İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı ve CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu, diplomasının iptal edilmesinin ardından başlatılan soruşturma kapsamında açılan davada bir kez daha hakim karşısına çıktı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından “zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik” iddiasıyla hazırlanan iddianamede İmamoğlu hakkında 8 yıl 9 aya kadar hapis cezası talep ediliyor.
Ekrem İmamoğlu’nun ailesi, CHP’li milletvekilleri, ilçe belediye başkanları ve İmamoğlu’nun üniversite arkadaşlarıyla çok sayıda yurttaş da duruşmayı takip ediyor.
İmamoğlu, saat 11:06’da yoğun alkışla duruşma salonuna gelirken duruşma başladı.
EK SAVUNMA YAPTI
Mahkeme başkanı, İmamoğlu’na “Önceki celseyi, İdare Mahkemesindeki davanın beklenmesi için ertelemiştik. Bir karar çıktı ama kesinleşmedi. Önceki savunmanıza ekleyeceğiniz bir şey var mı?” diye sordu. İmamoğlu, savunmasına ek yapmak istediğini söyledi.
İmamoğlu, şunları söyledi:
“Teşekkürler hakim bey. Bu hafta Ramazan ayına giriyoruz. Ne yazık ki böyle talihsiz durumlarla yorulduğumuz durumları yaşıyoruz. Halbuki Ramazan berekettir, vicdanı harekete geçirir. Makam mevki varlık yokluk gözden geçirmesine razı olur ve yaradana sığınır. İnsanların eşitlendiğini hissetmesi adına bir fırsat ayıdır. Ama üzücüdür ki 2019’daki Ramazan’da seçimi iptal eden zihniyet 2025 yılında yine Ramazan’da diplomamı iptal eden zihniyet, bunu yine Ramazan’a denk düşürerek içi yalan ve iftirayla doldurulmuş şekilde yargılanacağımız bir süreci yaşayacağız”
“Ümidim çok değil ama dilerim ve isterim ki ülkemiz ve yargı düzeni açısından bu dava sağlıklı bir sürece evrilir. Ramazan’da bir kez daha ‘çirkin davasında’ buluşacağız. Ne kadar olmaz denilen şey varsa yargı düzeni içerisinde bize bu dönemde yaşatılıyor. İnancı kullanarak kendine bir yol çizenlerin utanç verici şeyler yapan insanlara haddini bildirme yolu olarak ben Ramazan’ı karşılıyorum ve dua ediyorum. Allah bu insanlara akıl versin. İnşallah bu şekilde üst makamlara gelmiş insanların diline terbiye gelir bu vesileyle. Yargı adına görev yapan insanların da arkadan iş çevirmenin, tuzak kurmanın, kumpas kurmanın, insanların ailesine göz dikmenin ne kadar ahlaksız bir tutum olduğunun hissettirilmesini diliyorum. İnanç akılda ve beyinde yaşar, göstermeye hiç gerek yoktur. Ancak insanların gözüne sokularak gösterilmeye yaşayan zihniyete yönelik bu bizim inancımız değildir diye düşünüyorum”
“Aziz milletimiz siyasi tarihi ne yazık ki demokrasiyi, insanların iradesini ve umudunu hapsetmeye çalışan yüz karası davalarla doludur. Bugün öyle skandal bir iddianameyle buradayız ki yüce Türk yargısının düşürüldüğü durumdan hicap duyuyorum. Planlanan ne var onu bilmiyorum ama oluşan davalar zinciri tarihte görülmemiş davaları milletimize yaşatmıştır. Böyle bir dönemin çöp bir iddianameyle oluşan sürecinde, hakimlerin değişerek adil yargılanma hakkımın ihlal edildiği bir dönemden geçiyoruz”
