Fransa, Ukrayna’nın hava savunmasını tahkim etme stratejisi kapsamında rotasını Ege kıyılarına kırdı. Ekathimerini gazetesinin 10 Nisan tarihli çarpıcı haberine göre Paris, Yunanistan envanterinde bulunan Mirage 2000-5 savaş uçaklarının Kiev’e devredilmesi için diplomatik baskıyı eşi görülmemiş bir düzeye çıkardı. Fransa’nın bu hamlesi, Ukrayna semalarında Rus seyir füzeleri ve Shahed İHA sürülerini etkisiz hale getirmede yüksek başarı gösteren Mirage uçaklarının sayısını artırmayı ve böylece Ukrayna’nın hava savunma mimarisini modernize etmeyi hedefliyor. Ancak Atina cephesi, bu talebe karşı oldukça temkinli ve dirençli bir duruş sergiliyor.
RAFALE TEŞVİKLERİ VE ATİNA’NIN STRATEJİK DİRENCİ
Yunanistan’ın bu transfer konusundaki isteksizliğini kırmak isteyen Fransa yönetimi, masaya “havuç” olarak nitelendirilebilecek cazip bir savunma paketi koydu. Paris’in, Atina’ya Mirage uçaklarını devretmesi karşılığında çok daha gelişmiş olan Rafale savaş uçaklarını önemli ölçüde indirimli fiyatlarla sunmayı teklif ettiği bildiriliyor.
Atina, daha önce Kiev’e Crotale füzeleri ve çeşitli mühimmat tedarik ederek desteğini göstermiş olsa da, hava kuvvetlerinin vurucu gücünü eksiltecek bir hamleye, mali ve stratejik garantiler tam olarak sağlanmadan sıcak bakmıyor. Özellikle ABD destekli silah alım fonlarıyla ilgili karmaşık mali yükümlülükler ve Yunan iç siyasetindeki hassasiyetler, Başbakan Miçotakis hükümetinin elini kolunu bağlıyor.
UKRAYNA SEMALARINDA FRANSIZ ETKİSİ: KATMANLI HAVA SAVUNMASI
Fransa’nın bu ısrarının arkasında, Ukrayna’da halihazırda görev yapan Mirage uçaklarının sergilediği üstün performans yatıyor. Ukraynalı pilotların raporlarına göre bu uçaklar, özellikle Rusya’nın kritik altyapıya yönelik bombardımanlarını engellemede hayati bir rol oynamaya başladı.
Paris, uzun vadede Ukrayna’yı tamamen Rafale sistemlerine geçirmeyi planlasa da, geçiş sürecinde Atina’dan gelecek ek Mirage’ların, acil muharebe hava devriyeleri ve hava sahası güvenliği için kritik bir “köprü” görevi göreceği değerlendiriliyor. Ukrayna’nın katmanlı hava savunma ağına bu jetlerin entegrasyonu, cephe gerisindeki sivil yerleşim yerlerinin korunması açısından stratejik bir zorunluluk olarak görülüyor.
BASRA KÖRFEZİ’NDE YENİ CEPHE: HÜRMÜZ BOĞAZI KOORDİNASYONU
İki ülke arasındaki diplomatik trafik sadece Doğu Avrupa ile sınırlı değil; Orta Doğu’daki gerilim de masadaki ana gündem maddelerinden birini oluşturuyor. ABD, İsrail ve İran arasındaki çatışmaların ardından Fransa, enerji arz güvenliği için kritik öneme sahip olan Hürmüz Boğazı’nda ticari gemilere eşlik edecek ortak bir deniz gücü oluşturulmasını önerdi.
Yunanistan bu teklifi başlangıçta kamuoyuna mesafeli bir tutumla reddetmiş gibi görünse de, perde arkasında yetkililerin bu planı derinlemesine incelediği belirtiliyor. Hem Atina hem de Paris, bölgedeki aktif bir deniz misyonunun ancak mevcut tansiyonun düşmesiyle ve Körfez ülkelerinin uzun vadeli iş birliği taahhüdüyle mümkün olabileceği konusunda mutabık kalmış durumda.
SAVUNMA ANLAŞMASI YENİLENİYOR
Ukrayna ve Orta Doğu eksenindeki bu yüksek gerilimli pazarlıklara rağmen, Yunanistan ve Fransa arasındaki savunma iş birliği sağlam temeller üzerinde yükselmeye devam ediyor. 2021 yılında imzalanan ve iki ülke arasındaki askeri ittifakı perçinleyen tarihi ikili savunma anlaşmasının, önümüzdeki haftalarda herhangi bir köklü değişikliğe gidilmeden resmen yenilenmesi bekleniyor.
Bu yenileme, Mirage ve Rafale pazarlıklarının gölgesinde kalsa da, her iki ülkenin de bölgedeki jeopolitik sarsıntılara karşı birbirini en yakın müttefik olarak görmeye devam ettiğinin en somut nişanesi olarak değerlendiriliyor. Atina ve Paris arasındaki bu stratejik denge, hem Avrupa’nın doğu sınırlarını hem de Akdeniz-Körfez hattındaki istikrarı şekillendirmeye devam edecek.
