Havaların soğuması, günlerin kısalması ve güneş ışığından yararlanılan sürenin azalması yalnızca günlük alışkanlıkları değil, ruh halini de etkileyebiliyor. Sonbahar ve kış aylarında daha fazla uyuma isteği, enerji kaybı, isteksizlik ve sosyal hayattan uzaklaşma gibi belirtiler bazı kişilerde daha belirgin hale gelebiliyor.
Kış aylarının uzun ve sert geçtiği Sivas’ta mevsim değişikliklerinin psikolojik etkilerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Psikolog Burak Koçkanat, bu dönemde görülen yorgunluk ve isteksizliğin “hayal ürünü” olmadığını söyledi.
Gün ışığındaki azalmanın vücudun uyku-uyanıklık düzeni ve duygu durumuyla bağlantılı mekanizmaları etkileyebileceğini belirten Koçkanat, “Günler kısaldıkça daha az gün ışığı alıyoruz. Işık azalınca uykuyla ilgili melatonin ve duygu durumumuzla bağlantılı serotonin dengesi değişebiliyor” dedi.
Koçkanat, sonbaharda daha hüzünlü hissetmenin, daha fazla uyumak istemenin veya iştahta değişiklik yaşanmasının tek başına depresyon anlamına gelmediğine dikkat çekti. Ancak mutsuzluk, isteksizlik ve enerji kaybının haftalar boyunca sürmesi; iş, okul, sosyal ilişkiler veya günlük sorumlulukları aksatmaya başlaması halinde durumun göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguladı.
ÇOCUKLARDA BELİRTİLER FARKLI OLABİLİYOR
Mevsimsel değişikliklerin çocuk ve ergenleri de etkileyebildiğini belirten Koçkanat, çocukların yaşadıkları duyguları yetişkinler gibi doğrudan ifade etmeyebileceğine dikkat çekti.
Okul öncesi dönemde uyku düzeninin bozulması, huzursuzluk ve sık ağlama; ilkokul çağında okula gitmek istememe, dikkat dağınıklığı ve bedensel yakınmalar görülebileceğini söyleyen Koçkanat, ergenlerde ise odaya kapanma, öfke, sosyal çevreden uzaklaşma ve ekran başında geçirilen sürenin artmasının dikkat edilmesi gereken değişiklikler arasında bulunduğunu ifade etti.
KIŞ AYLARI İÇİN 3 ÖNERİ
Koçkanat, mevsimsel değişikliklerin etkisini azaltmak için mümkün olduğunca gün ışığından yararlanılmasını, ailece düzenli bir uyku ritmi oluşturulmasını ve ekran karşısında geçirilen zamanın yerine ortak aktivitelerin konulmasını önerdi.
Sabah perdelerin açılması, gün ışığında zaman geçirilmesi ve hava soğuk olsa bile uygun koşullarda kısa yürüyüşler yapılmasının yararlı olabileceğini belirten Koçkanat; birlikte yemek yemek, kitap okumak veya oyun saatleri oluşturmak gibi aile içi rutinlerin de sosyal izolasyonu azaltabileceğini söyledi.
Koçkanat, yetişkinlerde uzun süren mutsuzluk, umutsuzluk, belirgin enerji kaybı veya günlük işlevlerde bozulma; çocuklarda ise haftalarca devam eden davranış değişiklikleri, okul başarısında gerileme ve arkadaşlık ilişkilerinde belirgin sorunlar görülmesi durumunda uzman desteği alınmasını önerdi.
