Rusya‘daki yayın kuruluşlarında ortaya atılan iddia gündemi sarsarken bölgedeki gerginliğin gün geçtikçe artırdığını bir kez daha gözler önüne serdi.
Açıklamada, “Elde edilen bilgiye göre, Londra ile Paris, böyle bir silahın Kiev’e teslim edilmesi konusunda çalışmalar yapıyor. Kiev, nükleer bombaya veya kirli bombaya sahip olursa, daha uygun koşullarda çatışmaları sonlandırabilecek” ifadelerine yer verildi.
SVR, söz konusu planların İngiltere ve Fransa’nın “gerçeklik algısını kaybettiğini” gösterdiğini savundu. Açıklamada ayrıca, Almanya’nın bu tür bir plana dahil olmayı reddettiği de iddia edildi.Rusya Dış İstihbarat Servisi (SVR) 2023 yılında da Ukrayna hükümeti Rivne santralinden radyasyonlu yakıt gönderdiğini ve Ukrayna’nın “kirli nükleer bomba” üzerinde çalıştığını iddia etti. SVR Direktörü Sergey Narışkin Batı’nın buna göz yumduğunu ifade etmişti. Bu iddialar dış kaynaklar tarafından “doğrulanmamış” veya spekülatif olarak değerlendirildi.
Diğer yandan 2024 yılında ise Kremlin’e yakın medya kanalları, İngiltere’nin Ukrayna’ya yönelik bir nükleer saldırı planladığı yönünde iddialar yayımladılar. Bu haberler uluslararası medya tarafından yanlış bilgi/propaganda olarak yorumlandı. Radyasyonlu yakıt (kullanılmış nükleer yakıt) hem çok yüksek düzeyde radyoaktivite içerirken hem de stratejik açıdan hassas maddeler barındırıyor. Nükleer reaktörde kullanıldıktan sonra yakıt çubukları yoğun gama ve nötron radyasyonu yayıyor bu nedenle özel havuzlarda veya kuru depolama sistemlerinde muhafaza edilerek taşınması sıkı güvenlik önlemlerine tabi tutuluyor.
Oda tv’de yer alan habre göre, kullanılmış yakıtın içinde plütonyum ile birlikte sezyum -137 ve stronsiyum -90 gibi yüksek radyoaktif fisyon ürünleri bulunuyor. Bu maddeler ileri teknoloji gerektiren yeniden işleme yöntemleriyle ayrıştırılabilir ancak kullanılmış yakıt doğrudan nükleer silah yapımına uygun şartları sağlamıyor. Nükleer silah için özel olarak zenginleştirilmiş uranyum ya da silah kalitesinde plütonyum kullanılıyor. Buna karşılık, bazı radyoaktif maddeler teorik olarak “kirli bomba” olarak adlandırılan ve patlamadan ziyade radyasyon yaymayı amaçlayan cihazlarda kullanılıyor. Bu tür materyaller uluslararası denetime tabi tutuluyor ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) tarafından izlenerek takibi yapılıyor. Nükleer yakıtın kaybolması, izinsiz taşınması ya da güvenlik zincirinin dışında hareket etmesi ciddi diplomatik ve güvenlik krizlerine yol açabiliyor.
