Batı edebiyatı yüzyıllar boyunca Türk imgesini bir kutup yıldızı gibi kullanmıştır. Türkler, Avrupalı yazarlar için sadece askeri bir tehdit veya uzak bir komşu değil; adaletin, egzotizmin, disiplinin ve hatta romantizmin simgesi olmuştur. Avrupa, Osmanlı’nın devlet yapısından sosyal hayatına, kahvesinden mimarisine kadar her alanda derin bir etkilenme yaşamış, bu durum edebiyatta “Turquerie” (Türk Modası) akımını doğurmuştur. Avrupalı aydınlar, kendi toplumlarındaki yozlaşmayı eleştirmek için sık sık “Erdemli Türk” figürüne başvurmuşlardır.
İşte bu etkileşimin en ikonik örnekleri olan eserler;
OTHELLO – 1603
Shakespeare’in bu ölümsüz tragedyası, Venedik ile Osmanlı İmparatorluğu arasındaki Kıbrıs mücadelesini merkezine alır. Başkarakter Othello, Venedik ordusunda görev yapan Mağrip kökenli bir komutandır ve görevi Kıbrıs’ı “Türk tehdidine” karşı savunmaktır. Eserde Osmanlılar, Akdeniz’in hakimiyeti için savaşılan, askeri stratejileriyle korku ve saygı uyandıran devasa bir güç olarak tasvir edilir.
KURTARILMIŞ KUDÜS (La Gerusalemme liberata) -1581
Torquato Tasso’nun bu epik destanı, Birinci Haçlı Seferi’ni anlatır. Ancak eserin kalbinde Türk ve Müslüman savaşçıların kahramanlıkları, onurları ve trajik aşkları yer alır. Özellikle kadın savaşçı Clorinda ve büyücü Armida gibi karakterler, Batı’nın Doğu’ya duyduğu hem korku hem de büyülenme dolu bakış açısını yansıtır. Türkler burada sadece “düşman” değil, şövalyelik onuruna sahip dişli rakiplerdir.
İBRAHİM BİN SOLİMAN – 1641
Madeleine de Scudéry tarafından yazılan bu hacimli roman, Kanuni Sultan Süleyman dönemini konu alır. Pargalı İbrahim Paşa’nın yükselişini, saraydaki entrikaları ve Sultan ile olan ilişkisini merkezine yerleştirir. Eser, 17. yüzyıl Fransa’sında Osmanlı saray hayatına duyulan devasa merakın en somut kanıtıdır ve Türk devlet yapısını oldukça görkemli bir dille anlatır.
FRANKENSTEIN -1818
Mary Shelley’nin bu gotik klasiğinde, olay örgüsü için kritik öneme sahip bir “Safiye” karakteri vardır. Safiye, bir Türk tüccarın kızıdır ve babasıyla birlikte İstanbul’dan kaçmıştır. Frankenstein’ın yarattığı “canavar”, Safiye’nin kaldığı evin camından onu izleyerek okumayı, yazmayı ve insan duygularını öğrenir. Safiye figürü, eserde Doğu’nun özgürlük arayışını ve Avrupa aydınlanmasına katkısını simgeler.
MONTE KRİSTO KONTU – 1844
Alexandre Dumas’nın bu dev eserinde Osmanlı etkisi, Haydée karakteri üzerinden yürür. Haydée, Osmanlı’nın Yanya Valisi Tepedelenli Ali Paşa’nın kızıdır. Babasının bir ihanet sonucu öldürülmesinin ardından esir düşen Haydée, Kont tarafından kurtarılır. Romanın intikam temasında, Osmanlı’nın Balkanlar’daki otoritesi ve o dönemin siyasi kaosu geniş yer bulur.
HACI MURAT – 1912
Tolstoy’un bu geç dönem başyapıtı, Kafkasya’da Rus İmparatorluğu’na karşı direnen efsanevi lider Şeyh Şamil’in yardımcısı Hacı Murat’ı anlatır. Hacı Murat, Ruslar ile Şamil arasında sıkışmış bir kahramandır. Eserde Osmanlı İmparatorluğu, Kafkas halklarının gözünde umut bağlanan, yardım beklenen bir “Hilafet merkezi” ve büyük bir İslam gücü olarak sürekli arka plandadır.
AZADE – 1879
Pierre Loti’nin bu yarı otobiyografik romanı, bir Fransız subayının 19. yüzyıl İstanbul’unda geçen hüzünlü aşk hikayesini anlatır. Loti, Osmanlı başkentinin sokaklarını, mezarlıklarını, kahvehanelerini ve günlük yaşamını büyük bir melankoli ve hayranlıkla betimler. Kitap, Batılı bir yazarın “Türk gibi yaşama” ve Osmanlı kimliğine bürünme arzusunun en ünlü örneğidir.
