Ayşe Barım hakkında ağırlaştırılmış müebbet talebi!

Son Dakika… Ayşe Barım hakkında yurt dışına çıkış yasağı getirildi

12 yıl önceki Gezi Parkı eylemlerine ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında yargılanan ID İletişim’in sahibi menajer Ayşe Barım dosyasında kritik bir aşamaya gelindi. İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi’ne sunulan savcılık mütalaasında, Barım hakkında talep edilen ceza ağırlaştırılmış müebbet hapse yükseltildi. Davanın karar duruşmasının yarın yapılması bekleniyor.

12 yıl önceki Gezi Parkı eylemlerine sanatçıları yönlendirdiği iddiasıyla tutuklanan, 248 gün cezaevinde kaldıktan sonra 1 Ekim’de tahliye edilen ID İletişim’in sahibi menajer Ayşe Barım hakkında savcılık, esas hakkındaki mütalaasını İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi’ne sundu.

İddianamede Barım’ın “Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım” suçundan 22 yıldan 30 yıla kadar hapisle cezalandırılması istenirken, duruşma savcısı “Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis talep etti. Davanın karar duruşması yarın görülecek.

Dizi-film sektöründe tekelleşme iddialarıyla gözaltına alındıktan sonra, Gezi Parkı eylemlerinin “planlayıcılarından” olduğu iddiasıyla 28 Ocak’ta tutuklanan Barım, ajansına bağlı sanatçıları eylemlere yönlendirdiği gerekçesiyle yargılanıyordu. Savcılık, celse arasında 16 Ocak’ta mahkemeye sunduğu mütalaada, iddianamedeki “yardım” suçlaması yerine Barım’ın doğrudan iştirak kapsamında cezalandırılması gerektiğini ileri sürdü.

“GEZİ EYLEMLERİ PLANLI VE SİSTEMLİ YÜRÜTÜLDÜ”

Mütalaada, Gezi Parkı eylemlerinin bir organizasyon dahilinde, planlı ve sistemli biçimde yürütüldüğü savunuldu. Barım’ın, toplumda yüksek görünürlüğe ve etki gücüne sahip sanatçı-oyuncular üzerinden planlama, organizasyon ve yönlendirme faaliyetlerinde bulunduğu; süreci sosyal medya ve sahada yönettiği iddia edildi.

Barım’ın eylemler öncesinde ana aktörlerle doğrudan iletişiminin bulunmadığı, ancak hazırlık ve başlangıç sürecinde sık ve sistemli temas kurduğu, bu görüşmelerin tesadüf olarak değerlendirilemeyeceği kaydedildi.

Savcılık, eylemlerin görünürde demokratik protesto olarak sunulmasına karşın, asıl amacın ülke genelinde kaos ve kargaşa yaratmak ve hükümeti ortadan kaldırmak olduğunu ileri sürdü. Şirketine bağlı sanatçılar aracılığıyla sosyal medyada #occupyturkey ve #DirenGeziParkı etiketlerinin koordineli biçimde paylaştırıldığı, yaygınlaştırma faaliyetleri yürütüldüğü belirtildi.

Mütalaada, Barım’ın menajerlik şirketine bağlı sanatçılarla organize biçimde Gezi Parkı’nda buluştuğu, bazı sanatçıların bildiri okuduğunun tespit edildiği ifade edildi. ID İletişim’e ait kurumsal hesaplar ile sanatçıların sosyal medya hesaplarının ve sahadaki faaliyetlerin eşgüdümlü yönetildiği aktarıldı.

“TERÖR ÖRGÜTLERİ İÇİN UYGUN ZEMİN OLUŞTU”

Savcılığa göre, oluşan karmaşa ortamı PKK/KCK, DHKP-C, TKP/ML-TİKKO ve MLKP gibi yasa dışı silahlı örgütler ile marjinal grupların faaliyetlerine elverişli bir zemin yarattı. Bu süreçte hükümeti ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs suçuna iştirak edildiği ileri sürüldü.

Barım’ın, Gezi Davası ana sanıklarından firari Mehmet Ali Alabora ve hükümlü Çiğdem Mater Utku ile doğrudan irtibatlı olduğu; irade gösteren, danışılan ve onayı alınan kişi konumunda bulunduğu öne sürüldü. Sanatçıların ifadelerinde eylemlere kendi iradeleriyle katıldıklarını belirtmelerine karşın, sanıkla kurulan yoğun iletişimin içeriğinin hayatın olağan akışına uygun şekilde açıklanamadığı, bu durumun iletişim kayıtlarıyla örtüşmediği vurgulandı.

Mütalaada, Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin 2023/12611 Esas, 2023/6359 Karar sayılı ilamına atıf yapılarak, Gezi Parkı eylemlerinin “Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini Ortadan Kaldırmaya Teşebbüs” suçunu oluşturduğu görüşü benimsendi.

Ayşe Barım hakkında kararın, yarın yapılacak duruşmada açıklanması bekleniyor.

Exit mobile version