“Bu utanç verici iddianameyi yazan savcı amacına ulaşarak İstanbul’da bir ilçenin başsavcı vekili olarak görevine getirilmiştir. Bütün bunların ana sebebi çok net, korkudur. Sadece iktidarın başındaki zihniyete karşı 4 seçim kazandığım için ve önümüzdeki seçimleri kazanacağım için kurulan kirli tezgahlardan buradayım. Milletimizin gönlündeki temizliğimi gördükleri için buradayım ama milletimizle bağım sahte değil, temiz ve samimidir. Milletimizin yüzde 70’i yanımdadır, yurttaşlarımın verdiği güçle alnım ak başım dik bir şekilde buradayım ama olan milletimize ve geleceğimize oluyor. Adalete olan güvenci yerle bir ettiniz, insanların yüzde 80’inden fazlası adalete inanmıyor”
“Ucube, ‘cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi’ dedikleri yapı iki kişinin dudağının arasında çalışıyor. Devletimizin bütün kurumları dağıtıldı. Asırlık devlet ve devlet geleneğimizin geleceği tek bir adama mahkum edilmek isteniyor. Mevzu çok ciddidir. Bu kesinlikle beka sorunudur. Demokrasiyi yok etmeye çalışan zihniyet yüzünden aylardır Silivri’deyim”
”BAŞSAVCININ GELECEĞİ YER ÇOKTAN BELİRLENMİŞTİ”
“Bu iktidar zihniyeti 2024 yılı yazından itibaren düğmeye bastı. Yerel seçimlerden 4 ay sonra İstanbul’a atanan başsavcı başarılı olursa, getirileceği makam çoktan belirlenmiştir. Sürecin savcılığına soyunan da iktidarın başındaki kişi olmuştur. Esenyurt’la birlikte yalanlarla operasyonlarla sürece başlanmıştır. 65 yaşındaki saygın bir belediye başkanını (Ahmet Özer) almak nasıl bir vicdan çöküşüyse tüm belediye başkanlarımızın yaşadığı da o’dur. Hapiste yatan bütün arkadaşlarım aynı şekilde masumdur. Bu sahte sürecin içindeki tüm uygulamalar siyasidir ve hedefi bellidir. 19 Mart süreci öncesi ve sonrasıyla çöptür. Hukuksuzdur ve geçersizdir. Bu süreçte makam menfaat elde edenlerin makamları liyakatle elde edilmiş yerler değildir. O insanlara ifade ediyorum ki, siz kaçacaksınız ama bu fetret devri sona erecek ve 86 milyon yurttaşımız kazanacak. Zaman o kadar kısa değildir, yakındır ve kapının eşiğindedir. Tüm bunların hesabını adil mahkemelerde veriyor olacaksınız. Yaşattıklarınız sahtedir ve sahteciliktir.”
”SIÇAN GİBİ KAÇACAKLAR”
“Asıl makam milletin gönlündedir. Benim tek derdim de o olmuştur. İktidar bu makamı unutmuştur, bir kişinin gönlünün makamına dönmüştür. O makam da sahtedir ve aldatmacadır. Vakti dolduğunda anlayacaksınız. Güç, kendinden emin olana değil korkana sertleşir. Koltuk kaybetmekten korkanların yolu hep sahtecilik ve ahlak dışı yöntemler olmuştur. Dosya üretenler, manşet üretenler, TRT, Aanadolu Ajansı; bir ıslık çalındığında sıçan gibi kaçtıklarını göreceksiniz. Sıçan gibi kaçacaklar. Ben hakikat tarafındayım ve o taraftaki konumumu hiç değiştirmeyeceğim. Yer yüzünde benimki gibi, bu kadar didik didik edilen bir insan yaşamı yoktur. Buraya 12 metrekare hücreden geliyorum. Tarihte böyle bir tecrit yaşanmamıştır. Ne yapmışsak bu tecritin içerisindeyiz. Maşallah aramıza mikrop gelemiyor ama şunu söyleyeyim, mikrop aranızda. Bunu net olarak ifade ediyorum.”
“DOĞUM BELGEME NE ZAMAN DAVA AÇACAKLAR?”
“Ben gerçeğim ama doğum belgeme ne zaman dava açacaklar diye merak ediyorum. Trabzon’da da delikanlıydım, Kıbrıs’ta da gerçek bir Kıbrıslıyım. İstanbul’a geldiğimde de İstanbul Üniversitesi öğrencisi Ekrem İmamoğlu’ydum. 35 yıllık iş yaşamımda gece-gündüz çalıştım. Arkadaşlarım bilir. Onlarca konut ve iş merkezi ürettim. İstanbullu bir iş adamıydım. Kurduğum kulüpler, yönetcilik yaptığım kulüp ve dernekler.. Hayatımı gerçek şekilde yaşadım.”
