stadyumlarda oynanacak. Bazı şehirlerde karşılaşmaların tamamı akşam saatlerine kaydırıldı.
Taraftarlar için ise ek gölgelik alanlar, ücretsiz su istasyonları, soğutma bölgeleri ve aşırı sıcaklık acil durum planları oluşturuldu.
Dünya Kupası’nın iklim boyutunu daha da dikkat çekici hale getiren unsurlardan biri ise Türkiye ile Avustralya’nın aynı turnuvada karşı karşıya gelmesi.
14 Haziran’da sahada karşılaşacak Türkiye ve Avustralya, birkaç ay sonra Antalya’da düzenlenecek COP31 Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı’nın ortak ev sahipleri olarak iklim diplomasisinin merkezinde yer alacak.
Bir başka ifadeyle, COP31 sürecinde liderlik rolü üstlenecek iki ülke önce Dünya Kupası sahnesinde karşı karşıya gelecek, ardından Antalya’da iklim diplomasisinin merkezinde buluşacak.
Bu nedenle Türkiye – Avustralya karşılaşması yalnızca sportif açıdan değil, iklim değişikliğinin etkilerinin tüm dünyada tartışıldığı bir dönemde taşıdığı sembolik anlam nedeniyle de dikkat çekiyor.
Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi İcra Direktörü Simon Stiell, Dünya Kupası öncesinde yaptığı değerlendirmede, “Hava çok sıcak ve daha da ısınacak. Bu bir tesadüf değil; bu iklim değişikliği” sözleriyle spor dünyasını uyardı.
Imperial College London İklim Bilimi Profesörü ve World Weather Attribution’ın kurucularından Friederike Otto ise Dünya Kupası finalinin dahi sağlık açısından risk yaratabilecek sıcaklıklarda oynanabileceğine dikkat çekerek, spor organizasyonlarının gelecekte iklim risklerini çok daha fazla hesaba katmak zorunda kalacağını vurguladı.
2022 yılında Katar’daki aşırı sıcaklar nedeniyle Dünya Kupası tarihte ilk kez yaz aylarından kış aylarına alınmıştı. Dört yıl sonra turnuva yeniden Haziran ve Temmuz takvimine dönerken, dünyanın en büyük spor organizasyonu bu kez iklim krizinin etkilerini doğrudan sahada test edecek.
2026 Dünya Kupası yalnızca futbolun değil, iklim değişikliğinin küresel spor üzerindeki etkilerinin de konuşulacağı bir turnuva olmaya hazırlanıyor.
