Gün batımına doğru: Klasik ve modern Western’in unutulmaz serüveni

page

Western filmleri, 19. yüzyılın sonlarında Amerika Birleşik Devletleri’nin batı sınırlarında (Old West) geçen; adaletin genellikle bir tabancanın namlusunda arandığı, medeniyet ile vahşilik arasındaki o ince çizgiyi konu alan yapımlardır. Bu filmlerin kökeni aslında sinemanın kendisi kadar eskidir. 1903 yılında Edwin S. Porter tarafından çekilen “The Great Train Robbery” (Büyük Tren Soygunu), bu türün ilk ciddi örneği kabul edilir ve izleyicinin üzerine doğrultulan o meşhur tabanca sahnesiyle sinema tarihini sonsuza dek değiştirmiştir.

İlk başlarda bu filmler, “ucuz romanlar” (dime novels) ve gazete haberlerinden besleniyordu. Gerçek hayatta yaşamış olan Billy the Kid, Wyatt Earp veya Jesse James gibi figürler, beyaz perdede devleşerek birer halk kahramanına dönüştürüldü. 1940’larda ve 50’lerde John Ford ve John Wayne gibi isimlerle “Altın Çağını” yaşayan Western, daha sonra 60’larda Sergio Leone ile İtalya’ya sıçradı ve daha sert, daha kirli olan “Spagetti Western” akımını doğurdu. Bugün Western, sadece kovboyların birbirini vurduğu filmler değil; vicdanın, onurun ve değişen dünyanın insan ruhu üzerindeki etkisini anlatan derin bir türdür.

İşte kronolojik sırayla, Western türünün mihenk taşı niteliğindeki o on muazzam film:

RIO BRAVO (1959)

Teksas’ta bir kasaba şerifi olan John T. Chance, güçlü bir yerel toprak ağasının katil kardeşini tutuklar. Ancak asıl macera tutuklamadan sonra başlar; zira kasaba kuşatılır ve şerifin elindeki tek yardım gücü, biri alkolik, biri yaşlı ve engelli, diğeri ise henüz çok genç bir silahşörden oluşan derme çatma bir gruptur.

Film, kuşatma altındaki bir karakolda geçen gerilimli bekleyişi ve karakterler arasındaki sarsılmaz dostluğu usta bir dille işler.

LIBERTY VALANCE’I VURAN ADAM (1962)

Hukuk ve düzenin, kaba kuvvet ve silah gücüyle karşı karşıya geldiği bu yapım, türün en felsefi örneklerinden biridir. Genç bir avukat olan Ransom Stoddard, vahşi bir haydut olan Liberty Valance’ın terör estirdiği bir kasabaya gelir.

Ancak kanun kitaplarının burada pek bir hükmü yoktur. Kasabanın sert ve dürüst adamı Tom Doniphon ile avukatın yolları kesişirken, film bize şu unutulmaz soruyu sorar: Gerçekler mi daha önemlidir, yoksa efsaneler mi?

BİRKAÇ DOLAR İÇİN (1965)

“Dolar Üçlemesi”nin ikinci halkası olan bu filmde, iki rakip ödül avcısının yolları, Indio adındaki azılı bir suçluyu yakalamak için kesişir. Biri genç ve hırslı, diğeri ise tecrübeli ve intikam dolu olan bu iki adam, başlangıçta birbirlerine güvenmeseler de ortak bir amaç uğruna geçici bir ortaklık kurarlar.

Sergio Leone’nin kendine has çekim teknikleri ve Ennio Morricone’nin efsanevi müzikleriyle bezeli bir kovboy operasıdır.

İYİ, KÖTÜ VE ÇİRKİN (1966)

Amerikan İç Savaşı’nın kaosu içinde geçen film, gizli bir hazinenin peşindeki üç adamın hikayesini anlatır. “İyi” (Blondie), “Kötü” (Angel Eyes) ve “Çirkin” (Tuco), altının yerini tam olarak öğrenmek için birbirlerine ihtiyaç duyarlar.

Ancak ilk fırsatta birbirlerini sırtından bıçaklamaya da hazırdırlar.Geniş açılı çekimleri ve epik final düellosuyla Western türünün zirve noktası kabul edilen bir başyapıttır.

EL DORADO (1966)

John Wayne ve Robert Mitchum’ı bir araya getiren bu klasik, bir silahşör ile alkolizmin pençesindeki eski bir şerifin hikayesini konu alır.

Güçlü bir su baronu, küçük toprak sahiplerini taciz ederken; vicdanı ve eski dostlukları arasında kalan karakterlerimiz, adaleti sağlamak için yeniden bir araya gelir. Aksiyonun yanı sıra mizahın da başarıyla yedirildiği, karakter odaklı bir anlatıma sahiptir.

BİR ZAMANLAR BATIDA (1968)

Demiryolunun vahşi doğaya uzandığı bir dönemde geçen film; intikam arayan gizemli bir mızıkacı, topraklarını korumaya çalışan bir dul kadın ve acımasız bir kiralık katil arasındaki kesişen yolları anlatır.

Batı’nın son demlerini, o eski kovboy ruhunun yok oluşunu ve sanayileşmenin getirdiği değişimi melankolik ve destansı bir atmosferle ekrana taşır.

İZ PEŞİNE (1969)

Babası öldürülen 14 yaşındaki inatçı bir kız olan Mattie Ross, adaleti kendi elleriyle aramak için yanına “Horoz” lakaplı, tek gözlü ve sert bir şerifi alır.

Yanlarına bir Texas Ranger’ının da katılmasıyla ekip, babasının katilini bulmak için tehlikeli Kızılderili topraklarına doğru yolculuğa çıkar. Korkusuzluk, sadakat ve büyüme hikayesi üzerine kurulu, duygu yüklü bir maceradır

PAT GARRETT AND BILLY THE KID (1973)

Eski iki dost olan Pat Garrett ve Billy the Kid’in yolları, değişen dünya düzeninde ayrılır. Pat Garrett artık kanun adamı olmuştur ve yerel güç odakları tarafından eski dostu Billy’yi avlaması için görevlendirilir.

Film, özgürlüğüne düşkün bir haydut ile sisteme boyun eğmiş eski bir dostun arasındaki kaçınılmaz çatışmayı, hüzünlü bir atmosfer ve Bob Dylan’ın unutulmaz müzikleri eşliğinde sunar.

DEAD MAN (1995)

Jim Jarmusch’un imzasını taşıyan bu film, alışılagelmiş Western kalıplarını yıkan “asit-western” türünün bir örneğidir. William Blake adındaki genç bir muhasebeci, Batı’ya iş için gelir ancak kendisini bir cinayet zanlısı olarak yaralı halde kaçarken bulur.

“Hiç Kimse” adındaki bir yerliyle tanışan Blake, hem fiziksel hem de ruhsal bir yolculuğa çıkar. Siyah-beyaz görüntüleri ve sürreal yapısıyla büyüleyici bir deneyimdir.

3:10 YUMA (2007)

Borç içinde yüzen ve ailesinin saygısını kazanmaya çalışan bir çiftçi olan Dan Evans, azılı bir haydut olan Ben Wade’i, hapse gönderecek olan trene yetiştirmek için gönüllü olur.

Yol boyunca Wade’in çetesiyle mücadele ederken, Evans ve Wade arasında beklenmedik bir saygı ilişkisi gelişir. Zamanla yarışan, ahlaki gri alanları keşfeden ve karakter gelişimine odaklanan modern bir klasiktir.

Exit mobile version