DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan’dan süreç tepkisi: ‘Güven krizi var’

Tuncer Bakırhan

İktidar bloğunun “Terörsüz Türkiye” başlığıyla başlattığı sürece ilişkin DEM Parti cephesinden eleştiriler gelmeye devam ediyor. DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, sürecin mevcut durumuna ilişkin yaptığı açıklamada, komisyon dışında iktidarın somut bir adım atmadığını ifade etti.

YENİ YAŞAM’A KONUŞTU

Gelişmelere ilişkin Yeni Yaşam gazetesine konuşan Bakırhan, “Gelinen aşamada ‘Barış ve Demokratik Toplum’ sürecinde bir kırılmadan söz edebilir miyiz?” sorusu üzerine şu değerlendirmelerde bulundu:

“Süreç devam ediyor ama süreçte bir kırılma ve güven krizi var ve bu kırılmanın sorumlusu bizatihi iktidarın tercihleridir. Süreç başladığından bu yana komisyon dışında iktidar tek bir pratik adım atmadı. Toplumun taleplerini gören, destekleyen bir girişimde bulunmadı. Bunun yerine tüm enerjisini Kuzey ve Doğu Suriye’ye ayırdı. Suriye’ye harcadığı çabanın binde birini buraya ayırmış olsaydı, bugün bu tablo ile karşılaşmayacaktık.”

“HALİL SALDIRISIYLA GÜVENSİZLİK DERİNLEŞTİ”

Bakırhan, sürecin Suriye politikasıyla gölgelendiğini savunarak şöyle devam etti:

“Biz defalarca hem kamuoyu önünde hem de iktidar ve devlet yetkilileriyle yaptığımız görüşmelerde şunu söyledik: ‘Suriye dosyasını buradaki sürecin önüne koymayın. Türkiye’de atacağınız her olumlu adım, zaten Suriye’de de çarpan etkisi yaratır.’ Halep saldırısıyla sürece sabotaj yapıldı ve toplumda güvensizlik derinleşti.”

“MUAZZAM BİR DUYGUSAL KIRILMA YAŞANDI”

Tuncer Bakırhan, Kürt toplumunda yaşanan duygusal kırılmaya da dikkat çekerek şunları söyledi:

“Tarih boyunca değişen sosyolojiyi ve politik psikolojiyi okuyamayan devletler, tarihin ve toplumun gerisine düşer. Bugün sahadaki gözlemlerimiz ve görüştüğümüz çok farklı çevrelerden insanların aktardıkları, Kürtlerin Halep’e ve Rojava’ya yönelik saldırıların ardından muazzam bir duygusal kırılma yaşadığını gösteriyor.”

“KARŞI DURUŞ GÖRÜLMEDİ”

Bakırhan, hükümetin ve ilgili kurumların söylemlerine de tepki göstererek, Kürtler açısından kırılmanın temel nedenlerinden birinin sessizlik olduğunu ifade etti:

“Hükümet temsilcilerinin açıklamaları, medya düzeni ve sosyal medyada yayılan ırkçı hezeyanlara karşı ne hukuki ne de siyasi bir karşı duruş sergilendi. Bu durum, kırılmayı daha da derinleştirdi.”

Exit mobile version