Hassas Ekonomi / Yeni bir iktisadi kavram

Hassas Ekonomi Yeni bir iktisadi kavram

İki üretim dilli bir dünyadayız. Biri iş dünyasının, diğeri edebiyat-sanatın dili. Bu iki dil birbiriyle karışırsa ancak ortalık durulacak. Yoksa bu gidişin kazananı yok.

Hassas Ekonomi dediğimiz, bu iki dilli model Türkiye çıkışlı… Dünyada bilinen Yeşil Ekonomi ve Mavi Ekonomi’nin daha iyi anlaşılıp uygulanabilirliği, Hassas Ekonomi dediğimiz edebiyat – sanat – iş dünyalarının üretim dillerinin iç içe geçip harmanlanarak yeni ekonomik model üzerinden yürümesiyle mümkün.
Şikâyet ettiğimiz dünya almış başını gidiyor. Bozulan ekonomi, insan, çevre, iklim ortada…

Dil bir haykırıştır. İş dünyası edebiyatın sanatın diliyle konuşmaya çalışırsa hem çalışanının aidiyeti hem tüketicisinin üretilen ürüne güveni artacak. Kuşaktan kuşağa sürecek şirketleri kim istemez! Ya da kültürü oluşmuş toplumları?

Kültürü oluşmadan yapılan çevreci ekonomilerin istenen başarıyı yakalayamaması sürpriz değil. Toplumların kültürünü oluşturan edebiyat ve sanattır. Bunu herkes biliyor. Biliyor da nasıl, ne ölçüde uygulanıyor?
Maksimum kâr için yapmadığını bırakmayan şirketlere karşın kendini edebiyat ve sanatla besleyen şirketler de var elbette ve son dört yıldır ‘Hassas Ekonomi’ dalında ödül alıyorlar. Bu yıl haziran ayında Prestij Platformu tarafından İstanbul’da düzenlenen Yaşama Değer Katanlar Ödül Töreni’nde BORUSAN Vakfı Hassas Ekonomi ödülüne layık görüldü ve bizleri memnun etti.
Hassas Ekonomi dediğimiz model ülkemizden kaynaklı. Geri kalmış ve gelişmekte olan ülkelerde öncelikle uygulanması adeta zorunlu bu model ile dünyada gittikçe bilinen diğer Yeşil ve Mavi Ekonomi modelleri daha rahat içselleştirilip uygulanabilecek. Hassas Ekonomi olarak dillendirmemizin nedeni, her iki dünyanın birbirine hassasiyetle yaklaşmasıdır.
Hassas Ekonomi’yi iktisadi bir kavram olarak dillendiriyoruz ki herkes için değer yaratacak edebiyatı, sanatı katalım ekonomiye ve böylece kültürü yaratılmadan uygulamaya konulan çevreci ekonomiler istediğimiz yere varabilsin. Arıtma tesisi var fakat o bilinç olmayınca çalıştırılmıyor. Neymiş! Maliyeti arttırıyormuş!
Bizim cevabımız hazır:
Tüketen toplum düzeninde edebiyat ve sanattan beslenen iş dünyasının değer yaratan üretimi güvenilir, aranır ve sürdürülebilir olur ancak.

EKONOMİ ve SANAT EDEBİYAT NASIL İÇ İÇE İLERLER

İş dünyasının sahip olmak isteyen zekâsı yakıp yıkarken anlamak isteyen zekâ dönüştürür, geliştirir. Girişimci yazar John Elkington ekosistem, çevrecilik, YEŞİL EKONOMİ derken girişimci ve ekonomist, yazar Gunter Pauli iklim, denizler, biyoçeşitlilik, MAVİ EKONOMİ diyordu. Biz de Türkiye’den yazar Esra Alkan olarak yeşili, doğayı kavramak için öncelikle insana varan yolu döşeyen edebiyat sanat ne kadar hayatımızın içinde diye sorduk, yolumuza HASSAS EKOMOMİ dedik, yakıştı.

Hatırlayalım ki toplumları geleceğe taşıyan kültürel sermayeleridir.
Bizimle işbirliği yapmak isteyen şirketler, kurumlar, vakıflarla sanat ve edebiyat dünyasını PRESTİJ Platformu olarak samimi yerden buluşturmaya hazırız.
Gelişmekte olan ülkelerde öncelikle sanatla edebiyatla beslenmeyen ekonomi, ürettiği değeri sürdüremiyor. Hesap ortada.

Hatırlayalım ki toplumları geleceğe taşıyan kültürel sermayeleridir. Hassas Ekonomi modelinin dengeleri kurulduğunda tüketime şartlanan tüketicinin bir yandan tüketirken diğer yandan kültürel sermayesini artırması mümkün.

Herkes için değer katacak sanatı edebiyatı katalım ekonomiye, bakalım ülkemizde ve komşu ülkelerde neler oluyor?

Exit mobile version