İstanbul Büyükçekmece’de 7 Haziran 2024’te halıya sarılı halde denizde cansız bedeni bulunan 24 yaşındaki Sedef Güler’in katledilmesine ilişkin davanın karar duruşması Bakırköy 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.
Duruşmaya taraf avukatları, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı avukatları, Sedef Güler’in yakınları, sanıklar Yiğit Hüseyin Ayvalık ve Fırat Baykara katıldı.
Sanık Yavuz Güngör ise duruşmaya SEGBİS aracılığıyla bağlandı. Duruşmayı çok sayıda avukatın yanı sıra kadın örgütleri ve siyasi parti temsilcileri de takip etti.
SANIKLAR KENDİLERİNİ AKLAMAYA ÇALIŞTI
Duruşmada söz alan sanıklar ve avukatları, kendilerini aklamaya yönelik savunmalar yaparken Sedef Güler’i hedef aldı.
Fırat Baykara’nın avukatı, müvekkilinin öldürme suçuna iştirak etmediğini öne sürerek, “Öldüğünü bilseydim oraya gitmezdim” beyanını hatırlattı. Avukat, dosyada “medyanın etkisiyle” cezalandırma baskısı oluştuğunu savundu. Baykara’nın TCK 281 kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini ileri süren avukat, tutuklu kaldığı sürenin dikkate alınarak tahliyesini talep etti.
Yavuz Güngör ise savunmasında, “Sabah uyandığımda Sedef öldü. Sedef kendi yaşamının kurbanı oldu. 17 sene cezaevinde kaldım. Tekrar girmemek için böyle bir olaydan dolayı cezaevine girmek istemedim. Bundan dolayı yaptığım her şeyden pişmanım” ifadelerini kullandı.
Güngör’ün avukatı da dosyada “kasten öldürme” suçuna ilişkin delil bulunmadığını iddia etti. Avukat, Sedef Güler’in “isteyerek” Yavuz Güngör’ün evine girdiğini savunarak, uyuşturucu maddeye ilişkin iddialar üzerinden Güler’i hedef alan ifadeler kullandı. Suç vasfının yanlış değerlendirildiğini öne süren avukat, müvekkilinin yalnızca “cesetten kurtulmaya yönelik” cezalandırılması gerektiğini savundu.
Sanık Yiğit Hüseyin Ayvalık ise cinayet suçlamalarını kabul etmediğini belirterek tahliyesini istedi.
YAVUZ GÖNGÖR’E AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET
Mahkeme heyeti, Yavuz Güngör’ü “kasten öldürme” suçundan suçlu bularak ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırdı.
Fırat Baykara hakkında ise “nitelikli kasten öldürme” suçuna yardım ettiği ve suç delillerini gizlediği gerekçesiyle 18 yıl hapis cezası verildi.
Yiğit Hüseyin Ayvalık hakkında yargılamanın devamına karar veren mahkeme, Ayvalık için tevkif kararı verdi.
KARŞI OYDA UYUŞTURUCU TİCARETİ DEĞERLENDİRMESİ
Karar metninde yer alan karşı oy yazısında ise Yavuz Güngör ve Fırat Baykara’nın “kadına karşı kasten öldürme” suçundan cezalandırılmasına ilişkin çoğunluk kararına katılındığı, ancak Yavuz Güngör yönünden uyuşturucu madde ticareti suçunun da değerlendirilmesi gerektiği belirtildi.
Karşı oy yazısında, kamera kayıtlarına göre Sedef Güler ile Yavuz Güngör’ün olay gecesi bir araya geldikleri, daha sonra Fırat Baykara’nın evine gidildiği, Güler ile sanıkların yan yana ve konuşur vaziyette olduklarının anlaşıldığı aktarıldı.
Yazıda ayrıca Adli Tıp Kurumu raporuna göre Güler’in kanında yüksek dozda metamfetamin bulunduğu kaydedildi. Bu miktarın, kişinin toleransına göre ölüm meydana getirebilecek düzeyde olduğuna dikkat çekilen karşı oy yazısında, Güler’in bu miktardaki uyuşturucu maddeyi kendisinin temin ettiği ve kullandığına ilişkin kabulün mümkün olmadığı savunuldu.
Karşı oy yazısında, Yavuz Güngör’ün savunmaları ve Fırat Baykara’nın kolluk ifadesi birlikte değerlendirildiğinde, uyuşturucu maddenin Yavuz Güngör tarafından temin edilerek Sedef Güler’e verildiği sonucuna varıldığı belirtildi.
SEVDA DEMİRTAŞ: “KARARA KARŞI İSTİNAFA BAŞVURACAĞIZ”
Duruşmanın ardından açıklama yapan ailenin avukatı Sevda Demirtaş, Fırat Baykara yönünden verilen karara karşı istinaf yoluna başvuracaklarını söyledi. Demirtaş, mahkeme başkanının muhalefet şerhinde yer alan değerlendirmeleri kabul etmelerinin mümkün olmadığını belirtti.
Demirtaş, şunları söyledi:
“Fırat Baykara yönünden verilen karara karşı istinaf yoluna başvuracağız. Mahkeme başkanının görüşünü belirten muhalefet şerhini ise kabul etmemiz mümkün değildir. Bilinçli taksirden söz etmemiz imkansız. Her iki sanığın da kadına karşı kasten öldürme suçundan cezalandırılması gerekirdi. Sedef’in öldürülmesine iştirak eden diğer şüphelilerin de cezalandırılması için müdahil olmaya devam edeceğiz.”
Avukatın Sesi İnisiyatifi tarafından yapılan basın açıklamasında da Sedef Güler’in katledilmesinin “münferit bir olay değil, toplumsal bir trajedi” olduğu vurgulandı.
Açıklamada, Güler’in katledildikten sonra failler tarafından günlerce saklandığı, kaçma planları yapıldığı ve delillerin karartıldıktan sonra göle atıldığı belirtildi. Sanıkların yargılama boyunca pişmanlık göstermediği, aksine Sedef Güler’in hatırasına hakaret boyutuna ulaşan savunmalar yaptığı ifade edildi.
Açıklamada, kadın cinayetlerinde cezasızlık politikasına dikkat çekilerek İstanbul Sözleşmesi ve 6284 sayılı kanunun etkin uygulanması gerektiği vurgulandı. Açıklama, “Kadın cinayetleri politiktir. Failleri koruyan bu düzeni yıkana kadar mücadeleye devam edeceğiz” sözleriyle sonlandırıldı.