“Karanlık işlerden ve kişilerden hep kaçmaya çalıştım. Beni İstanbul’un pazarlarına, restorantlarına, sokaklarına, caddelerine ve meydanlarına sorun. Beni okul arkadaşlarıma ve iş dünyasındaki arkadaşlarıma sorun. Ben gerçeğim. Ne sahteyim ne sahteciyim. Her adımım milletin önünde oldu. Hakkımı alanlara, hırsızlara karşı hep mücadele ettim. Şu an da mücadele ediyorum ve yine kazanacağım.”
“15.5 milyon insanın, dünyada eşi benzeri olmayan şekilde, 103 yaşındaki ninelerin bile oy kullandığı İmamoğlu gerçek bir kişiliktir. 25 milyona yakın insanın imzayla destek verdiği bir İmamoğlu var karşınızda. O kadar gerçek ki.. Pusu bilmem, iftira bilmem; bu kadar mercek altındayım ama bir tane iftira, bir tane yalan, bir tane omurgasız sözümü önüme koysunlar gelsinler özür dileyeceğim. Yoktur.
“KÖYDE ATALARIMIN MEZAR TAŞLARINA BAKTILAR”
İmamoğlu, duruşmada yer alan savcıya bakarak “35 sene öncesinin diploması üzerinden niyet okumak.. Allah size akıl fikir versin. Ruhunda sahtekarlık olan beni anlamaz. Şunu çok net söylüyorum: İmamoğlu dürüsttür, ahlaklıdır. Ben sahteciyim ha? Hadi oradan” diye konuştu.
Sözlerini şöyle sürdürdü:
“Ben demokratım. İBB Başkanı seçildiğimde ‘İnşallah gelmiş geçmiş en demokrat belediye başkanı olurum dedim. Beylikdüzü’nde de öyle. Ben hayatımı şeffaflıkla anlatırken başkaları siyaseti nasıl yapmış ona bakmak lazım. Seçimden önce terörist diyerek seçimden sonra montaj demeler.. “
“Milletimizi uyandıracağız. Buna büyük bir ihtiyaç var. Bu zihniyet sadece kendini düşünüp bana ne olacak diyor. Banane senden. Benim memleketime ne olacak, yarınları nasıl karşılayacak? Benim derdim o. Beni sahtekarlar anlayamaz. Bu iddianameyi yazana soruyorum. Bana hangi belgeyle sahteci diyeceksiniz. Köyümde atamın mezar taşlarına bile baktılar. Videolarını çektiler. Eşimin, ailemin, çevremdeki herkesin tarlalarını kazıdılar. Utanç verici. Evleri aradılar baktılar. Yazıklar olsun bunu yapanlara.”
Mahkeme başkanına doğru konuşan İmamoğlu, geçmişteki davalarında hakimlerin değiştirilmesine atıf yaparak, “Yarın size de ıslık çalacaklar. O yüzden doğru kararı vermekle yükümlüsünüz” ifadelerini kullandı.
KARAR GELEBİLİR
Bugün yapılacak duruşmada savcının mütalaasını açıklaması bekleniyor. Diğer yandan mahkemeden ek süre talep edilmezse karar verilebileceği bildirildi.
DAVA ERTELENMİŞTİ
Davanın 8 Aralık’ta yapılan son duruşması öncesi mahkeme başkanı HSK kararıyla değiştirilirken yeni atanan mahkeme heyeti, İmamoğlu’nun idare mahkemesinde diploma iptaline karşı yürütmeyi durdurma istemiyle açtığı davanın sonucunun beklenmesine karar vererek davayı ertelemişti.
Kararın ardından mahkemede konuşan İmamoğlu, “Yargılamaya niyetiniz yok sayın hakim. Çok yazık” diyerek tepki göstermişti.
İDARE MAHKEMESİ İMAMOĞLU’NUN TALEBİNİ REDDETMİŞTİ
İdare mahkemesindeki davaya bakan ve tıpkı bugün görülecek davada olduğu gibi yine HSK kararıyla heyeti değiştirilen İstanbul 5. İdare Mahkemesi ise 23 Ocak’ta açıkladığı kararla İmamoğlu’nun açtığı davanın oy birliğiyle reddine karar verdi.
