DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, TBMM’de düzenlenen 23 Nisan Özel Oturumunda kürsüye çıkarak söz aldı.
Bakırhan, AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a seslenerek “Sayın Cumhurbaşkanı, Barış şimdi ona vurulacak mührü bekliyor. İktidar olarak sorumluluk sizdedir. Süleyman sizsiniz, mühür sizdedir. Anaların barış duası sizinledir. Millet hazırdır. Türkiye hazırdır. Tarih hazırdır. Şimdi barışın tam zamanıdır” ifadelerini kullandı.
”MECLİS OLARAK SORUMLULUK ALMALIYIZ”
Bakırhan konuşmasında okullarda yaşanan saldırılara değinerek şunları kaydetti:
”Sayın Başkan, Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısı, partilerin değerli Genel Başkanları, kıymetli milletvekilleri, değerli misafirlerimiz, değerli halklarımız Maraş’ta hayatını kaybeden çocukların ve öğretmenlerimizin ailelerine başsağlığı, hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, Siverek’te yaralanan çocuklara acil şifalar diliyorum. Ailelerine sabır, yaralılara şifa, tüm Türkiye’ye başsağlığı diliyorum. Bugün, çocuklara armağan edilmiş bir bayramı kutlarken, bir yandan da çocuklarımızın yasını tutuyoruz. Bu meselede polemik değil, ortak akıl devreye girmeli, Meclis olarak sorumluluk almalıyız ve gereğini yerine getirmeliyiz.”
“TARİHSEL AĞIRLIK 1920’LERİN AĞIRLIĞIDIR”
DEM Parti Eş Genel Başkanı, konuşmasına şunları söyledi:
”20. yüzyılın başında Cumhuriyet, fikri bir devrimdi. Kurtuluşta omuz omuza savaşan farklı halklar, farklı kimlikler olarak ortak bir zafer kazandık. Ancak kurtuluşun çoğulcu ruhu kuruluşta görmezden gelindi. Oysa o gün başka bir seçenek de vardı: Çoğulcu, demokratik, herkesin kendisi olarak var olabileceği bir Cumhuriyet. Bu imkân heba edildi. Cumhuriyet tarihte donmuş bir rejim değildir. Cumhuriyet; çağın sesini duyan, halkın taleplerini karşılayan, kendini yenileyen bir rejimdir. Her kuşağın yeniden güncellemek zorunda olduğu ortak bir mirastır. Biz de burada, bu çatı altında, Cumhuriyetin çoğulcu ve demokratik nefesi olmak istiyoruz. Bu Meclis, 100 yıl önce Cumhuriyet fikrini esas alarak kurtuluş iradesiyle kuruldu. Bugün ise barış iradesi etrafında yeniden anlam kazanıyor. Takvimler 2026’yı gösteriyor; ama bu kürsünün omuzlarındaki tarihsel ağırlık 1920’lerin ağırlığıdır. 1920’lerde dünya alt üst olurken bu topraklar kurtuluşu çoğulcu bir Meclis’te, ortak akılda buldu. Farklı sesler bir arada konuştu. Ve bu ülke ayağa kalktı.
“YAŞAMI SİYASİ REKABETLERLE DEĞİL ORTAK DEĞERLERLE İNŞA EDEBİLİRİZ”
Değerli milletvekilleri, dünyaya bakalım. Küresel düzen çatırdıyor. Ortadoğu ateşler içinde. Savaşın doğası değişti. Çatışmalar artık yalnızca cephelerde değil; ekonomilerde, enerjinin geçtiği dolaşım hatlarında, enformasyon alanlarında yürüyor. Böylesi bir dönemde iç barış bir tercih değil, tarihsel zorunluluktur. Bugün Türkiye’nin en büyük gücü, Türklerin ve Kürtlerin ortak mukadderatıdır. Tarih, Türkler ve Kürtlerin ortak coğrafya ve kaderde birlikte yaşamasını zaruri kıldı. Şimdi birlikte yaşamı siyasi rekabetlerle değil, uzlaşma alanlarıyla; ayrımlarla değil ortak değerlerle inşa edebiliriz. Bu ortaklıklar zayıflarsa devlet de zayıflar. Bu ortaklıklar güçlenirse Türkiye güçlenir. 86 milyon kazanır.
“KARŞILIKLI ADIMLARLA DÖŞENEN BİR MERDİVENDİR”
Sayın Başkan, PKK’nin silah bırakma kararı Türkiye’nin en büyük gelişmesidir. İsyan ve bastırma ile anılan topraklarımızda, silahlı bir yapının kendi iradesiyle silah bırakması nadir bir olgunluktur. Demokratik siyasete inancın sonucudur. Bu kararı küçümseyen, barışı küçümser. Ama barış tek taraflı yürünmez. Barış, karşılıklı adımlarla döşenen bir merdivendir. Her basamak bir öncekinin üzerine kurulur. Şüphesiz, devletin, siyasetin, toplumun ve örgütün atacağı adımlar vardır. Hiçbirimiz bu sorumluluğun dışında değiliz. Farkındayız, hiçbir büyük barış bir günde kurulmadı; ama hiçbir kalıcı barış da karşılıklı irade olmadan sağlanamadı. Bu dönemde tıkayan değil, yol açan bir iradeye ihtiyacımız var. Şüpheye değil güvene ihtiyacımız var.
“SÜLEYMAN SİZSİNİZ, MÜHÜR SİZDEDİR”
Değerli milletvekilleri, birlikte büyüyenler olarak birlikte kalmaktan yanayız. Şimdi birlikte barış inşa etmenin zamanıdır. Şimdi kardeşliği eşitlik hukuku etrafında örme zamanıdır. Bu, bizim kuşağımıza tarihin yüklediği yüktür. Bu yükten kaçanlar, çocuklarının yüzüne bakamaz. Bu Meclis ikinci yüzyılda barışın Meclis’i olma potansiyeline sahiptir. Barışa hiç bu kadar yakın olmamıştık. Tarih, savaşa tevessül edenleri değil, barışı kuranları yazar. 3 Meclis’in huzurunda Sayın Cumhurbaşkanına da seslenmek istiyorum. Sayın Cumhurbaşkanı, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nde ortaya koyduğunuz çözüm iradesine büyük kıymet biçiyoruz. Sayın Bahçeli tarihî bir cesaretle Türkiye’nin önünü açtı. Sayın Öcalan, 27 Şubat’ta yaptığı çağrıyla çözümün kapısını sonuna kadar açma iradesi gösterdi. Sayın Özgür Özel, Sayın Babacan, Sayın Arıkan, sayın Davutoğlu başta olmak üzere muhalefet liderleri ve siyasi aktörler barış sürecinin yanında yer aldılar. Sayın Cumhurbaşkanı, Barış şimdi ona vurulacak mührü bekliyor. İktidar olarak sorumluluk sizdedir. Süleyman sizsiniz, mühür sizdedir. Anaların barış duası sizinledir. Millet hazırdır. Türkiye hazırdır. Tarih hazırdır. Şimdi barışın tam zamanıdır! Sayın Başkan ve değerli milletvekilleri, bu Meclis, barışı kuran Meclis olsun. Bu onur nişanesiyle hatırlansın. Bu kuşak, çocuklarına savaşı değil, barışı miras bıraksın. 23 Nisan, yalnızca bir kuruluşun değil, bir yeniden doğuşun da bayramı olsun. 23 Nisan’ı kutluyor ve hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.”
