Yeşilçam, kısıtlı imkânlarla büyük düşler kuranların, bir avuç makara filmle koca bir ulusu aynı hüzün ve neşede buluşturanların hikayesidir. 1950’lerin teknik arayışlarından 1980’lerin toplumsal hicivlerine uzanan bu serüven, Beyoğlu’nun arka sokaklarında şekillenmiş ve Türk insanının kültürel DNA’sını oluşturmuştur. İşte bu devasa arşivin içinde, kimisi ilk olmasıyla, kimisi ise aykırı tarzıyla parlayan ancak popüler kültürün gölgesinde kalmış 10 özel yapım…
HALICI KIZ (1953)
Türk sinemasının efsane ismi Muhsin Ertuğrul’un yönetmen koltuğunda oturduğu bu yapım, sinema tarihimiz için bir milat niteliğindedir. Heyecan Başaran ve Agah Hün’ün başrollerini paylaştığı film, Isparta’da halı dokuyan genç bir kızın İstanbul’un karmaşasına uzanan çileli yolculuğunu konu alırken, Türkiye’nin ilk renkli uzun metrajlı filmi olma ünvanını elinde bulundurmaktadır.
İSTANBUL ÜZERİNDE UÇAN DAİRELER (1955)
Renan Fosforoğlu tarafından yönetilen ve Cüneyt Tek ile Özcan Tekgül’ün rol aldığı bu eser, Yeşilçam’ın hayal gücünün sınır tanımadığının en erken kanıtıdır. Şehir semalarında görülen gizemli bir uçan dairenin yarattığı kaosu ve uzaylılarla İstanbulluların karşılaşmasını işleyen film, Türk sinemasının ilk bilim kurgu denemesi olarak kült bir yere sahiptir.
YANGIN VAR: ESKİ İSTANBUL KABADAYILARI (1960)
Usta yönetmen Lütfi Akad’ın imzasını taşıyan bu filmde, “Taçsız Kral” Ayhan Işık ve Leyla Sayar başrollerdedir. Eski İstanbul’un o meşhur tulumbacı kültürünü ve mahalle raconunu bir paşa kızıyla mahallenin bıçkın delikanlısı arasındaki imkansız aşk üzerinden anlatan yapım, dönem atmosferini en başarılı yansıtan siyah-beyaz klasiklerden biridir.
AVARE MUSTAFA (1961)
Memduh Ün’ün yönettiği, Ayhan Işık ve Fatma Girik’in devleştiği bu film, sınıfsal farklılıklara rağmen özgürlüğünü sokaklarda arayan bir adamın hikayesidir. Zengin hayatını elinin tersiyle itip avareliği seçen Mustafa’nın toplumsal kurallarla çatışmasını anlatan yapım, karakter derinliği ve asi ruhuyla Yeşilçam’ın en özgün dramları arasında yer alır.
TURİST ÖMER (1964)
Hulki Saner’in yönetmenliğinde, Sadri Alışık’ın sinema tarihine kazandırdığı en ikonik karakterin kendi adını taşıyan ilk solo macerasıdır. Vahi Öz ile başrolü paylaşan Alışık, hayatı hafife alan, vurdumduymaz ama son derece dürüst bir adamın yanlış anlaşılmalarla dolu serüvenini anlatırken, Türk sinemasına eşsiz bir anti-kahraman hediye etmiştir.
FATOŞ’UN FENDİ TAYFUR’U YENDİ (1964)
Ertem Eğilmez’in yönettiği bu hareketli komedide Fatma Girik ve Öztürk Serengil başrolleri paylaşır. Erkeksi tavırlarıyla dikkat çeken Fatoş ile çapkın ve kurnaz Tayfur arasındaki bitmek bilmeyen rekabeti ve bu çekişmeden doğan sürpriz aşkı konu alan film, Yeşilçam’ın romantik komedi dilinin en enerjik örneklerinden biridir.
KİLİNK İSTANBUL’DA (1967)
Yılmaz Atadeniz’in yönettiği ve İrfan Atasoy ile Pervin Par’ın rol aldığı bu yapım, “Fantastik Türk Sineması”nın zirve noktalarından biridir. İtalyan çizgi romanlarından uyarlanan iskelet kostümlü gizemli bir anti-kahramanın İstanbul alt dünyasındaki acımasız mücadelesini konu alan film, karanlık atmosferi ve cesur sahneleriyle bugün dünya çapında bir kült eser kabul edilir.
ALİ BABA VE KIRK HARAMİLER (1971)
Nuri Ergün’ün yönettiği bu masalsı yapımda Sadri Alışık ve Feri Cansel başrollerdedir. Binbir Gece Masalları’nın ünlü öyküsünü Yeşilçam’ın mizahı ve sıcaklığıyla harmanlayan film, dev prodüksiyonu ve Alışık’ın unutulmaz “Açıl susam açıl” repliğiyle fantastik-komedi türünün en başarılı örnekleri arasında gösterilir.
HAMSİ NURİ (1973)
Sırrı Gültekin’in yönetmenliğinde Öztürk Serengil ve Zeki Alasya’yı bir araya getiren bu film, Karadeniz’in saf ve hareketli ruhunu İstanbul’un karmaşasına taşır. Saf bir balıkçı olan Nuri’nin şehirdeki mafyatik ilişkiler arasında kalmasını ve saflığıyla herkesi alt etmesini anlatan yapım, döneminin en popüler şiveli komedilerinden biridir.
ŞEKERPARE (1983)
Atıf Yılmaz’ın yönettiği, Şener Şen, İlyas Salman ve Yaprak Özdemiroğlu’nun rol aldığı bu başyapıt, Yeşilçam’ın son demlerinde üretilen en zeki hicivlerden biridir. Tanzimat döneminde geçen filmde, rüşvetçi Komiser Ziver ile saf Bekçi Cumali’nin bir genelev kızı olan Şekerpare etrafında dönen oyunlarını ve sistemin çürümüşlüğünü harika bir mizahla izleyiciye sunar.
